Gelecek Gelirken: Genç Kalmak

Benim önüme çıkan haberler mi yoksa genel durum mu öyle bilmiyorum ama geleceğe dair ip uçları veren sitelerin çoğunda, belli bir kısmı Biyoloji haberi kaplıyor.

Hatta önde gelen ekonomi dergilerinde bile şöyle bir kapak görebiliyoruz:

Bu adam yaşlanmayı geri çevirebilir mi?

Bu adam dediği kişi ise Osman Kibar. İzmir Belediyesi eski başkanlarından Osman Kibar’ın torunu. Robert mezunu Osman Kibar, doktorasını yaparken kurduğu biyoteknoloji şirketini 470 milyon dolara Novartis’e satmış. Ardından bir firma daha kurmuş ama bu pek başarılı olmamış hatta Pfizer ile davalık olmuşlar. Bunun sonrasında ise yeniden bir firma daha kurmuş: Samumed.

Samumed’in şimdilerdeki değeri 12 Milyar Dolar.

Ortağı John Hood ve Osman Kibar’ın öncelikli iki vaadi vardı: Eklem iltihabı/ağrıları ve Kelliği geri çevirme.
Son zamanlarda bu vaatlerin arasına Alzheimer da eklenmiş durumda.


samumed

 


samumed

 


samumed

 


alzheimersnewstoday

 

Sadece unutkanlık, eklem iltihabı ve kelliğe “Çözüm Umudu“nun güncel kurdan değeri: 71,5 Milyar TL
Şeker hastalığına, obeziteye, cam kemik sendromuna, astigmata, onlarca çeşit kansere  ve daha yüzlerce hastalığa çözümün değerini siz hesaplayın.

İnsanlar az biraz umut ışığı gördüğünde bile neden bu kadar yüksek rakamlar ortaya çıkıyor?

Cevap gayet basit:

Ölümden kaçış


“Güneşin ve göğün, dünya etrafında döndüğü” fikrini bırakıp, “dünyanın güneş etrafında döndüğü” fikrine geçmek nasıl çok büyük bir devrim oldu ise,
Şimdilerde yeni yeni ve büyük bir devrimin eşiğindeyiz zira; her geçen gün daha fazla bilim insanı,  ÖLÜM = HASTALIK fikrine geçiyor.

Askere gitmenin vatandaşlık borcu olduğu fikrinin hakim olduğu bir topluma doğmuş çocuk için yaşı geldiğinde ölüme gitmek, davul zurna ile kutlanacak bir şeyken; İsviçre’de doğmuş bir çocuk için bu durum gayet anlamsız olabilir. Benzer şekilde Ölüm’ün mutlak olduğu inancına hakim bir dünyaya doğan çocuk için de ölmek gayet normal ve mutlaka gerçekleşecek bir durum olabilir. Ve bu yüzden hastalıklara değil de direk ölümün kendisine çözüm aramak aklının ucundan bile geçmeyebilir, geçse bile en başta kendisi inanmadığı için espri/fantezi tadında geçen üç beş dakika sonra uçar gider.

Peki ama böyle uçucu ve uçuk bir fikirken, nasıl olur da “Ölüm=Hastalık” düşüncesi ağırlık kazanabilir?

Sanırım nükteli kısa cevap: Hücre içinde zoom yapmanın dayanılmaz merakı.

Diğer cevap ise şu: Üst üste konulan bilimsel tuğlaların üzerinden bakınca, artık farklı ufukları görebiliyoruz.
Mesela son zaman zamanlardaki tuğlalara kısa bi göz atalım, bakalım nasıl yeni ufuklar vaat edecek..

 


 

Işığı duymak, Kokuyu görmek

Göttingen Üniversitesinden bilim insanları, önce farelerin kulağındaki sese duyarlı hücreleri ışığa duyarlı hale getirdi ardından bu hücreleri ses yerine mavi ışık ile uyardı. Çalışma implant kullanan kişilerde daha prüzsüz ve net bir işitme vaat ediyor.

Işığı duymak mümkün olabiliyorsa, hızlı bir şekilde şunların olabileceğini de pek ala öngörebiliriz;

Renkleri; tadabilir, koklayabilir, sıcaklık ve basınç olarak hissedebiliriz.
Sesleri; görebilir, tadabilir, koklayabilir, hissedebiliriz
Tatları; duyabilir, görebilir, koklayabilir, hissedebiliriz
Kokuları; görebilir, duyabilir, tadabilir, hissedebiliriz
Sıcaklık ve basıncı, görebilir, duyabilir, koklayabilir, duyabiliriz.

(Gen değişimi olmadan algı değiştirme)

 

Elbette bunlar zaten var olan bir duyuyu, farklı bir kanaldan algılamak. Biyoloji üzerinde yeterince kafa yorarak, henüz sahip olmadığımız örneğin Kızıl Ötesini algılama yeteneği ya da Radyo Frekanslarını sezme duyusu kazanabiliriz. Hadi yine abartayım 🙂 Madem algılayabiliyoruz, yayınlama yeteneğimiz de olsun.. Komik gibi duruyor ama bazılarımızın yaşam süresi içinde gerçekleşme ihtimali, gerçekleşmeme ihtimalin çok daha fazla.

 

 

Alttaki video bilimsel bir kaynaktan değil – ama “henüz” değil, uzak olmayan bir süre sonra bilimsel kaynaklardan da benzer içerikler gelebilir –

Üst üstüne konulan bir kaç tuğlaya bakalım dedim ama daha sadece birisine yer vermişken bile yazının hayli uzadığını görüyorum. Şimdilik burada kesip sonraki bir yazıda devam edeyim..


kapak görseli

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir