Kendin olmakla o kadar meşgulsün ki ne kadar eşsiz olduğunun farkında değilsin
[Spoiler İçerir]

Ciğerlerini elinde taşımak yüzünden zaten manen yorulmuş haldeki Hazel, belki de hayatının son isteğinin önüne engeller çıkmasıyla bunalır. Gökyüzü dar gelir.

Agustus, hüzünlü salıncağı(?) görmeye gelir. Hazel’in onu uzak tutma çabalarının boşa çıkağını söyler. Hazel ise kendisinin her an patlayabilecek bir bomba olduğu için zayiatı az tutma sorumluluğu hissettiğini söyler. Daha önce de geçmiş olan, alıntılara bolca konu olan o sözü yeniden duyarız:

Kalbimin senin tarafından kırılması, benim için bir ayrıcalıktır.

İçlerine tutsak ettiklerini söylemiş olmanın verdiği rahatlama hissiyle, çiftimizin güzünde tebessüm için yer açılmış olur.

Ve hüzünlendirici salıncağı elden çıkarmaya karar verirler. İlan verirken daiları Hazel’in doğallığı, Agustus’u dile getirir: (-John Green, bu kez Agustus’un dilinden konuşarak, sanatını konuşturur- )

Kendin olmakla o kadar meşgulsün ki ne kadar eşsiz olduğunun farkında değilsin.

Çocuklar gibi.. oldukları şekilde.. arı.. duru..
Bu noktada instagram kullanıcılarının en az yarısına laf atmak isterim. Olmadıkları gibi görünmekle o kadar meşguller ki, kendi özlerini unutmuş durumdalar. Ne gam ki görünmek istedikleri gibi de olmadıkları için ortada kalarak kendi bunalımlarına zemin hazırlamaktadır. //ki bi çoğu tatminsiz-mutsuzluk hastalığına yakalanmış bile çoktan :/


Sekans değişir..

Hazel Hollanda’dan, Peter Van Houten’ın asistanı Lidewij‘den mail almıştır. Ayın 4’ündeki ziyaretlerine kalacakları otelin Peter’ın evine bir sokak ötede olduğundan, ilk gün jet-lag olacakları için yarın 5’i sabah 10’da kahve içmeye davet etmektedir. Ve elbetteki kitap hakkındaki soruları için. Sonrasında müzeye bir gezi yapabileceklerinden de bahseden Lidewij en iyi dilekleriyle maili sonlandırmıştır.

//Yönetmen, mailin üzerinde bu kadar detaylı durmuyor, 1 saniye gösterip geçiyor. Bazen satır aralarında gizli süpriz yumurtaların olduğunu bildiğim için özellikle durdurup okudum. //ki senaryonun akışı hakkında kendi içinde küçük spoiler veren bir mail imiş 😉

Hazel, mailin şaşkınlığıyla annesine seslendiğinde, mini bir drama yeniden şahit oluruz. Saati belli olmayan bir bombadan çocuğu olan annenin yaşamı böyledir der gibi- Annesi yine panik halinde aldığı duşu bırakıp koşarak gelir.

Anne ve Babası Doktorları ikna etmeyi başarmış ve geziyi ayarlamıştır. Sahnede bir annenin endişeli paniği ve hemen ardından çocuğunun mutluluğuna mutlu olması çok güzel sunulmuş..

 


Görsel 1, Film görselleri The Fault in Our Stars

This article has 1 comment

  1. Pingback: 20 Gün Sonra Ölecek Olsanız.. | MuratTatar.xyz

Leave a Comment