Hayatın Ortası Neresi?
[Spoiler içerir] Kitap değişimi sonrası iki gün sesi sedası çıkmayan Agustus, nihayet Görkemli Izdırap kitabını bitirmiştir. Ancak o da kitabın beklenmeyen bir anda, bir şeyler başka bir şeylere bağlanmadan, her şey henüz yarımken, yaşanacaklar yaşanmamışken öylece bitivermesine içerlemiştir. Yazar Van Houten, okuyucuyu enikonu ortada bırakmıştır. Kitabın kahramanın kanserli olduğu düşünülürse bu anlaşılabilir olsa da hikayenin ve dahi cümlenin bile nihayete ermemesi; eksik, nakıs, acı ve kekremsi bir tat bırakmıştır. Meraklı-kızgın-kırgın-hayran kelimelerini aynı anda karşılayan sıfat ne ise, Agustus da bunu önüne almış ve o sıfattaşlar arasında katılmıştır.

Hazel, kitap için telefon açar ama neredeyse kitabın sonuna atıf yaparcasına beklenmedik bir durumla karşılaşır:  “Sonsuza Kadar” demekten kendilerini alamayan arkadaşları Isaac ve sevdiği kız ayrılmıştır. –Yazar ve Yönetmen, manidar bir zamanlamayla az önceki beklenmedik sonlara taş atmakta.- Teselli ekibi toplanır. Isaac bir şeyler kırıp dökerken, çiftimiz kitabı tartışırlar.


Sekans değişir..

prizlerle dolu Agustus ve çimlere uzanmış Hazel telefonda konuşmaktadır. Agustus, Van Houten‘dan gelen email’i okumaya başlar..

Ve benim satır arası oyunculuğu dediğim bir sahneye şahit oluruz. Bunlar filmin öyle çok önemli bir sahnesi değildir. Genel akış içinde bir şekilde olması gereken sahnelerdendir. Ancak bazen bazı oyuncular, çok da kıymeti harbiyesi olmayan bu bölümlerde öyle sade ve şirin, öyle doğal ve naif.. bir performans sergiler ki;  detayın d’sindeki deryada yüzenler, aynı sahneyi dönüp dönüp izler.

Büyük bir süprizi duymuş, inanmış ama yine de inancını kuvvetlendirmek isteyen sorgulayıcı bakış/kulak kesilme devam ederken, ardında tazyikle biriken bir sevinç vardır ve az sonra kahkaha ve neşeyle taşacaktır. Bu duygunun oyunculuğa dökülüşünü görmek için bu kısa sahne, aslına hiç de kısa değildir.

Kısa değildir zira; kabullenmekten başka çaresinin olmadığı ölüm randevusuna, her an olabilecek kadar kısa bir süre kalmıştır. İdam mahkumunun son isteği gibi belki de son isteği olacaktır. Üstelik gerçekleşmesi zor bir istektir.

Şaşkınlığın hemen ardından, yıllardır ruhuna işlemiş olan kabullenmişliğin verdiği olgunlukla Hazel‘in 2 saniyelik müteşekkir bir göz kapatışı var ki, hissettiği sevinç dolu memnuniyet ekrandan çıkıp izleyenin de ruhuna nüfuz ediyor.

Sadece göz kapatmayla bile oyunculuk mümkünmüş.

 


Görsel, Film görselleri The Fault in Our Stars

This article has 1 comment

  1. Pingback: Okay? | MuratTatar.xyz

Leave a Comment