Umursasak da mı saklasak, umursamasak da mı saklasak

Bir süredir etliye, sütlüye, devlete, topluma, aileye, eğitime ve benzerlerine çok daha az kafa yoruyorum.

Bunun başat iki sebebi var:

  1.  Son zamanlar için…
     
  2. Mazoşizm’in de özgürlüğe dahil olması.


Görsel

Önce biraz Grafik, biraz Matematik..

Her şey o kadar NET ortadaki, açıklama yapmak okuyana hakaret bile sayılabilir. Ama “hayatım boyunca sözelci idim, grafiklerden hiç anlamam” diyenler için 2 satır yazayım:

Dolar, Hep artmış ve Hep Artacak. // Geleceği biliyorum evet 🙂
[Ne zamana kadar? “Pişt ABD, Kanada’ya koyduğum ambargoyu delersen, ben de Beyaz Saray’ın çatısını delerim” diyebileceğimiz zamana kadar]

Cehennem, Damat’ı ve kayın pederini havada kapacak..
Emek emek çalışanından, emeklisine, çoğundan ayrı çalışmak zorunda kalan anneden, annesiz öksüze.. herkes fakirleşti. Damat’ın ülkeye verdiği zarar Darbenin yaklaşık 3 Katı büyüklüğünde. İnanmayan eline cetvel alıp yukarıdaki rakamların arasını ölçebilir.

Hal böyle ayna gibiyken iken, Neden %çoğunluk,  30 liraya aldığı ürün 50 lira olmuşken, 80 liraya da gitmesinin önünü açacak şekilde oy verdi diye sorulabilir..

Bunun sosyolojik, siyasal ve psikolojik pek çok açıklaması olabilir ancak şu anda Reel-Matematik-Gerçeklerden, yorumlara açık konulara geçme niyetim yok.

Zira;
Göbeğini kaşımak da, Bile bile lades demek de demokrasiye dahil..
30 yıldır CHP’den / Milliyetçilerden / Sağdan / Soldan başkasına oy verdim diye safiyane böbürlenmek de.

Oysa gelişimi sağlayan dönekliktir. Hengameli bir tartışmadayken, elimizi güçlendirmek için “İyi de kardeşim Bilimsel olarak kanıtlanmış…” cümlesini, savımıza garnitür yaparken gözden kaçırdığımız bir şey var: Bilim, dönek ve kaypaktır. [Bkz: Yıllarca ülser, “bilimsel olarak” psikosomatik bir hastalık iken, sonradan bir tür bakterinin sebep olduğu mikrobiyal bir hastalık olabilir ve yine bilimsel olarak elbette. Kaldı ki önümüzdeki hafta, yine bilimsel olarak genetik bir hastalık olarak tanımlanabilir]

Sadece siyasi konularda değil Her konuda, doğruyu fark ettiğinde; onlarca yıllık geçmişiyle/kendisiyle ve çevresiyle çatışmak pahasına bile olsa, Doğruya yönelmek bir Erdemdir.

Bununla birlikte çok ne yazık ki, özellikle TR’de günlük hayat dinamikleri böyle işlemiyor.

“Fenerbahçe’nin borçlarından devlete ne arkadaş, halk nasıl ödüyorsa onlar da ödesin borcunu” demesini beklediğin asgari ücretli bir çalışan, bundan memnunluk duyup, “helal olsun” çekebiliyor.

Yahut, sanki kendisi de hastaneler-eczaneler arasında zincir dokurken, önce doktordan sonra eczacıdan sonra yeniden doktorlardan hat-trick zulüm görmüş bi kişi, akla zarar bir şekilde “hastane de yapmasalardı” diyebiliyor.  Ya da bir başkası sırf rakipleri yaptığı için hızlı trene karşı çıkabiliyor.

Kürtlük, Türklük, Din ve Atatürk mevzuları var ki, siyasetine bunları alet etmeyene siyasetçi,
bu zokaları her seferinde yemeyene seçmen denilmiyor neredeyse, o derece..

Atalarımız,
her görüş için üstelik her ülkede geçerli bir söz icat etmiş:
Öyle saça böyle tarak..

Uzun süredir ülke gündeminden kopmuştum ama arkadaş sohbetlerinde ara ara kendimce iyi olabilecek fikirlerimi beyan ediyordum. Lakin havanda su dövmekten öte gitmeyen KOCAMAN bir zaman kaybından ibaret her şey. Acı ama böyle.

Her şeyi geçtim, Çocuklara ve Kadınlara yapılan şiddet ÇIĞ gibi büyürken, HİÇ BİR Siyasi lider bunu kendine DERT edinmiyor. ÇIĞLIK Çığlık meydanları, TV ekranlarını inletmiyor. Koltuk mücadelesi yaptığı rakibini anlatırken boyun damarları şişe şişe haykıranlar, sümbül kokulu bir çocuğa yapılan zulüm karşısında Kıyameti koparmıyorlar.
Bir caninin 13 kez serbest bırakılıp ardından katliam yapması karşısında, 13 gün Açlık Grevi yapmak ya da kravat taktı diye serbest bırakan hakimler hakkında suç duyurusu yapmak şöyle dursun, içtenlikle 13 DAKİKA bile gündemine almıyor HİÇ BİRİ!

Düşündükçe o kadar deli oluyorum ki, affınıza sığınarak küfredeceğim.
Başta Çocuklar ve Kadınlar olmak üzere, güçsüzleri ve ezilenleri dert etmeyen güç sahiplerinin Hepsinin Allah Belasını Versin!

Madem gündemle(?) ve siyasilerle ilgilenmiyorum, bunca şeyi neden yazdım?
Siz de onları umursamayın, onların hiç birinden bir şey beklemeyin diye.

Herkes kendini geliştirse ve çevresinden bir iki kişiye örnek olsa, ülke ve gezegen mertebe atlar.
Biz kendi işimize, eşimize, çocuğumuza, çevremize; siyasileri ve tepedekileri umursamadan, öyle bi odaklanalım ki,  her şeyi öyle güzel yapalım ki, onlar bizi takip etsin biz onları değil.

 

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir