[Spoiler İçerir] İnsan Programlanabilir mi #2 : WestWorld II’den Bilinç Üzerine Notlar

Previously on around here:

~Tam bir ay önce İnsan Programlanabilir mi? Bilinç Nedir? yazısı yazmıştım. Aşağıdaki yazıyı okumadan önce hem yazıya hem de yorumlara göz atmak daha güzel olacaktır. Zira başlık altına twitter’da zor, face’de çok daha zor görülecek çok güzel yorumlar geldi. Sonrasında bu konulara taş atan Altered Carbon dizisine de değinmiştim. (malesef bu dizi hakkındaki uzlaşı görüşü şu mealde sanırım: “Ellerinde Ferrari var ama traktör 😉 yarışına katılıyorlar”)

Now:

Son günler;  Uşak’ta geçirdiğim en güzel Kurban Bayramıydı:  Yazın ortasında hasta oldum. 1. ve 2. günü dünya yüzeyine 180 derecelik açı ile geçirebildim. 3. gün ara ara 90 derece olabilsem de virüs solumaya devam ettim ama bu haller bile güzeldi. Zira, Kurban’ın kendisinin ne derece gerekli olduğu bi tarafa, dini vecibe olmayan ama ayetten daha kesin gereksizliklerden uzak olmak “buradaki en güzel kurban bayramım” sözünü hak ediyor. BlockChain huzurunda emeği geçen tüm virüs kardeşlerime teşekkürü borç bilirim 🙂

Hastalık dolayısıyla daldığım için bazı yerleri bir kaç defa geri almak zorunda kalsam da, hastalığı faydalı hale dönüştürdüm sanırım:

WestWorld’ün 2. sezonunu izledim.
Yeah. Nihayet.

24 Haziran, seçim gecesi tercihler yapıldı, Westworld de bitti 😉 diyeceksiniz belki. Haklı olabilirsiniz ancak dizi biraz ağdalı  hem de toplu izlemek daha keyifli olduğu için, sezonun bitmesini özellikle beklemiştim. Kısmet bu zamanaymış.

Öncelikle;
Büyük harflerle Rica ediyorum; Sadece fragman ve duyduklarından yola çıkarak, dizi hakkında “İzleMEdim ama… … sadece 2 bölüm izledim ama..” diye cümle kuracaklar lütfen yorum yapmasınlar, bunun için belki TV daha uygun olabilir 🙂

 

 

WestWorld I, finali “Özgürleşme”(?) ile yapmıştı. Aynı zamanda kucağımıza şöyle sorular da bırakıp gitmişti:

  • “Dolores gerçekten özgür olarak mı bu son seçimi yapmıştı yoksa Ford’un son oyunun başlama sahnesini mi oynuyordu?”
  • Bilinçli Tercih” dediğimiz şey, zaman içinde kayıt ettiklerimizin topluca bir denklemde kullanılmasından çıkan sonuç muydu?
  • Tanrı, Beyin ve Bilinç arasındaki ilişki neydi?

 

WestWorld II, adeta

“güzele spoiler işlemez”

ata sözünü 🙂 doğrular nitelikte kendi spoilerını vererek başlıyor.  Son bölümden bir spoiler.. üstelik 1. sezonun açılışına da atıf yaparak bir rüya(?) sorgulamasıyla..

Ardından içindeki gerçek insanlar + bütün host’lardan yani toplamda bildiğimiz WestWorld’den daha değerli tutulan bir şeylerin olduğuna dair ip uçları alıyoruz.

Sonradan Bernard‘ın hatırla(yama)ma düzenine göre izlediğimizi anladığımız kesitlerde WestWorld’ün aslında Robotların İnsana benzerliğinin sınırlarında değil İnsanların Robota benzeme isteğinin sınırlarında dolaştığını anlıyoruz. Buna pek ala Ray Kurzweil vari bir Singularity olgusunun WestWorld üslubuyla yorumlanması diyebiliriz.

Delos şiketinin WestWorld‘ü paravan yaparak milyonlarca insanın beyninden data okuduğunu, bu datalar ile hareketlerini bileştirerek, kişinin bilincini yakalamaya çalıştığını görüyoruz.

Ancak işler ilerledikçe bilinç/özgür irade kavramlarının dışarıdan buz gibi görünse de inceledikçe incelip sıvılaştığını görüyoruz. Hatta buharlaşıp kaybolduğu için, Delos şirketinin hedefini güncellediğine tanık oluyoruz.

 

Hayli süredir iddia ettiğim şekilde, tüm karmaşıklığına rağmen ENNEAGRAM bazlı (temel 9 çekirdek motivasyonu ve yan kanatların kombinasyonu şeklinde) bir algoritmayla insan kodlarının yazılabileceğine kapı aralaması bakımından WestWorld II, fikri tartışmalar çantamdaki destek setlerimden biri oldu 🙂

Şimdi ukalaca, Kişiliğin DNA’sını oku, WestWorld izle, ondan sonra devam edelim” diyebilirim 🙂

Yazı uzadıkça uzuyor farkındayım, burada bölüp yeni bir yazıyla devam etsem sanırım daha iyi olacak..
//unutmadan son şunu yazayım ki ben unutursam siz hatırlatın: WestWorld & Matrix 😉 

 


Görseller: WestWorld

İnsan Programlanabilir mi? Bilinç Nedir?

Bugün Uşak’ın IQ ortalaması yükselten bir arkadaşım geldi. Çayla ülke kurtarmadık. Siyasetle germedik.  Yaklaşık 6 saat boyunca beyin hakkında beyin fırtınası yaptık.

Beynin ne olduğundan, ne olmadığından, nasıl evrimleştiğinden bahsettik. Evrim karşıtlarının “evrim Göz’ü açıklasın” salvolarına “ışığa duyarlı bir sürü protein var ki ” dedik, gülüp geçtik. Tv’de, youtube’da saatlerce zaman kaybı yaşatan Biyokimsal süreçler, garnitür tadında cümle aralarında geçti.  Ama tahmin edileceği üzere beyin için en büyük kırılma noktası Us’lanma ve Bilinç’lenme aşaması olduğu için düşünür/konuşurken kortekslerimiz ısınmaya başladı 🙂

 

İnsan Programlama

Bir önceki konuşmamızda, uzaya çıkıyor olmamıza rağmen ilkelliğimizde ve orangutanlardan ya da primatlardan hallice olduğumuzda mutabık kalmıştık. Hatta ukalaca algılanabilecek olsa da gerçeklik payı olan şöyle:

Bazen öyle insanlarla konuşuyorum ki;
Ağaçların, ormanların güzelliğinden bahsederken, “içinde yeşilin her tonu var, siyaha kayan yeşil, sarıya kayan yeşil, sonbaharda ise kırmızı, kahve, yeşil ve sarı bir arada çok hoş bir manzara oluyor” diyorum. Karşımdaki kişi yeşil-sarı renklerin Brezila formasında da olduğundan bahsedip, futbol konuşmaya başlıyor.

ya da

“Askeri eylemler kalıcı çözüm olsaydı Roma-Osmanlı-Hititler-Cengiz gibi imparatorluklar hala devam ediyor olurdu” diyorum. Karşımdaki kişi Askerlik anılarını anlatmaya başlıyor.

Abartmıyorum, böyle insanlar programlayabilirim.

 

bir söz sarf etmiştim. Şimdi bir adım daha ileri gideceğim:
Sadece yukarı bahsi geçen kişiler değil, hemen herkesi kapsayan bir programlama yapılabilir.

Oylar karşısında öyle davranışlar sergiler ki, gördüğünüzde “Aynı kaynım. Kayınım öyle, aynısı”  🙂 dersiniz. Bu kadar utopik duran bir konuda bu kadar keskin konuşuyorum zira bugün ülkemizde de bulabileceğimiz “Enneagram” kitapları mevcut. Daha önceki bir yazımda da ucundan değindim üzere, Ennegram = İnsan Algoritması diyebiliriz.

 

 

Örneğin; Mükemmeliyetçi bir mizaç: Sorunun sonunda birimini yazmadın diye bütün soruya sıfır veren veren hoca. Bildin sen onu. Ya da 98 aldığında ağlayan arkadaşın (ya da sen).

Şayet bir kişinin Mükemmelliyetçi bir yapıda olduğunu anlarsanız, Ennegram vasıtasıyla, neden makyajının diğer kızlardan çok daha uzun sürdüğünü, hatta gelecekte Aklından GEÇECEK olan, Nx düşünce kalıpları nedeniyle, o jilet gömlek arkadaşı neden mağaradan çıkmış bir halde bulabileceğinizi öngörebilirsiniz.

Ya da “Araba dediğin rahat olacak” diyen arkadaşınızın, alakasız gibi görünse de, hiç “1” kimseye haber vermeden neden ortadan kaybolduğunu bilirsiniz.

So.. Ortada bir algoritma varsa, elbetteki programlanabilir demek 😉

Bilinç?

A olduğunda B ya da F olduğunda G tepkisi vereceğimiz bu derece öngörülebilir bir sistematik akış içindeyse, Bilinçli hareket ettiğimiz söylenebilir mi? Ya da aslında Bilinç nedir?
Sarı-Yeşil’den Brezilya maçına atlayan formu geçtim, bir kişinin kendi “özgür iradesiyle” ortadan kaybolmayı seçtiğini söylemesi aslında arabada rahat koltukları seçmesi ile direk bağlantı bir sistem içinde gerçekleşiyorsa; “kendisi” demek ne demektir?


Görsel: estanbulbestnootropicsnow