Mutluluğun Formülünü Kodlamak #1

Bin yıllardır süre gelen bazı sorular var;
İnsan neden yaşar? Hangi hedefe yönelik yaşamalıdır?
İnsan nasıl mutlu olur?

Hayatı daha içkin kılmak için bolca mutlu olmak mı gerekir?
Mutluluk nedir?


Mutluluğun ne olduğunu, ünlü düşünür Demet Akalın şöyle özetlemiş:

Senli, Benli, Çocuklu

 

..diyecektim, lakin youtube’u açınca gördüm ki; şarkı öyle değilmiş 


Peşinen kabul etmemiz gereken bir durum var: İnsana dair hemen her şeyde olduğu üzere bu tür soruların da 9 ayrı cevabı var.

Evet farklı 9 cevap

Neden “dokuz” diye harbiden merak ediyorsanız; devam etmeden önce uzunca bir ara verip şu üç şeyi yapmalısınız:

  

–1) WestWorld izleyin. //en azından ilk sezon
–2) Enneagram okuyun. //en azından bir kitap
–3) Bu ikisini birleştirip; başta kendinizin yaşadığı bunca yılı, ardından yakınlarınızın ve/ya tanıdıklarınızın yaşam şekillerini düşünün.

Bu üçleme bize şöyle kapılar açmış ola… | ama bi dakika, böyle konu havada kalacak.

Peter van Houten romanı gibi olacak ama önce bir ve ikinci maddelere “yapıldı ✓ tiki” gelsin,
ondan sonra devam edelim

 

Gezegen Mühendisi Aranıyor #13 : Robotlar 1 – Atlas, Spot, ANYmal

Sadece “Robotlar” başlığı altında onlarca hatta yüze varan sayıda konu yazılabilir ama malum; başkalarının ve kendi haddimizi ölçmek, zamanın ruhunun resmini çekmek için Günümüz dünyasına bakıyoruz.

(Okurken içinden; “İyi de Resim çizilir, Fotoğraf çekilir” düşüncesi geçenler, buraya tıklayın)

Devam etmeden önce, henüz okumadıysanız bütünlük açısından önce şu yazıları okumalısınız:
###1 Biz iyi, eller kötü, ###2 Geçmiş Kahramanlar & Okumak, ###3 Merkezdeki Biz miyiz?, ###4 Çapın Yüzde Kaç?, ###5 En “EN” Sen, ###6 Haddini Bilmek, ###7 Kokpitteki Sinek###8 :Sanat###9 :Biyoloji###10 :Yaşam, ###11: 3D Yazıcılar, ###12: Büyük Veri // kaynak-ileri okuma: dünyahalleri, görsel: timetoast


 

İlk konuğumuz, Boston Dynamics ve popüler robotu Atlas.

Atlas’ın önüne bir takım tümsekler konur ve bunların yüksekliğini tespit edip, üzerine sıçraması için başlatılır.

Kasım 2017’de ulaşılan -süpriz sonlu- durum:

 

Ardından Atlas’ın önüne tomruk gibi başka engeller konur, ayrıca yakın engeller için tek ayağı üzerinde zıplayarak diğerine geçmesi ve üstelik bunları koşarak yapması için programlanır.

Ekim 2018’de ulaşılan durum:

 

Sanki birisinin “Peki bunlar tamam da Atlas daha karmaşık hareketler yapabilir mi?” sorusuna yanıt verircesine

Eylül 2019’daki durum:

 

Belki de robotlar, dünyayı ele geçirmek değil, Balerin olmak istiyor ne malum? 

Ya da şarkılara dansla eşilik etmek belki?

 

Bu arada bilgi güncellemesi de yapalım. Boston Dynamics, 2017 itibariye artık Toyota‘dan sonraki en büyük 2. anonim Japon şirketi olan Soft Bank‘a ait.

E İsviçreli araştırmacıların boş duracak hali yok 🙂 -Muhtemelen 2009’daki BigDog‘u gördükten- 2012’de ANYbotics firmasını kurmuşlar. Ve robotlarının dans etmek yerine zorlu fabrika ve inşaat koşullarında çalışabilmesini amaçlamışlar.

Bu bağlamda ANYmal C‘yi üretmişler. // hem kelime oyununu hem de kinayeyi fark etmişsinizdir umarım 😉

 

Yakından takip edenler buna benzer bir video gördüğünü anımsar gibi olacak ama aynı zamanda sanki bu değildi hissiyatına kapılacak muhtemelen. Evet bu değildi. Yukarıdaki sarı renkli SpotMini’nin, aşağıdaki videosunu görmüştük.

Tarihlere bakınca anlaşılacağı üzere Boston Dynamics, SpotMini videosunu neredeyse direk ANYmal C’yi hedef alarak hazırlamış denebilir.

 

Son olarak Sinan Ergin’in veciz sözü eşliğinde, aşağıdaki video ile bu tarz robotlar faslını burada bitirelim. İkinci bir yazıda; sıra dışı yapım malzemelerine, farklı yerlerde kullanımlarına ve çeşitli amaçlarına göre diğer robotlara bakalım –robot deyince hemen akla gelmeyen türdekilere-


 

Hiç ama hiç kimse başarısız değildir.
Sadece erken vazgeçenler vardır.

Gezegen Mühendisi Aranıyor #12 : Büyük Veri – Şarkılardan Ekonomi Tahmini

Bu seride başlık açmak istediğim hayli çok konu var ama şimdiden 12’yi bulduğu için sadece Ana Başlıklar halinde gitmek daha derli toplu olacak gibi duruyor.

Bununla birlikte; seri içinde “Mevcut Durum”a baktığımız Biyoloji, Sanat, 3D Yazıcılar.. gibi genel başlıklar biraz levitasyona* maruz kaldığı için bu kez, konu içinden bir örneği de başlığa taşıdım 😉
// Clickbait?
// Belki..

Bütünlük açısından okunması gereken önceki yazılar:
###1 Biz iyi, eller kötü, ###2 Geçmiş Kahramanlar & Okumak, ###3 Merkezdeki Biz miyiz?, ###4 Çapın Yüzde Kaç?, ###5 En “EN” Sen, ###6 Haddini Bilmek, ###7 Kokpitteki Sinek###8 :Sanat###9 :Biyoloji###10 :Yaşam, ###11: 3D Yazıcılar, // kaynak-ileri okuma: dünyahalleri, görsel: thetimes +photoshop

*levitasyon:


 

İnsanlığın gelişimi açısından bakıldığında, tarihteki  en önemli olay sizce nedir?
Bence; Yazı.

Sağda solda tekil gelişmeler sürmekte iken, yazı; bu gelişmelerden daha çok kişinin haberdar olmasını ve ardından yeni bilgiler üzerine ilaveler yapılıp bunun tekrar yayılması döngüsünü başlattığı için kuşkusuz en büyük ivme aracı. // Bu arada, birisi çıkıp Globalleşmenin ilk kıvılcımını Sümerler’e bağlasa haksız sayılmaz 😉

Peki, yazıdan sonraki ikinci büyük olay?
Bence; İnternet.

Damarlarımız ve kulaklarımız var ama bu kelimeleri okuyana kadar varlığını unutmuş olmamız gibi, internet de artık can-dem hükmünde olduğu için sanki onsuz hayat olmazmış gibi geliyor. Ama ilk çivi yazısından bu yana, 5000 yıldır internet yoktu ve yazı sayesinde insanlık müthiş bir gelişme sağladı.

Felaket senaryolarının olmadığı bir gelecekte, internetten sonraki 5000’inci yıl nasıl olur acaba?

Ups çok gittik,
yakın geleceğe geri dönelim 😉

Cep telefonları bir devrimdi fakat telefonlar, kelimenin tam anlamıyla sosyal devrim yapma gücüne, internet sayesinde sahip oldular. (Bkz: Arap Baharı ve Sosyal Medya)

Neden bahsediyorum?

Büyük Veri

Tek tük ya da 30-40 tanesi çok bir şey ifade etmeyen fırça darbelerinin, binlercesi-milyonlarcası bir araya geldiğinde oluşturduğu enfes tablolar gibi, günümüzde Büyük Veri,  “büyük resim”ler çizmeye başlamış durumda.

Kısa bir kaç örneğe bakalım..

Shazam

Akıllı telefonların ilk nesil güzel uygulamalarından olan Shazam’ın elinde o kadar çok veri oluyor ki, şarkının radyolarda çalmaya başladığı ilk günden itibaren, müzik listelerinde zirveye oynayıp oynamayacağını tahmin edebiliyor.

Shazam, benzer şekilde sanatçının kendi şarkıları arasındaki durumu da söyleyebiliyor.  Rihanna’nın çıkarmış olduğu son albümde hangi şarkının hit olacağını, hangisinin kaybolup gideceğini söyleyebiliyor. Bu da kesmeyip, hangi nakaratların daha başarılı olduğunu gösteriyor.

How Shazam uses big data to predict music’s next big artists

Shazam’ın ritmini beğendiği şarkılardan birisi..

Met Office

İngiltere meteoroloji ofisi, sağlıklı tahmin sunamadığı için eleştirilmesinin ardından hükümet, ofise yaklaşık 100 milyon sterlinlik bir fon aktarmış. Bununla Büyük Verileri işlemek üzere süper bilgisayar sistemi kuran ofis, kış aylarının nasıl geçeceğini, 1 YIL önceden %62+ isabetle tahmin etmeye başlamış durumda.

Ölümü Tahmin Etme

İngiltere Tıbbi Araştırma Konseyi, akciğer hipertansiyonu olan 256 hastanın 8 yıllık MR ve kan testi sonuçlarını yazılıma tanıttı. Ardından kalbin 30 (bin?) farklı noktasından ölçümler alındı.

Aynı bilgiler doktorlara da verildi ve tecrübelerini de kullanarak, bir yıl içinde ölmesi muhtemel hastaları teşhis etmeleri istendi. Doktorlar %60 oranında doğru tahminde bulurken, Verileri inceleyen yazılım %80 oranında başarılı oldu.

Şarkılar ve Ekonomi

Yine İngiltere’den bir haber. (Bu konuya ağırlık verdikleri belli)
Merkez bankası ekonomisti Haldane’in arkadaşlarından faiz oranları ve müzik listeleri arasındaki bağlantıyı araştırmalarını istemesi kulağa garip gelebilir ama bir sebebi var.

Twitter’da kelime analizi yapan sistemlerle ekonomik nabzın tutulabildiği zaten gösterilmişti ancak Claremont Üniversitesi araştırmacıları, Spotify gibi müzik servislerinin verilerine bakarak da ekonomik hassasiyetin ölçülebildiğini gösterdi.

Şarkıların, ritmi, temposu gibi verilerin yanında sözlerin ifade ettiği duyguları da betimleyen araştırmacılar, top 100 listesindeki şarkıların ve bunların hangilerinin ne sıklıkta dinlendiğinin analizi yaptılar.

Ve bu yöntem, Tüketici Güven Endeksi gibi bir parametreleri ölçmekte, klasik yöntemler kadar başarılı oldu.


Günümüzde
, Büyük Veri çoktan büyük işlere girişmeye başladı. Gelecekte neler olabileceğine ve o zamandaki konumumuza dair konuşacaklarımız olacak..

 

Bonus:
Öğrencilerin sosyal medyadaki favori müziklerinin analizi ve SAT/ACT sınavlarında aldıkları puanlar:


virgil

 

Gezegen Mühendisi Aranıyor #11 : 3D Yazıcılar

OrganSepeti.com’a geçmeden önce bi haber: 3D yazıcı ile insan dokusundan KALP üretildi.

Tel Aviv Üniversitesindeki Pis Yahudi (!) bilim insanları, 3D yazıcıyla İnsan dokusunu kullanarak, damarları ve odacıkları olan KALP ürettiler.
Tepki A) Sen kim oluyorsun da Allah’ın işine karışıyorsun
Tepki B) Harika, kalp hastası çok sayıda insan için faydalı olabilir.

Bizi buraya getiren yazılar:
1 Biz iyi, eller kötü, ###2 Geçmiş Kahramanlar & Okumak, ###3 Merkezdeki Biz miyiz?, ###4 Çapın Yüzde Kaç?, ###5 En “EN” Sen, ###6 Haddini Bilmek, ###7 Kokpitteki Sinek, ###8 :Sanat, ###9 :Biyoloji, ###10 :Yaşam,// kaynak/ileri okuma: dünyahalleri, görsel: people



GÜNÜMÜZDE
göz önünde yaşanan devrimlerden birisi hiç kuşkusuz; 3D yazıcılar. Sağa sola gitme olayına yükseklik eklemek ve mürekkep yerine plastik kullanmak gibi gayet sade bir fikir sonucu ortaya çıkan 3D yazıcılar, çok kısa zaman içinde pek çok sektörde radikal çözümler sunar oldu.

Kendi Haddimizi ararken, bu konuda diğerlerinin hadleri nerelerdeymiş. Kısa kısa bakalım..

1-) 3D Yazıcıyla İnsan Dokusundan üretilen Kalp
Yukarıda geçen..


İleri okuma

 

2-)  Dr. Anthony Atala. Sıkı TED takipçileri için hayli tanıdık bir isim. Dünya yeni bir milenyum’a girdiği zaman diliminde, tam da buna yaraşır şekilde yeni bir devrimin ilk ateşi yakıldı. 2002 yılında Organovo firması, ilk Biyolojik 3D baskısını duyurdu: Kan damarı.
ileri okuma

Anthony Atala ise daha büyük bir vizyonla, böbrek gibi çok daha komplex Organ Yazma işine soyundu. 1-2 yıl gibi kısa bir süre sonra Atala, Ted sahnesinde konuşmaya çıkmıştı. Bu esnada arkada bir cihaz vardı. Atala, önce bildiğimiz mürekkep püskürtmeli yazıcılardan, sonra bunların 3D yazıcıya dönüşümünden ve sonrasında mürekkep yerine kök hücre kullamaktan, nihayetinde Organ Basmaktan bahsetti.. Konuşmasının sonralarına doğru geldiğinde arkada çalışan cihazdan bir şey alıp seyirciye gösterdi: Böbrek.

 

Şimdilerde Atala ve ekibi, 30 civarında organı insanlar üzerinde kullanıma sunmak için hazırlar. MR taraması sonrası kişiye özel baskı yapabilen ITOP sistemleri için sağlık bakanlığından onay çıkmasını bekliyorlar.

 

3-) Üç boyutlu yazıcı ile üretilen İnsan Kulağı

Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkan pis Avusturya’lılar, (neden acaba? 14 defa Viyana’ya saldırdığımız için olabilir mi?)
kök hücrelerden yaşayan insan kulağı üretmeyi başardılar. Kişinin mevcut kulaklarından birisi örnek alarak kopyasını çıkarabilen, istenirse şekil değişikliği de yapılabilen 3D üretim kulaklar, kıkırdak nakli yapma ihtiyacını da ortadan kaldırıyor.

 

Uçuk kaçık filmlerde gördüğümüz,  garip şekilli kulaklara sahip insanlar gibi takılmak istersek, 2019 itibariyle bu pek ala mümkün 😉

 

4-) Biyo 3D Yazıcı ile basılan yapay Yumurtalık.

“E.K.A” Birleşik Devletlerinden bilim kadınları  biyo3D yazıcı ile yapay yumurtalık ürettiler.
(*EKA: Ey! Kafir Amerika)

 

 

5-) Ve Golden Gol: 3D yazıcı ile üretilen Yeni Organ: Hem Akciğer hem Kalp.

Houston ve Washington’dan bilim insanları, 3D yazıcıyla, kana oksijen verebilen aynı zamanda kasılıp gevşeyebilen bir organ ürettiler. Şimdilik para büyüklüğünde olan bu minik organ, Akciğer ve Kalbin işlevini tek başına yerine getirebiliyor.

 

OrganSepeti.com

Görüleceği üzere, yakın bi gelecekte organsepeti.com gibi sitelerin açılması hayli mümkün duruyor.
— Ya Dilara, benim kulağım biraz kepçe mi? — Canım organsepetine gir beğendiğin bi tanesini sipariş et, sana en yakın kliniğe geliyor ve aynı gün randevu için arıyorlar.
— Müdür ben mide, dalak, böbrek ne varsa yenilettim, zıpkın gibi oldum, sen de dene.
— Total Recall 😉

Farklı Alanlarda 3D Yazıcılar

Biyolojik örnekler hayli radikal, ama 3D yazıcı meselesi sadece bunlarla sınırlı değil ve  GÜNÜMÜZDE sanattan mimariye kadar çok farklı alanda, yeni kapılar açıyor.

Görme engelliler için resim sergisi

3D basılmış yemek servisi yapan restoran

Yaklaşık ~4000 dolara 24 saat içinde basılan Evler

2019 Şubat’ın bu yana 3D Baskı devriminin kendi içinde başka bir devrim daha yaşanıyor. Klasik yöntemlerle saatlerce süren baskılar, Işık temelli yeni bir teknikle 40-50 saniye içinde basılabiliyor.

Galatasatay – Fenerbahçe maçı için hayıflandığını sanmadığım Wenyao Xu, olaya hayli farklı bir açıdan bakarak, 3D yazıcıların çıkardığı sesleri analiz ederek, %94 oranında basılan ürünün ne olduğunun tahmin edilebileceğini göstermiş..

Are YOU…
Disco?

Gezegen Mühendisi Aranıyor #10 : Yaşam

Bir bebek annesiyle yaşıt ya da ondan büyük olabilir mi? Emma Wren Gibson isminde, annesinden sadece 1 yaş küçük olan bir bebek ŞU GÜNLERDE bir kaç kelimelik cümleler kurup, resimli kitaplara bakıyor.

Devam etmeden önce.. varsa eksik bölümleriniz önce onlara bi göz atın:
1 Biz iyi, eller kötü, ###2 Geçmiş Kahramanlar & Okumak, ###3 Merkezdeki Biz miyiz?, ###4 Çapın Yüzde Kaç?, ###5 En “EN” Sen, ###6 Haddini Bilmek, ###7 Kokpitteki Sinek, ###8 :Sanat, ###9 :Biyoloji, // görsel: cnn


Buralarda, “Bitcoin 20 bin dolar oldu şenliği”nin son gününü yaşanırken, haber merkezlerine şöyle bir haber düştü: 25 Yaşındaki Tina Gibson, hastanede doğum odasında idi. 13 Mart’ta rahmine, 24 YIL Önce dondurulmuş olan bir embriyo yerleştirilmiş ve hamilelik süreci başlamıştı. Ve Kar Bebek Emma, sağlıklı bir şekilde dünyaya gözlerini açmıştı.

 

Mr. Diyanet İşleri Başkanları ve bir takım Hoca(?) denilen şahıslar, yıllarca Organ Naklini tartışmıştı. // Ki hala, iyelik ekinin ölümle işlevsiz kaldığını anlayamayan, “organlarımı bağışlamam” diyen organizmalar var ne yazık ki. (Neden? Organlarının nakledildiği kişi senin ayaklarınla meyhaneye gidecek bu yüzden mi? İnandığın Allah senle onu karıştırıp, günahları sana yazacak kadar beceriksiz mi? İnanan kişi Rabbine böyle nasıl bi hakarette bulunabilir. Ölüyorsun işte, “organlarımı bağışlamam” demek de ne? Toprakta çürüyeceksin.. sonuç bu kadar netken bu nasıl bi hased / cahillik / vicdansızlıktır.)

Yeri gelmişken Devlet’e de çatayım:

  1. Kardeşim varsayılan olarak herkes organını bağışlıyor kabul edilsin. Israrla bağışlamak istemeyen varsa onlar gitsinler türlü resmi işlemlerle uğraşsınlar.
  2. E-Devlet’te “Organ Bağışı ve Sorgulama ve İptal” var. “Bağış Yap” yok. Yapacağın sadece; bir düğme eklemek,  1 tane SQL Insert/Update kodu, bir de ilgili birimlere bu Field için yetki tanımlamak, hepsi bu!.
    e-devlet

Her gün onlarca haber gelip geçiyor önümüzden. Bazıları harbi şok edici oluyor. Ama en fazla şok markete gidene kadar aklımızda kalıyor, sonra üzerinde düşünmediğimiz için çoğu uçup gidiyor.

24 Yıl önce dondurulmuş bir Embriyo.
Dışarıdan rahme konulmuş.
Doğmuş.
Ve sağlıklı bir şekilde konuşma çağına gelmiş.
Tüyleriniz ya da nöronlarınız ürperiyor mu bilmiyorum ama haberin şok edici azametinin farkında mısınız?

 

 

Bu; çaresi olmayan bir hastalığın pençesinde olduğu için yıllar önce kendisini dondurtan insanların, uyanırken çok da büyük sağlık sorunları yaşamayacak olması demek. Fringe’in uçuk bölümlerindeki Amber içinde geleceğe taşınma senaryolarının gayet mümkün olması demek. Ya da Passengers benzeri uzun yolculukların hiç de korkulacak bir şey olmaması demek..

Hayatı 2019, 2020, 2021, 2022 şeklinde yaşamak yerine,
2019, 2020 — — 2050, 2051 — — 2080, 2081 şeklinde yaşamanın mümkün olması demek.

Depremde kafamı bi yerlere çarptım da saçmalıyor muyum?
Hayır.
Geçen sefer de şimdi de verdiğim örnekler, GÜNÜMÜZDE mevcut/yaşanan/yapılan örnekler.

Hatırlayın, Dünya nerede biz neredeyiz? diye sormuştuk.. Kısa kısa yanıtlarla yerimizi kestirmeye çalışıyoruz.. Ki ne yöne gitmemiz gerektiğini tayin edelim..


Sağlık ve Biyoloji alanında o kadar çok devrimsel gelişme var ki, girersem çıkamayacağımı bildiğim için sadece numune babında kısa kısa geçiyorum..

Gezegen Mühendisi Aranıyor #9 : Biyoloji

Şimdiden tam olarak 150 yıl önce ve yaklaşık ~30 yıl önce, iki şey oldu.
Takvimler 1869 yılını gösterirken ilk Nature Dergisi yayınlandı.
1990+1 Yılında ise Tim Berners Lee ilk Web Sitesini yayınladı.

Bu satırların yazılmasından 3 ay önce ise bu iki olayı bağdaştıran önemli bir şey daha oldu.

Üçünü de birleştireceğim, fakat henüz okumayanlar için; Takip edilerek bu yazıya gelinmesi gerekli olan önceki yazıların linklerini vereyim:

###1 Biz iyi, eller kötü, ###2 Geçmiş Kahramanlar & Okumak, ###3 Merkezdeki Biz miyiz?, ###4 Çapın Yüzde Kaç?, ###5 En “EN” Sen, ###6 Haddini Bilmek, ###7 Kokpitteki Sinek, ###8 :Sanat


İkinci yazıda, Hubble’dan bahsederken İbn-i Heysem’in Optik ilminin babası olduğundan bahsetmiştik hani. Optik ve Hubble’a odaklanan bir cümle olduğu için orada geçmedi ama İbn-i Heysem aslında “Bilimsel Yöntemin” de babası sayılabilir. Elbette ondan önce yüzlerce/binlerce zeki ve ilim sahibi kişi vardı. Ancak Heysem, Bilimsel Düşünce Metodolojisini öneren ve uygulayan ilk kişidir ve ~mealen şöyle demiştir:

Çok ünlü bir alimin düşüncesi bile olsa;
Her düşünceyi acımasızca sorgulayın. -hatta kendi düşüncenizi bile-
Önkabul ve önred tuzağına düşmeden, asıl doğrulara ancak böyle ulaşabilirsiniz.

Nature dergisi, 1000’li yıllarda Heysem’in ortaya koyduğu bu yöntemi 870 yıl sonra ciddiyetle uygulamış bir dergi.

Defalarca sorgulanan, alternatif basamak fikirlerinin de arşivlendiği, gerektiğinde bir kısmı yıkılıp yenilenen Bilim Merdiveni’ne yaraşır bir şekilde Nature’ın ilk sayısındaki makalelere ulaşmak mümkün:
Bkz: 150 önce Fibrinojen ve Kanın Pıhtılaşması

Günümüzde Nature Publishing Group, bünyesinde ~150 tane bilimsel yayın barındırmakta. Ve şöyle desem abartmış olmam sanırım: Nature demek, Bilim’in en az yarısı demektir.
çok mu abarttım?
yoo sanmıyorum.

İşte böyle bir derginin Temmuz 2019 kapağı şöyle:

Nature

WORM WIDE WEB derken woRLD wide web’e (www) yani internete gönderme yaptığı sanırım aşikar. Belki de Time’a kapak olmaktan daha önemli bir şeyden bahsediyorken bir solucanın, tam adıyla Caenorhabditis Elegans yani İplik Kurdu’nun burada ne işi var öyle değil mi?

Aslında İplik Kurdu, biyoloji dünyasının açık ara Rock Starlarından biri. Fakat temmuz sayısında kapağa yerleşmesinin ardında Tim Bernes Lee’nin ilk web sitesini yayınlaması gibi önemli bir adımın atılmış olması var.

Çünkü New York, Bronx’taki Albert Einstein Tıp Fakültesi, iplik kurdunun bütün sinir sisteminin ağ haritasını çıkardı. (Evet, her bir nöronu ve onun tek tek bütün bağlantılarının haritası)

 


wormatlas


nytimes

Görüldüğü üzere, Tim’in ilk sitesi nasıl world wide web’in ilk adımı oldu ve ardından trilyon+trilyon$’lık ekonomi, arap baharı, sosyal ilişkiler ve yeni medya gibi pek çok devrimi başlattı ise,  worm wide web Kurt Çapında Ağ da inanılmaz devrimlerin ilk adımı.

Derginin kapağı şimdi çok daha anlamlı durdu sanırım.
// Üçünü birleştireceğimi söylemiştim 😉

 


Dünyanın hatta evrenin merkezindeki şey SEN iken, taş çatlasa 1 milimetre boyundaki bir kurtçuğun içindeki hücreler ve aralarındaki bağlantılar, elbette senin muhatabın olamaz.

Bırak BU GÜNLERDE şu kafir dede kendi kumunda gülüp dursun..
Nasılsa sen 566 yıl önceki MAZİDE İstanbul’u alan dedenin torunusun..

 


Bu gibi Mevcut Durum, başlıklarına Potansiyeller yazılarında farklı bir bakış açısıyla yeniden atıf yapacağız 😉
Kapak görseli: linki verilmiş görsellerin şoplusu.
İleri okuma

Gezegen Mühendisi Aranıyor #8 : Sanat

Gezegendaş olduğumuz diğer homosapiens’ler şu günlerde ne durumdalar, nelerle uğraşıyorlar başlıklar halinde bir tura çıkacağız. Fakat önceki yazıları okumayan varsa, onları okuduktan sonra devam etmeleri bütünlük açından daha sağlıklı olacaktır:

#1 Biz iyi, eller kötü, #2 Geçmiş Kahramanlar & Okumak
#3 Merkezdeki Biz miyiz?, #4 Çapın Yüzde Kaç?
#5 En “EN” Sen, #6 Haddini Bilmek, #7 Kokpitteki Sinek


Sanat

Önceden olmayıp şimdilerde olan ve “Harika!”, “Vay, müthiş!” gibi tepkiler alan elbetteki çok sayıda çalışma var. Tadımlık olarak, sanata güncel yorumlar getiren bir kaçına bakalım.

 

 

Videodaki ilk çalışma, uzak doğulu Skymagic’e ait.
Efsanevi (bazılarına göre kutsal) Fuji dağının görkemini arkasına alan şarkının notaları, ışık olup dans ederek parçaya eşlik ediyor. 
“Drone’u daha ilk gördüğümde aklıma gelmişti, hatta daha fazlası var” diyenler olabilir 😉 Unutursam hatırlatın, potansiyellerden bahsederken bu konuya da bi değinelim.

 

İkinci çalışma, dünyanın diğer ucundan, Kanadalı Iregular’a ait.
Kontol-NoKontrol, kübizm çatısı altında, Piet Mondrian’ın alanı bölen renkler tablolarını uzaktan izlemek yerine,
izleyeni de çalışmanın ortağı halini getirip “Kontol Kimde” diye soran interactive bir enstalasyon.

İnteraktif demişken; insanla değil doğayla etkileşen, Hareketli Heykellere de kısacık göz atalım.

 

 


Bunları koymazsam gözüm arkada giderdi 🙂 İlk videodan devam edelim..

 

Üçüncü çalışma, Koreli-Amerikan sanatçı Lisa Park’a ait.
Vücudun sanatın parçası olduğu Dans ya da Bale gibi performans sanatlarına muadil olarak, yine vücudunu kullanıyor fakat “kalp atışlarını ve düşünce gücünü” eserlerine yansıtıyor.
Sitesinde Heartmonic partII, rhythm ve bazı izleyici-katılımcıları ağlatan blooming gibi interaktif eserleri de mevcut.
// kapak görseli de Lisa’ya ait

 


Umarım Steemit Vimeo sorunu çıkarmamış olur. Video açılmıyorsa buraya tıklayın lütfen

 

Benzer şekilde Tobias Gremmler de vücut performansından yola çıkarak;
hareketi, manipüle etmiş, çoğaltmış ve zamana göre esneterek görselleştirmiş.

 


Vimeo’da Tobias Gremmler

Bonus: Bantmag’den öğrendiğimize göre, deneysel çalışmaları hayli seven İzlandalı sanatçı Björk, son iki klibi için Greemler ile çalışmış. (Björk’ün son zamanlardaki avatar tutkusu, Gremmler’in estetiğine biraz negatif etki etmiş gibi ama karşılıklı kabul var ki klibi yayınlamışlar, onların bileceği iş)

Başlangıç videosundaki Dijital Sürrealizm çalışmalarını,
ve gözlük takarak, Sürrealizmin öncü süvarisi Salvador Dali‘nin resimleri içinde 3 boyutlu olarak dolaşabilmenin yorumlarını size bırakıyorum.

Görüldüğü üzere kısacak bir videoda dahi, daha önce Sanat’ın aracı ya da konusu olmamış pek çok nesne ve kavram var.  Ve tahmin edileceği üzere daha binlerce GÜNCEL Sanat Eseri mevcut.

Dünyanın değişik yerlerinden, sanatçı olan sapiens kardeşlerimiz, GÜNÜMÜZ Sanatını, sıra dışı ve yenilikçi  tekniklerle yorumlamaya çoktan başlamış..

26-45, 36-42 ?

 

Çift Emir ile Bitcoin nasıl alınır? OCO nedir ne işe yarar?

Daha Türkiye kurulmadan 53 yıl önce 1870’te kurulmuş bir banka var: Deutsche Bank

Almanya’nın ve aynı zamanda Avrupa’nın en büyüğü olan 1,5 Asırlık Deutsche Bank, 2018’in ilk çeyreğinde 146.000.000$ (yüz kırt altı milyon dolar) kar açıkladı.

2018 Mart’ından 6-7 ay önce altcoin ve Bitcoin alım-satımı yapan Binance isimli coin borsası kuruldu. Zaman açısından baktığımızda Deutsche Bank’ın yaşının 300’de 1’i yaşındaki Binance’ın 2018 ilk çeyrek karı ise 200.000.000$ (iki yüz milyon dolar) olarak açıklandı.


financemagnates

Devrimin ayak seslerini duyabiliyor musunuz diyeceğim ama sanırım durumu tam karşılamayacak. Zira ayak sesi değil, finans piyasalarını titreten mehter takımının sesi duyuluyor resmen.

Bitcoin Vs Euro

Bu ses, çok da uzak olmayan bir gelecekte Coinler ve klasik Fiat Paraların savaş tam tamları aslında. Euro’nun arkasında tüm ağırlığı ile binlerce yıllık bir gelenek varken, Bitcoin Ethereum Litecoin Eos Steller Iota gibi coinlerin arkasında ise tüm esneklik ve çevikliği ile teknoloji var.

OCO: Çift Emir

Bahsi geçen çevikliğin son örneklerinden birisi Binance’ta hizmete sunulan OCO: Çift Emir.

OCO’nun açılımı One Cancels the Other
yani: (emirlerden biri gerçekleşirse) Biri Diğerini İptal Eder demek.

Adından da anlaşılacağı üzere İki Emir söz konusu.
(Teknik olarak daha fazla emir vermek hatta Emir Zinciri oluşturmak da mümkün ama o ayrı bi konu)

Elbetteki işlemleri çift yönlü düşünmek lazım. Örnekler üzerinden bakalım.

Binance OCO Çift Emir ile Coin ALMA İşlemi

Öncelikle OCO da bir emir türü olduğu için, Limit Market ve Stop Limit’in bulunduğu alana bakmamız lazım.
Burada OCO seçeneği, Bitcoin tahtası için için StopLimit’in açılır menüsü altında, Altcoin tahtalarında StopLimit’in sağında yer almakta.

   — 

 

OCO seçimi yaptıktan sonra karşımıza şöyle bir ekran çıkacak, ALIM yapmak için sol tarafa odaklanalım.
BNB Almak istiyoruz ve Şu Andaki BNB Fiyatı 28  USDT

Normal Limit emirdeki gibi, daha ucuzdan almak için, bu örnek için 27’den ALmasını istediğimiz için En üstteki Limit – Price kısmına 27 yazıyoruz.
Fiyat şu an 28 ve şayet 27’ye düşerse buradan ALacağız.

AMA, Ya düşmek yerine Çıkarsa?

Yükselişe geçmekte olan fırsatı kaçırmış olacağız. Tam da bu noktada şöyle diyebiliriz.
Fiyat 29,5 ve üzerine çıkarsa hemen 30 için ALIŞ emri gir. Ki treni kaçırmayalım.

Normal şartlarda 27’den on adet AL dediğimizde 270 USDT bloke edeceği için, bu bütçe ile ikinci bir emir giremezken, OCO sayesinde ~yaklaşık aynı bütçeyle şöyle diyebiliyoruz:

27’ye ne zaman düşerse o zaman 10 tane AL fakat buraya düşmeden 29,5 ve üstüne çıkıp coşacak gibi olursa fırsatı kaçırmamak için 27’den AL emrini Otomatik İptal ve 30’dan 10 tane ALIŞ emir gir.

Çok keyifli değil mi? 

Binance OCO Çift Emir ile Coin SATMA İşlemi

Yukarıdakine benzer şekilde fakat bu kez odağımız sağda olsun.
Diyelim ki 0.0023’ten 5 adet BNB almıştık, şimdi satmak istiyoruz ve Şu Andaki BNB fiyatı 0.0028 BTC 

Şu andaki fiyattan değil de biraz yukarıdan 0.0030 BTC’den satmak istiyoruz. Yani normal SATIŞ için belirlediğimiz Limit 0.0030 ve bunu Limit – Price kısmına giriyoruz. Yani;
Fiyat şu an 0.0028 ve şayet 0.0030 olursa satacağız.

Peki, Ya Yükselmek yerine Düşerse?

0.0030’u bekleyeyim derken şu andaki karlı satış fırsatını kaçırmış olduğumuz gibi, düşüş devam ederse zarar da edebiliriz.

OCO sayesinde şöyle diyebiliriz:
Ne zaman 0.0030 olursa SAT. Fakat bu esnada fiyat 0.002495 ve altını görürse, hala KAR’da iken satmak için hemen 0.002490’a SATIŞ emri gir.

Sanki bu, daha mı keyifli oldu? 

Karışık gelmiş olabilir ama Tane tane ve Görsellere bakarak incelendiğinde, neden keyifli olduğu daha net anlaşılacaktır 😉
Görseller demişken, kaynaklar: binance vision, binance support, binance exc.(ref’li), #binance exc.(ref’li), bitdegreehaber: coin-turk

 

Gezegen Mühendisi Aranıyor #7

Previously on ..
Önceki bölümlerde ..

#1 Biz zirveyiz eller çukur,
#2 Geçmişe öykünmek, zamanı okumak,
#3 Evrenin merkezinde olmadığını anlamak,
#4 %Bir’i %Bin zannetmek,
#5 Sen’i “EN” sanmak,
ve #6 Kendini bilmek başlıkları altında toplanabilecek yazıların içinden geçerek buraya gelmiştik. Henüz geçmeyenler, bi koşu geçip geliverin.


Sıfır) Bizden çok zeki varlıklar olabilir. Farkında bile olmayabiliriz.

Örn1: 1500’den fazla TV, 3000’den fazla Radyo, onlarca Gsm Sinyali.. tam olarak Şu Anda kaburgalarımız ve ciğerlerimizin içinden geçiyor ama zerre fark etmiyoruz.
Örn2: 2300 km/h (ses’in 2 katı) hız yapabilen Baby Boom kokpit’ine girmiş bir Sinek düşünün. Muazzam bir teknolojinin üzerinde geziyor ama bunu hiç bilmiyor.

Bu arada “baby boom” ismi çok eğlenceli ve kinayeli bir isim olmuş. Zira Concorde’un kuruluşu, ikinci dünya savaşı sonrası başlatılan, planlı nüfus artışı (patlaması) döneminde geliyor. Ki bu dönemde doğan ve Baby Boomers denen çocuklar, 20’li yaşlara geldiğinde 68 hareketleri ve bir takım yeni bir akımlar başlatanlar. (Politik kararlarla ani olarak artan nüfusun yıllar sonra nelere sebep olabileceğine dair harika bir sosyoloji vakası aslında.)
Hem Concorde’un kuruluş yılları hem de uçağının ulaşımda yeni bir dönem başlatacağı düşünüldüğünde Baby Boom ismi çok daha anlamlı oluyor 😉

 

Bir) Bilebildiğimiz en zeki canlı

Bile-bildiğimiz diyorum çünkü pek ala Kokpitteki Sinek olabiliriz. Bunu aklımızın ortalık bir yerinde tutarak şöyle diyebiliriz:

Bildiğimiz en zeki canlı insan.

(bu maddenin daha sağlıklı anlaşılması için izleyip öyle devam ediniz)

Kömürden kalem yaptığımız gibi kömür çubukların da kullanıldığı nükleer reaktörler yapabiliyoruz. Mars’ı gözlemleyecek lensleri üretirken, Mars’a gidecek roketleri de yapabiliyoruz. Ateşle haberleşirken fiberden görüşme de yapabiliyoruz. Ve bu sıçramaları gerçekleştirebilen ikinci bir tür henüz yok.

iki) Bildiğimiz en aptal canlı

Yaşamın kısa tarihi içinde daha dün (40 bin yıl önce) mağara duvarına resim yapmaktan, çok gerçekçi fotoğraflar oluşturan yapay zeka üretme seviyesine gelmiş olsa da genel itibariyle bakıldığında;

Bildiğimiz en aptal canlı insan.


böyle bir kişi yok, dünya bülteni

Zira, hakkını vererek satranç oynayabilen insan sayısı çok az. Yok satranç bilmeyenler/oynamayanlar aptaldır demiyorum. Satrancın özünden bahsediyorum.
Şayet Filimi oynarsam;
-a) Atını oynar, böylece Filimi tehdit eder ama bi taraftan da kalesinin önü açılmış olur
–a1) Kalesini tehdit edersem, Atımı alma şansı olur, alırsa ben de Kalesini alırım
–a2) Kalesini tehdit yerine sonraki hamle için piyonunu alırsam.. … a2i.. a2ii
–a3)..
-b) Vezirini oynar, böylece.. …
-b1).. ..

Bir hamle yapınca, devamındaki hamle zincirini takip edememekten bahsediyorum. Farklı bir açıdan bakınca, belki de insanlığın asıl aptallığı sonraki adımları kestirmesine rağmen yanlış eylemler yapması olabilir.

İnsan canlısı; binlerce yıldır, binlerce kez kavga edip savaştığı halde, zincirleme sonuçları tahmin ediyor olsa bile içsel bir şekilde İDRAK edip, eylem değişikliğine gitmiyor. Sadece bir iki hamlelik düşünüp anı/günü/yılı kurtarmak için vurup-kırmaktan yakıp-yıkmaktan çekinmiyor.


..
Şimdi…

İnsanlığın genel hali için;
bir ve ikinci maddeleri,

Türkiye insanları için;
bu dahil şimdiye kadar olan yazıları aynı potada eritin.

Sonra da…
Yaşadığımız zaman dilimi içinde mevcutta neler var, diğer türdaşlarımız ne alemde biz ne alemdeyiz bakalım.
Ardından…
Potansiyeller, olasılıklar ve olması gerekenler hakkında konuşalım..


kapak görseli

Gezegen Mühendisi Aranıyor #6

Nöronlar arası bağ kurulması ve Sodyum (Na) kapılarının açılıp biraz nörotransmitter madde transferi gerçekleşmesi için;  öncelikli olarak geçmiş yazıları okuyup/düşünüp/anlayıp öyle devam ediniz:

Gezegen Mühendisi Aranıyor #1, #2, #3, #4 #5


 

Hala EN kişi oluğunu düşünerek;

En masum ecdadın seninki olduğunu,
En kahramanın milletin seninki olduğunu,
En merhametli dinin seninki olduğunu,
En haklı olanın sen olduğunu,
En doğruyu senin savunduğunu,

Her şeyden senin anladığını,
Her şeyi senin bildiğini,
En güzel grubu senin kurduğunu
En güzel filmi senin çektiğini
En uzağa senin gittiğini
En çabuk da senin döndüğünü

.. iddia ediyorsan, 1985 yılında SENİN için yazılmış bir şarkı var.

 

 

Yalnız, gerçek sanma ihtimaline karşı bir şeyi açıklayayım: Hayır, senin “EN” olduğunu kabul edip “Peki” demiyorlar. Seni ti‘ye alıyorlar. Tıpkı BİZ’le diye başlayıp, Kibir’le biten cümlelerinde, dünyanın sana güldüğü gibi.


Haddini bilmek, Kendini bilmektir.

Mesela, “10 bin metre maraton koşusuna katılamam” demek haddini bilmektir. Ama aynı zamanda
“200 metreyi bir dakikada rahat koşarım” demek de haddini bilmektir.
Veya “Sesle çalışan robot yapabilirim” demek de.
Burada mesele, bahsi geçen eylemlerinin, gerçekten yapabilecek olmasıyla alakalıdır.

Bu sözler; daha yirmi metreyi kaç saniye koştuğunu ölçmemişken veya ses algılayıcı nedir, motor nedir bilmeden söylenmişse, hadsizliktir. Bilinçli bir şekilde “yaparım” denmişse; haddini bilmektir.

Lozan’ın gizli maddeleri safsatasından uzakta; isabetli bir şekilde, şu anda yapamadıklarının ve gelecekte yapabileceklerinin farkında olarak, dünyadaki yerini bilmek de Haddini Bilmektir.
(“yerini bilmek” deyince aklından sadece “Asya ile Avrupa arasında”.., “26-45 doğu meridyenleri”.. geçiyorsa, buraya tıkla. )

 

Çıktığı gün ortalığı kasıp kavuran, felsefe profesörlerinin adına kitaplar yazdığı, yirmi yıldır neredeyse gündemden düşmeyen Matrix’te çok güzel bir sahne var:

Yunan mitolojisinde Uyku Tanrısı Hypnos’un oğlu olan Rüya Tanrısının adı Morpheus’dur.


wikizero: Morpheus

Morpheus, bilgisayar korsanı olanı Neo‘nun seçilmiş kişi olduğuna inanmaktadır. Bu yüzden Matrix’ten çıkarır ve yine bu yüzden Kahin’e götürür.

Kahin, kader’e taş atan kısa ve özlü bir diyalogdan sonra kapının üzerindeki yazıyı gösterir.


matrix

Kapıda “Kendini Bil” yazmaktadır.

Bu, Delfi/Apollon tapınağının girişinde yazan cümledir. Ay zamanda Yunus Emre’nin şu dizlerinde de geçer ve derin düşüncelere sevk eder insanı:

ilim, ilim bilmektir,
ilim kendin(+kendini) bilmektir,
sen kendini bilmezsen,
ya nice okumaktır?

Yunus Emre bağlamında, insan, kendisinin nerede başlayıp nerede bittiğini bilirse; bilincini, ruhunu, bedenini, dünyayı ve evreni OKU’yup, kendisi dahil neyin ne olduğunu bilirse Rabbini de bilmiş olur. Ve tasavvuf penceresi içinde şöyle de denebilir: Haddini bilen, kendini bilir. Kendini bilen Rabbini bilir.

AntiTez:
— Hadi ordan, kendini bilmez.

Yukarıda, ikinci yazıdan alıntı yaptığım Kendini Bilmezlik tam da böyle bir şey. İnsan yerine melek olmak da buna dahil, Melek olabilecekken şeytan olmak da, Homo Sapiens olabilecekken Homo tapiens  olmak da.

Ey Trump, Sen kimsin ya! derken sergilemiş olduğumuz Rüya’dan yapılma artistliğin bir kaç adım ötesine geçip,
Başkalarına değil, kendilerimize;
Ben kimim? Neredeyim?
Hacmim ne kadar? Cürmüm nedir?
Biz kimiz? Nereye gidiyoruz?  gibi sorular sormak lazım.


Henüz girizgahı dahi bitiremediğim için belli ki bir kaç yazıyla daha devam edecek..

kapak görseli: armazemdaenergia kaynağından alınarak düzenlenmiştir.

 

Gezegen Mühendisi Aranıyor #5

Steem block zinciri üzerinde gerçekleşen zoraki çatallanmanın tetiklediği bir mola girdi araya. Kaldığımız yerden devam edelim..

// Yalnız planlamadığım halde seriye dönüşen yazılar arasından ilk defa Bu yazı ile karşılaşıyorsanız, az sonra linkini vereceğim ilk yazıdan başlamanız konusunda ısrar etmek isterim.

Zira; “Çevre”nin ana tema olduğu bir konuda“yeşil ve sarı yapraklar” sözü geçti diye, çevrenin bırakılıp son baharın moda renklerinin konuşulmaya başlanması gibi meselenin ana ekseninden kayma ihtimali var. Ve yer yer çetrefilli yolların kenarlarında kalmış cümleleri, yerden alıp göz önüne asarak ilerliyor yazı.

Ayırca arada kimisi yüz yıldır, kimisi bin yıldır tam olarak yanıtlanmadan, neredeyse “geçiştirilmiş” yahut cevaplanmış olsa bile detaylarına girilmesi yasaklı sorular da sorduğum için sıcaklık biraz yükseliyor olabilir.
Ama şunu vurgulamama müsade edin: “Neden aslanlar ceylanları parçalayıp yiyor?” gibi mevcut duruma dair bi soruda; Aslanın, ceylanı yemesi kötü bir şeyse de iyi bir şeyse de; ceylanı yiyen aslan. Soru değil.

Sormak, düşünmek, araştırmak, okumak, anlamak, idrak etmek, uygulamak.. insana dair özelliklerdir. (bkz)
Bu yüzden, önceki yazılardaki örnekleri ve soruları okumayanlar bi koşu okuyup/düşünüp öyle devam etsinler lütfen.
Gezegen Mühendisi Aranıyor #1, #2, #3, #4


 

Ortaokulda/lisede EN afacan sınıf bizimkiydi.

Kime sorsan aynısı. İyi de aynı okulda en az 5-15+ tane şube var. Herkesin aynı anda “en hababam” sınıfta olabilmesi için derslerin spor salonu veya tiyatro salonunda işleniyor olması lazım.

“En X sınıf, bizim sınıf” bakış akışı aslında öyle sorunlu ki. Soğuk dondurma gibi.. tatlı ama farkında olmadan kadını hasta ediyor. (adamı? neden kadın ya da insan değil de “adam”? Dilimizi temizleyelim ki bilinç altlarımız da temizlensin)

Gelin uzaktan bakalım.

Birleşmiş Milletlere kayıtlı 193, tanınmayan ya da tartışmalı 205+ tane ülke var.
Ve SEN, bu ülkeler arasından TAM da pek çok açıdan En güzelinde doğmuşsun.

Bir Milyon kişiden fazla inananı olan 18+ tane din var.
Ve SEN, bu dinler arasından TAM da %10000 En doğru olana inanıyorsun.


büyük hali için tıklayınız
reddit

 

Aynı dinin içinde 3-10+ farklı mezhep var.
Ve SEN, %100 kesinlikte doğru olan Hak mezhebe mensupsun.

 


edenjournal

Aynı mezhebin içinde 10+’larca yol ve hoca var.
Ve SENİN hocan EN dinlenilesi.

Bunlar yetmezmiş gibi, küçükken nasıl bir şerbet kazanına düştü isen;
Onlarca takım var
Ve SENİN tutmuş olduğun spor takımı -skorlarından bağımsız- Ülkedeki EN güzel takım.
Yine onlarca siyasi parti var.
Ve SENİN Oy verdiğin ya da savunduğun siyasi parti, EN oy verilmesi gereken parti. (Hatta aksini iddia edenler %90 ihtimalle ya haindir, ya münafıktır ya da aptaldır)

Bu kadar EN‘in kesişim kümesinde SEN varsın.
Ne diyelim, Maşallah! 41 kere.

Ya Gezegendeki EN şanslı kişi SENSİN.
Ya da bu işte bi yanlışlık var.

Üst imaj
Devam edecek..

 

Gezegen Mühendisi Aranıyor #4

Evren kadar büyük Ukalalık. Peygamber OKU emrine uymadı mı? İbn-i Heysem’in Hubble’ın babası mı? Biz en Ulvi milletiz, Herkes bize düşman…  gibi konular üzerinden ilerleyerek şu andaki yazıya gelmiş bu tartışmanın daha anlaşılabilir olması için önceki bölümlerin Okunması daha sağlıklı olur:
Gezegen Mühendisi Aranıyor #1, Gezegen Mühendisi Aranıyor #2, Gezegen Mühendisi Aranıyor #3


.. Efsanevi ukalalığımızın mesnedi bir heyuladan ibaretse, daha orta halli kibirlerimiz kim bilir daha nasıl koftiden direkler üzerinde yükseliyordur.

Ülkece öyle çok konservatif yaşıyoruz ki, neredeyse konserve kavanozunda hayat sürüyoruz desek yalan olmaz. Zaman zaman verip veriştirdiğimiz Avrupa, yeri geliyor şöyle konuşmalara meze oluyor:

— Abi Avrupa öyle mi, adamların sokakları yağ dök yala
— Sen hangi ülkeye gitmiştin abi?
— Yok, ben hiç gitmedim de genel manada biliyoruz oradan..

— Her şey bu ailelerin elinde, onlar onaylamadan taş üstüne taş koyamazsın
— Geçen sizin patronun Türkiye’nin 3. büyük otelini yaptığını söylemiştin, rockefeller’den izin almıştır öyleyse?
— Yani, pek sanmam ama petrol devlerine karşı bi şey yapsa kesin ensesine binerlerdi ama.
— Elon Musk? Gezegenin en büyük 5 fabrikasını yapıyor. Elektrikli arabalar, bu araçlar için pil, çatılar için güneş paneli üretiyor ve çok daha fazlasını da üretecek. Petrol ve araba devleri ya da Nasa ile çalışan diğer devler 15+ yıldır bu adama neden suikast yaptırmadı?

 

İlk okulda Yunanlar, orta okulda İtilaf devletleri ile beslenen zihinlere, bir de 365 gün boyunca sabah aç karna, akşam tok karna günde iki doz Dış Güçler zehri zerk edersen, o zihnin sahininden ne bekliyorsun ki?

Zannediyor ki;
Dünya’nın bütün ülkeleri ona düşman. Herkesin bu topraklarda gözü var. NASA casus uydularını sadece Türkiye’nin üzerinde konuşlandırmak için icat ediyor. ESA kuyruklu yıldızdan topladığı nükleer yakıtı kullanarak Türkiye’ye atmak için balistik füze yapacak.

 

Ey Müslüman/Türk! Şunu ANLA artık!

Dünya‘nın yüzölçümü 510.100.000 km² iken Türkiye‘nin yüzölçümü 783.562 km²
Basit bir bölme ile gezende kapladığın alan onun 0.0015’i kadar.

“İyi ama okyanuslar” diye vikvikleyeceksin biliyorum. Ona da bakalım.
Dünya kara parçaları toplam alanı 148.600.000 km²
Hadi sana bonus  2016 güncellemesiyle Türkiye yüz ölçümü 15 dönüm yani 0,015 km² arttı ve 783562,015 km² oldu. Hesaplayalım:
Vayy! Dünya topraklarının 0.0052’i Türkiye’ye aitmiş. Yani Yüzde 1’i bile değil. Yüzde yarımı.
Ülkenin tamamının, gezen kara parçaları üzerinde kapladığı alan BU: Yüzde yarım!

— Alan az olabilir ama içinde bir sürü Nüfusumuz var!
— Peki bakalım.

Canlı verilere göre ~yaklaşık Dünya nüfusu An itibariyle: 7.726.540.073 kişi.
Şubat 2019 rakamlarına göre Türkiye nüfusu: 82.003.882 kişi.


görsel: ekran görüntüsü

Evet, hesap ortada. Türkiye’de yaşayanlar olarak mevcut insanlığın sadece %1’ini oluşturuyoruz.

Dünya ihracat rakamlarına baktığımızda, yine benzer bir tablo çıkıyor:


görsel

Dünya’ya katkı oranımız: %0.94

Artık Uyan! Ve kendine gel.

Basküle çıksan ne kadar tartarsın, kaç kilosun bunu öğren. Ondan sonra sumo güreşçileri hakkında da konuşuruz sorun değil.

Sen neredesin? Dünya nerede? Olduğun gerçek yeri öğrenmek ve Anlamak için, içinde bulunduğun düşten yapılma Matrix’in içinden çıkman gerekiyor.

 

 


kapak görseli
devam edecek..