Nefesin Tadı
[Spoiler içerir]

Van Houten, sorulara matematikle cevap vermekte ve belirli bir “son”dan ısrarla kaçınmaktadır. Buna karşılık gençlerin meraklı soruları devam etmektedir ve ortam fazlasıyla gerilir. Kahramanları sayılan, hayran oldukları yazar, onları evinden kovar.
Bu adam için buralara kadar gelmek, cinlerden isteyebilecekleri dileği, boşa harcamak olmuştur.

Neyse ki melek sayılacak Lidewij, arkalarından gelir, özür diler. Görüşmenin hem gençler hem de yazar için iyi olabileceğini düşünmüş olduğundan bahseder ama yazarın içinde bulunduğu psikolojik koşullar buna izin vermemiştir. Özür mahiyetinde, müze gezisi teklif eder.


Anne Frank Müzesinde o gün asansörler bozuktur. Bolca dik basamak çıkmaları gerekmektedir. Hazel, babasının ilk tanıştıklarında Agustus‘u uyarmaya çalıştığı mücadeleci yönü ile kendisini hayli zorlayacak bu geziye katılmasının sorun olmayacağını söyler.

Ama tahmin ettiklerinden daha fazla basamak vardır. Her katta ve her basamakta nefes almak Hazel için daha da güçleşir. Aslında şu an gerçekleşen olay, Hazel hayatının tümünü saran, hayatın beyazından ölümün siyahından oluşmuş, metal grisi yaşam dumanın, bir tablodaki yansıması gibidir. Hazel için çoğu zaman nefes almak bile bir mücadele demektir.

Ne Agustus ne de Lidejiw, Hazel’in ne derece zorlandığını bilmedikleri için durumu anlar gibi olmaktadırlar ama mutlak empati diye bir şey mümkün olmadığı için, Hazel’in mücadeleci söz ve tavırlarına “..peki o zaman” demektedirler.

Çıkarkar, çıkarkar, çıkarkar.. Nihayet! Merdivenler son bulur.
//Burada yönetmen kasıtlı bir şey yapmıştır: Sahneyi izleyiciyi içine alacak şekilde kurgulamıştır. Merdivenler bittiğinde izleyici derin bir nefes verir ve “Nihayet” der. Hazel’in içinde olduğu durumu bir nebze de olsa izleyenlere yaşatmaya çalışmıştır.

Müzenin havası, az önceki mücadelenin başarısı, farklı bir atmosfer oluşturmuştur. Agustus ve Hazel ilişkisi için de yeni bir katman olmuştur. Bu, artık Friends esprilerini dışarıda bırakacak, “biz” kademesidir. Sen-Ben varsa dünyanın geri kalanı önemli değildir.
// Bu filmde işlenmese de bunun Hollywood açılımını şöyle tercüme edebiliriz: O varsa, her şey var; O yoksa hiç bir şeyin, ülkenin hatta gezegenin anlamı yok.. //şimdilerde çita evren‘e kadar çıkmış durumda.

//Burada beyin-dna vb.. farklı konulara da girilebilir ama girince çıkması uzun süreceği için en azından bu seride yeni bir paragraf açmayalım.  Şimdilik çiftimiz mutluluklarını yaşasın..

 


Görsel, Film görselleri The Fault in Our Stars

This article has 1 comment

  1. Pingback: Dilek Fabrikası | MuratTatar.xyz

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir