Borsa İstanbul’un 130-140 Bin Hedefi

Daha önce Borsa İstanbul özelinde, neredeyse FARZ kadar sağlam işlediği için VACİP Çizgilerinden bahsetmiştim. Bkz:

Borsanın Alışkanlıkları: Alt Vacip

Borsada Vacipler ve Kar Fırsatları

Borsada 86.000 Bölgesi

Borsa İstanbul’da Ucuzluk Günleri

83 Gün Önce. 69 Gün, 40 Gün, 15 ve 13 Gün Önce

Burada öncelikle şunu belirtmek gerekiyor. Borsa İstanbul’dan bahsederken rakamlar doğal olarak Türk Lirası bazında olacak. Bu yüzden TL bazında bir YÜKSELEN KANAL içinde yapılan hareketler, DOLAR bazında bakınca YATAY KANAL içinde hareket ediyor gibi durabilir.

 

Mavi TL bazında.. Pembe Dolar bazında..

 


 

Teknik Analizdeki en ana unsurlardan birisi Dipleri ve Tepeleri görmek.

Sonrasında genelde dipten dibe ya da tepeden tepeye
bazen de dipten tepeye ya da tepeden dibe yahut bunların kombinasyonları şeklinde çizgiler çizmek gerekiyor.

Şayet 5dk, 15dk gibi periyotlara ait bir grafikte dip-tepe çizgileri çizilirse bunlar, gün içinde ya da bir iki gün içinde oluşabilecek hareketler için tahminde bulunmaya yardım edebilir.

Çizgiler 4 saat, 1 gün gibi periyotlara ait bir grafikte çizilirse bu kez, aylar içinde gerçekleşmesi muhtemel hareketler için ön görü sunabilir.

Bu yüzden, Day-Trader / Günlük Al-Satçı iseniz, 5-15 dakikalar, orta-uzun vadeli al-sat yapıyorsanız günlük grafikler daha da sağlıklı olabilir.  Aylık periyorlarda bakıyorsanız, muhtemelen benim bu açıklamalarıma ihtiyaç duymayan bir emeklilik fonu yöneticisi olabilirsiniz 😉


Ay olmasın, gün de olmasın.. Haftalık periyotta Borsa İstanbul’a bakalım ve önümüzdeki bir-iki yıl içinde neler yapabilir kestirmeye çalışalım..

Kısaca: Alt çizgiden üst çizgiye gidecek.

Uzunca:

Daha önceki üst vacip çizgilerine baktığımızda, bu çizgi 2018 başında endeksi aşağıya göndermiş.

Bu hareketle Fiyat, geçtiğimiz günlerde Alt Vacip çizgisine gelmiş.

–Bloomberg analistlerine dayanarak konuşan bir arkadaşa göre Borsa İstanbul, çok fena bir duruma gelmiş artık 50-60 bine doğru yol alacaktı. Bense ısrarla Rus uçağı ya da Darbe gücünde bir olay olursa o zaman belki.. diyordum–

Ve fiyat Alt Vacip Çizgisine Dokunmasının ardından Yükselişe geçti..

Dolar neden düştü diyenlere de güzel bir yanıt aslında bu: Borsa dönüş çizgisine geldiğine göre, Bir miktar Dolar satıp Hisse almak kazançlı olabilir 😉

 

Seçime kadar yine ufak tefek hareketlerle buralarda dolanabilir. Seçimden sonra kanlı bıçaklı olaylar çıkmazsa -umarım olmaz öyle şeyler- önündeki belirsizliği atlattığı için Borsa 130-140 bin hedefine doğru daha emin bir şekilde devam edebilir.

 


görsel: investing.com üzerinde çizildi

Burada anılan hiç bir şey, Yatırım Tavsiyesi Değildir.
Yapacak Olduğunuz Her Türlü İşlemin Sorumluluğu, Kendinize Aittir.

Mahsuscuktan Müslümanlık & İyilik

Yarın bi yerlere kaçmam lazım. Çünkü hayli yakınlarım “İftar Açımı” düzenliyor.
(?)
10-15 sene öncesine kadar ne sözlüklerde ne de sokaklarda görülmeyen bir şey İftar Açımı.

Fakirlerin ve açların halinden anlama temalı bir ayda, Ramazan Eğlencesi(?) adı altında konserler düzenlemek ne kadar saçma ise İftar Açımı da o derece saçma.

Bankaların %1,2’ye düşen faiz oranıyla Bayram Kredisi ve kıble gösteren pusulalı kredi kartı ile yarışamayacak olsa da “Bakın yüzlerce kişiye davet veriyorum, çok hayır severim”(!) manasına gelen İftar Açımı saçmalığının, gelecek yıllarda daha da cılkının çıkacağını ön görmek güç değil.

Tabi, saraydaki saygıya değmezlerin; ejder meyveli smootie‘si eşliğinde servis edilen zencefilli somonlu suşi ile yüzlerce kişilik iftarlar düzenlediğini gören melevi müslümanlar bundan etkilenmiş olabilir. Ama onları, doğaları gereği böyle yaptıkları için bir nebze mazur görebiliriz.

Benim mazur göremediklerim, “bir şeylerin farkında” olduğunu söyleyip de iyilik ya da müslümanlığını neredeyse davul zurna eşliğinde satış yapanlar.

Nasıl desem..
biraz Mustafa Ceceli gibi..
Evlenmek kadar boşanmak da herkesin en doğal hakkı. Ama ortamlarda “aydiıl pörsın” edasıyla caka satan bir kişi bunu yaparsa, kendisine edilecek lafları hazmetmek için de ideal bir midesi olmalı.

Ya da biraz TV hocaları gibi..
TV’ye çıkan herkes gibi program başına çokça para alabilirler bunda sorun yok ama ayda 600 bin lira alıp insanlara dünya malının kötülüklerinden bahsedemezsin arkadaş.
Böyle demek yerine, “günümüz dünyasında müslümanlar arasından Bill Gates’ler, Zukerberg’ler çıkmalı ve kazancının büyük kısmını, ihtiyaç sahiplerinin kendi düzenini kurması için harcayarak insanlara örnek omalı. Müslüman dediğin hem çok zengin hem de çok hayır sever olmalı” dese kendisiyle çelişmemiş olur.

 

Son günlerde trendlere düşen bir kaç video var, anlatmak istediklerimin bir kısmıyla örtüşüyor.. Beraber bakalım:

 

Bir tane daha bakalım.. //En güzel sosyal deneyler listesinde top 10’da olacağı kesin..

Nasıl iki yüzlü bir toplum olduğumuzu bir buçuk dakika anlatıp bitiriyor.

Yardım etmeyeceksen, yeryüzü meleği gibi gezme. Gösteriş için oruç tutuyorsan tutma.

Tangayla gezecekmişsin gez, burka çarşafı giyecekmişsin giy. Ama jartiyerini gösteren geniş yırtmacın varken başına şal bağlama. (kendi gözlerimle gördüm)

“Doktorluk Kutsal meslek, hayat kurtarmayı çok isterim” deyip,
“Asgari ücret alanlar da ağır şartlarda çalışıyor, doktorların maaşı da asgari ücret olsun” deyince yan çizme.

Her gün sabah namazını kılmıyorsan müslümanlık satma, inanıyorum de yeter.
Filistin haberlerine sızlandıktan sonra, Google’a “Filistine nasıl yardım edilir” diye aramak yerine “Game of Trones 720p izle” yazıyorsan din kardeşliği pazarlama.
Çık mertçe, sırf ünvanı ve parası için doktorluk yaptığını söyle.

Mahsuscuktan müslüman, mahsuscuktan hemşire, mahsuscuktan yardımsever, mahsuscuktan iyi rolü yapma.

Merak etme, sana hitap ediyormuş gibi yazıyorum ama kendime söyleniyorum.


görsel

8000 Metreden Genel Bakış

Henüz Kaptan Marvel‘ı izlemek için vakit bulamamışken, her yerde alıp başını giden “Endgame” rüzgarına biz de kapıldık.  Spoiler yememek için hayli uğraştım ve başardım da. Fakat dan diye spoiler yapıştıran bi tanıdığınız varsa, ilişkinizi gözden geçirme zamanı gelmiş olabilir 😉

Bitcoin’in bugün biraz durgun olabileceğini düşünerek EOS‘a geçtmiştim. Kendimce belirlediğim Stop-Loss seviyelerinden Koşullu Emir olarak emirlerimi girdim. Evden çıktım. Hakkında daha fazla konuşmayacağım Endgame’in çıkışında beni bir süpriz bekliyormuş.

Biz filmi izlerken, koşullu emir çalışmış ve karlı olarak satış gerçekleştirmiş.  Ne yazık ki Binance’da ve bildiğim başka hiç bir coin borsasında Zincir Emir yok. Olsa, olası alternatifler için if then, if then, Else if then, else.. şeklinde emirler girmek çok tatlı olurdu ama henüz mümkün olmadığı için, satış sonrası gerçekleşen Ağırlıklı Ortalamadan alış ve sonraki coşkuya katılma emri verememiş oldum. N’apalım Marvel’e feda olsun 😉


Gün, Hafta, Ay ve Üç Aylık Genel Bakış

Youtube abone olduğum kanallar arasında coinlerle 3-4 kanal var. Bunlardan birisi ne yazık ki takipçilerinin neredeyse kalbini kıracak şekilde İş Gezisinde.. Diğer bir tanesi meselelere çok daha global ve makro ölçekte baktığı için anlık yayınlar yapmıyor.

Kalan diğer iki kanalın bazı görüşlerine ise hiç katılmıyorum. Örneğin Ripple’ın hain olduğunu açıklamak dışında başka bir şey söylemek Coinlerin en temel felsefesine aykırı iken, kalkıp bunun hakkında bölüm bile çekiyorlar. Yuh artık! Ucunda Para var, biz rakamlara bakarız diyerek, İnsan Kaçakçılığı fiyatlarının mevsimsel düşüş ve artışı üzerine de bölüm yapılır mı ?!

 


coinmarketcap

 

Görüşlerine katılmadığın diğer konu ise “Bitcoin Dominance yüksek, Alt Coinler Ezilecek” ve benzeri cümleler.

Evet, burada biraz doğruluk payı var. Ama hemen ardından Büyük bir parantez açılmazsa Eksik hatta yanlış yönlendirebilecek bir cümle bu.

Hemen hemen 1 yıldır, BTC dominance yani Toplam coin pazarında Bitcoin’in payı %50’den fazla. İnsanların coinler için ayırdıkları bir bütçe var, ağır abi olarak Bitcoin yükselirken doğal olarak alt coinlerden çıkıp Bitcoin’e geçişler yaşanıyor. Dolayısı altcoinlerde düşüş yaşanırken bitcoin bir tık daha artmış oluyor.

Büyük Parantez

Yukarıda bahsi geçen durum, özellikle sıralaması üstlerde olan alt coinler için o kadar da geçerli olmayabilir.


worldcoinindex

Her bir coin için uzun uzun konuşulabilir. Hatta hafta / ay / 3 ay rakamlarının dağılımının sağlıklı olmasına da bakılabilir ama Dominance meselesi özelinde daha genel bir bakışla tüm tabloyu göz önünde bulunduralım.

Tam 2 ay önceden bu yana bir dalga bekliyorduk. (Bkz: Bitcoin’de yeni dalga gelebilir, Koşullu Emirler hazır olsun)  Bu yüzden hem 3 aylık hem de Neşeli geçen bu hafta için kıyaslama yapalım.

Yukarıdaki listede son 3 ayda ~%100 ve fazlasını yapmayan sadece 3 tane alt coin var. (Ki onlar +%37, +%54 ve +%69 yapmışlar)

Benzer şekilde son 7 günde ise sadece 2 tanesi hariç hepsi Bitcoin’den FAZLA kazandırmış. (Ki onlar da %0,5 ve %1,2 geride sadece)

Hal böyle iken, “Bitcoin Dominance’ı yüksek, tüm altcoinler  ölecek/ezilecek” ya da “zamanı değil” denilebilir mi?

 


görsel
Burada anılan hiç bir şey, Yatırım Tavsiyesi Değildir.
Yapacak Olduğunuz Her Türlü İşlemin Sorumluluğu, Kendinize Aittir.

Bitcoin’de Gann Fan Deneyi

Bitcoin fiyatları için ya da datası bulunan herhangi bir emtianın grafiklerine bakarken, her nedense Gann çizgilerine bakmak; fiyatlar çıkarken değil de düşerken daha çok aklıma geliyor 🙂

Günlük grafiklere yansıması gereken bir tepki düşüşü için Bitcoin üzerinde Gann Fan deneyi yapabiliriz belki.. İkisi arasındaki nasıl bir uyum var görmüş oluruz.

//Zihnimde kısa bir yolculuğa çıktım şimdi.. sanrım Gann Fan öğrenirken ilk aşağı yönde deneyerek denemiştim.

investing

 

Hatta galiba şu meşhur altın coşkusunun sönüşe geçtiği zamanlardı. Dolayısıyla “son zamanlar”a bi bakış atınca, yükselen diplerden çok, alçalan zirveler ön plana çıkıyordu.
(Grafikte, ilk kalp öncesi uyuşmalar da görülüyor. Ancak henüz zaman makinamız olmadığı için odağımız; geçmişe dönük uyumlardan çok, biz grafiğe gann fan ekledikten sonraki uyumların üzerinde)

 

Yükselen dip derken?

Örn. fiyat yükselişinin sınırlı olduğunu, yaklaşık olarak aynı seviyelere kadar çıkabildiğini sonra düştüğünü düşünün. Fakat  ilk düştüğüne 100’den 50’ye kadar düşmüşken, ikinci düştüğünde yine yüz civarından 70’e benzer şekilde 80’e düştüğü düşünün.
100 → 50 → 100
100 → 70 → 100
100 → 80 → 100

Görüldüğü üzere düşüşün uç noktalarının (diplerin) seviyesi 50, 70, 80 olarak artmış. İşte bunlara yükselen dipler diyebiliriz.


görsel


Alçalan zirveler?

Az önceki örnek gibi ama ters yönde düşünelim.. yani
100 → 400 → 100
100 → 300 → 100
100 → 200 → 100

görsel


 

Alçalan zirve konusunu aslında, zirvelere rağmen genel düşüğün devam etmesi olarak da tanımlasak kimse kızmaz sanırım 🙂

Genel düşüş sırasında, örneğin yine altın üzerinde bir Gann Fan daha görelim:

Şaşırtıcı derecede yukarıdaki ilk altın grafiğine benziyor. Fakat yukarıdaki 2014 yılında başlarken, bu 2015 yılında başlıyor ve hemen hemen benzer bir görüntü çiziyor.

Ekranda karmaşa olmamı için çizmedim ancak, mesela Ekim gibi boşta kalan bir zirve var. Şayet oradan da bir gann fan başlangıcı olsa, kendi içinde yine tutarlı sonuçları görülebilirdi.

Destek dirençlerde olduğu gibi; bi çizgi güzel bir şekilde geçildi ise şu günlerde pek işe yaramayabilir (bkz: Bitcoin 3700 direnç çizgisi) Benzer şekilde bir Gann Fan işlevini yitirdi ise, yeni iki zirveyi birleştirerek yeni Gann Fan’lar çizilebilir.


 

Bitcoin’de Gann Fan

4-5 Mayıs tarihinde bir bakalım..

binance

Bir de şu günler için çizelim, bakalım önümüzdeki zaman dilimin ne olacak ? 😉


binance

Kapak görseli

Gelecek Gelirken: Genç Kalmak

Benim önüme çıkan haberler mi yoksa genel durum mu öyle bilmiyorum ama geleceğe dair ip uçları veren sitelerin çoğunda, belli bir kısmı Biyoloji haberi kaplıyor.

Hatta önde gelen ekonomi dergilerinde bile şöyle bir kapak görebiliyoruz:

Bu adam yaşlanmayı geri çevirebilir mi?

Bu adam dediği kişi ise Osman Kibar. İzmir Belediyesi eski başkanlarından Osman Kibar’ın torunu. Robert mezunu Osman Kibar, doktorasını yaparken kurduğu biyoteknoloji şirketini 470 milyon dolara Novartis’e satmış. Ardından bir firma daha kurmuş ama bu pek başarılı olmamış hatta Pfizer ile davalık olmuşlar. Bunun sonrasında ise yeniden bir firma daha kurmuş: Samumed.

Samumed’in şimdilerdeki değeri 12 Milyar Dolar.

Ortağı John Hood ve Osman Kibar’ın öncelikli iki vaadi vardı: Eklem iltihabı/ağrıları ve Kelliği geri çevirme.
Son zamanlarda bu vaatlerin arasına Alzheimer da eklenmiş durumda.


samumed

 


samumed

 


samumed

 


alzheimersnewstoday

 

Sadece unutkanlık, eklem iltihabı ve kelliğe “Çözüm Umudu“nun güncel kurdan değeri: 71,5 Milyar TL
Şeker hastalığına, obeziteye, cam kemik sendromuna, astigmata, onlarca çeşit kansere  ve daha yüzlerce hastalığa çözümün değerini siz hesaplayın.

İnsanlar az biraz umut ışığı gördüğünde bile neden bu kadar yüksek rakamlar ortaya çıkıyor?

Cevap gayet basit:

Ölümden kaçış


“Güneşin ve göğün, dünya etrafında döndüğü” fikrini bırakıp, “dünyanın güneş etrafında döndüğü” fikrine geçmek nasıl çok büyük bir devrim oldu ise,
Şimdilerde yeni yeni ve büyük bir devrimin eşiğindeyiz zira; her geçen gün daha fazla bilim insanı,  ÖLÜM = HASTALIK fikrine geçiyor.

Askere gitmenin vatandaşlık borcu olduğu fikrinin hakim olduğu bir topluma doğmuş çocuk için yaşı geldiğinde ölüme gitmek, davul zurna ile kutlanacak bir şeyken; İsviçre’de doğmuş bir çocuk için bu durum gayet anlamsız olabilir. Benzer şekilde Ölüm’ün mutlak olduğu inancına hakim bir dünyaya doğan çocuk için de ölmek gayet normal ve mutlaka gerçekleşecek bir durum olabilir. Ve bu yüzden hastalıklara değil de direk ölümün kendisine çözüm aramak aklının ucundan bile geçmeyebilir, geçse bile en başta kendisi inanmadığı için espri/fantezi tadında geçen üç beş dakika sonra uçar gider.

Peki ama böyle uçucu ve uçuk bir fikirken, nasıl olur da “Ölüm=Hastalık” düşüncesi ağırlık kazanabilir?

Sanırım nükteli kısa cevap: Hücre içinde zoom yapmanın dayanılmaz merakı.

Diğer cevap ise şu: Üst üste konulan bilimsel tuğlaların üzerinden bakınca, artık farklı ufukları görebiliyoruz.
Mesela son zaman zamanlardaki tuğlalara kısa bi göz atalım, bakalım nasıl yeni ufuklar vaat edecek..

 


 

Işığı duymak, Kokuyu görmek

Göttingen Üniversitesinden bilim insanları, önce farelerin kulağındaki sese duyarlı hücreleri ışığa duyarlı hale getirdi ardından bu hücreleri ses yerine mavi ışık ile uyardı. Çalışma implant kullanan kişilerde daha prüzsüz ve net bir işitme vaat ediyor.

Işığı duymak mümkün olabiliyorsa, hızlı bir şekilde şunların olabileceğini de pek ala öngörebiliriz;

Renkleri; tadabilir, koklayabilir, sıcaklık ve basınç olarak hissedebiliriz.
Sesleri; görebilir, tadabilir, koklayabilir, hissedebiliriz
Tatları; duyabilir, görebilir, koklayabilir, hissedebiliriz
Kokuları; görebilir, duyabilir, tadabilir, hissedebiliriz
Sıcaklık ve basıncı, görebilir, duyabilir, koklayabilir, duyabiliriz.

(Gen değişimi olmadan algı değiştirme)

 

Elbette bunlar zaten var olan bir duyuyu, farklı bir kanaldan algılamak. Biyoloji üzerinde yeterince kafa yorarak, henüz sahip olmadığımız örneğin Kızıl Ötesini algılama yeteneği ya da Radyo Frekanslarını sezme duyusu kazanabiliriz. Hadi yine abartayım 🙂 Madem algılayabiliyoruz, yayınlama yeteneğimiz de olsun.. Komik gibi duruyor ama bazılarımızın yaşam süresi içinde gerçekleşme ihtimali, gerçekleşmeme ihtimalin çok daha fazla.

 

 

Alttaki video bilimsel bir kaynaktan değil – ama “henüz” değil, uzak olmayan bir süre sonra bilimsel kaynaklardan da benzer içerikler gelebilir –

Üst üstüne konulan bir kaç tuğlaya bakalım dedim ama daha sadece birisine yer vermişken bile yazının hayli uzadığını görüyorum. Şimdilik burada kesip sonraki bir yazıda devam edeyim..


kapak görseli

Witism – Zekaizm: AI ile Üretim ve Dağıtım

Gelecek Gelirken başlıklı yazılarda küçük de olsa günümüzden örnekler verebiliyordum. Bazıları icraata geçmiş bazılarıysa geliştirme aşamasında olan çalışmalardı.

Gelecek Gelirken: That Day.. / O Gün..
Gelecek Gelirken: Start day / Başlangıç günü
Gelecek Gelirken: Yukarı bak çocuk! Ve Toprağı gör.
Gelecek Gelirken: Robotik Tarım

Bugün bahsedeceğim geleceğe dair, henüz ciddi ve geniş çaplı bi icraat görmüş değilim. Bu yüzden az sonra yazacaklarım sadece benim ütopya ve fantezilerimden ibarettir. Umarım gerçek olduğunu da görebiliriz.


Gecenin Müziği yine Lauren Daigle‘dan.. bu kez Come Alive (Dry Bones)
Öylesine dinleyip geçmek yerine loop’a alıp, tadını çıkara çıkara, yudumlaya yudumlaya dinlemeyi  seviyorum. Bu yüzden belli bir süre daha Lauren’dan parçalar paylaşamaya devam edeceğim gibi duruyor 😉


 

Madem tarım işini (de) Robotlar yapıyor.. o zaman meseleyi bir kaç adım daha öteye götürsek..

Hatta çok daha ileri gidip yeni bir dünya düzeni önerelim:

Witism – Zekaizm

YapayZekaİzm ya da artificialIntelligenceism demek pek uygun olmadığı için Wit +ism / Zeka + izm sanırım daha güzel bir isim olabilir 😉

Önce;
kapitalizm’in tanımını (üretim araçlarının özel mülkiyetine ve bunların kâr amacıyla işletilmesi.. ..)
ve
kimisi zaten yaşanan kimisi de pek ala yaşanabilecek olan şu hikayeleri bir düşünün;

Arka sokağa birlerini seven genç bir çift taşınmış. Çocukları da olsun istiyorlar ama biliyorlar ki matematik diye bir şey var. Her ne kadar büyükler “çocuğu veren, rızkını da verir” diyor ama biliyoruz ki rızkı veren, çocuğu aç bırakmıyor tamam ama okul masraflarına pek karışmıyor.

Arka mahallede ise işler biraz daha natameli. Lüx bir restoranda çalışan kadın, yemek saati geldiğinde sürekli servis yaptığı yemeklerden kendisine de servis yapmış. Ama zalim patron bunu görmüş ve kadının maaşının dörtte birini kesmiş. Tartışmalar..

Komşu kıtada ise, arka mahalledeki kadının çalıştığı restoranın bir aylık erzağı için bir köyü katlebilecek açlık çeteleri oluşmuş.

Peki.
Bir de şöyle bir hayalimiz olsun;

Arka sokaktaki kız, kendisi bile farkında değil ama daha çok bebek resmi beğenmeye, annesini her zamankinden daha çok düşüp yer yer ağlamaya ve onu daha sık aramaya başlamış. Wit Zeka / Kıvrak Zeka 😉 işlerin normal olmadığını kızın hamile olduğunu anlasın ve ilgili fonksiyonunda newborns=newborns+1 güncellemesi yapsın ve  7,5  ay sonra Arka Sokak No: 39’a gönderilmek üzere vitamin, aşı, bebek bezi ve göğüs çatlağı kremi üretimini planlasın.

Lüx restoranların yerini, trüf’ten safrana havyardan wagyu’ya her türlü yiyeceğin ücretiz sunulduğu Zekaronlar / Witoranlar almış..

Komşu kıtada seri üretimdeki robotlardan birisi, hattan çıktığı gibi güneşten aldığı enerjiyle kendisinin görevlendirildiği yerde doğru yol almaya başlıyor. Hedefine vardığındaki görevi ise arıza yapmış su kuyusu sistemini yeniden kurmak. Bir başka robot ise, lojistik merkezine yol alıyor. Görevi mekanik arkadaşlarının ürettiği pirinci alıp, sürücüsüz akıllı tırlara yüklemek.


Adilce kodlanmış bir yapay zekanın, enerjisini güneşten alan üretim-dağıtım robotlarını yönettiğini hayal edin.

İsteyen herkesin dilediği ülkenin yemeğini, dilediği şehirde, dilediği kadar yiyebildiğini.. Hiç bir anne babanın, alamadığı oyuncak, ayakkabı, giyecek ya da yiyecek için çocuğuna türlü bahaneler bulmak zorunda olmadığını..

Tarihten biliyoruz ki yeterince kişi hayal edersek, gerçek olur.
Hayal edin!

 


görsel

Gelecek Gelirken: Robotik Tarım

Bugün yine Loop’da bir müzik eşlik ediyor bana. Bu sefer Amy Winehouse‘dan daha etkili. Zira Türkçe. Ruveyda Sultan’dan Ayrılık Zor yorumu.  Bir süre sonra bağımlılık yapıyor ve döngüye alma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bazı kısımları o kadar su gibi, rüzgar gibi akıp gidiyor ki, şarkıya eşlik olsun diye her gün ayrılık yaşayası geliyor insanın 🙂

 


Gelecek Gelirken: Yukarı bak çocuk! Ve Toprağı gör başlıklı yazıda dünya nüfusunun her geçen gün biraz daha fazla olacağından bahsetmiştik. Nüfusun artışı demek; püfür püfür esen görece sakin Bebek Emirgan vapuru yerine 500T yahut Metrobüs’e binmek demek.

Psikolojik olarak, insan canlısı dar alanlarda daha hırçınlaşıyor. Bugün beklenilenin aksine suç oranları; daha az emniyet gücünün olduğu Sakin Şehirlerde değil, daha gelişmiş olduğunu iddia ettiğimiz şehirlerde daha yüksek. En çok suç artışının büyük şehirlerde olduğu düşünülürse, aşırı nüfus yoğunluğunun insan türü için o kadar güzel bir şey olmadığı ortada.

Topluluklara üye birey sayısı arttıkça yönetim sorunları ortaya çıkar. Kritik eşik 150’dir. Homo
sapiens bu kritik eşiği aşıp..
Harari – Sapiens



Daha yoğun ve sayıca 10 Milyarı bulan bir nüfus nasıl beslenecek?

Bu soruya kafa yormamak demek; torunlarımız ve gelecek nesiller, insanoğlunun en iyi bildiği “ilkellik ilkelerini” kullanarak savaşsınlar ve dünyanın yarısı ölsün /ki gıda problemleri de çözülsün/ konu beni ilgilendirmiyor..  demek gibi oluyor biraz..

Oysa en azından sadece beyin jimnastiğiyle bile konunun farklı çözümleri zihnimizde parıldamaya başlayabilir.

Çiftçi Robotlar

Dünya üzerindeki çiftçilerin ekim ve hasat zamanları hayli ağır koşullarda çalıştıkları hepimizin malumu. Bununla birlikte bi çok ülkede 1 birim efor ile 2 birim ürün elde edilebilecekken, köylülerin ve çiftçilerin ekseri çoğunluğun eğitim durumu da ortada.

Peki şimdilerde yılların taksi ve tır şoförlerini bile işsiz bırakacak kadar gelişmiş otonom sistemler çıkmışken, sanayi 4.0 kavramını daha geniş yelpazede düşünsek ve tarım işinde de robotik sistemlerden daha çok faydalansak nasıl olur? Doyurması gittikçe daha çok zor olacak bir nüfusu beslemek için hayli pratik çözümler sunar gibi sanki (?)

// Dikkat Hipnoz etkisi yapabilir 🙂

// Bu yazıdaki havalı video sanırım aşağıdaki 😉

 

 

~Altı yıl öncesinden bir haber

Yine ~beş – altı yıl önceden Türkiye’den bir video

Google ve Youtube’da benzerleri ve benzemezleri daha pek çok örneğe ulaşılabilir.

2 Yazılık bu girizgah sonrası, gelişme bölümünde söyleyecek bir kaç çift sözüm daha olacak 😉


görsel: robohub

Gelecek Gelirken: Yukarı bak çocuk! Ve Toprağı gör.

Şu anda yazarken yeni tanıştığım bir ismi dinliyorum: Lauren Daigle.
Daha duyar duymaz Adele hissiyatı uyandırıyor bu da yetmezmiş gibi bazı yerlerde rahmetli Amy Winehouse, Lauren’in beninde canlanmış, küçük kısımlar söylüyormuş gibi oluyor. Üstüne bir de doğallık eklenmiş ki benim gayet hoşuma gitti. Loop’a aldım 😉

 


Konun kapak resmi, Lauren’‘ın Look Up Child albümünün kapağı. İngilizcede, çok kullanılan kelimelerle ilgili pek çok deyim oluyor umarım “bakmak-aramak” dışında ekstra bir deyime/manaya denk gelmiyordur ama öyleyse bile yine de “Hey Çocuk, Yukarı Bak” manasında anlamak istiyorum 🙂

Yukarı bak çocuk! Ve Toprağı gör.

Şimdilerde popüler hale gelen/getirilen STEM ile ilgili çekincelerimi belirtmiştim.
Para ve Devlet #3: STEM de Nereden Çıktı?
Hükümranların level atlamış köleleri olmak için çalışmanın-çalışmamanın ne olduğunun-olmadığının farkında isek, geleceğin gök yüzü kadar, toprakta da olduğunu görüp bunu hakkıyla idrak etmeli ve yeni nesilleri buna donanımlı hazırlamalıyız.

Hiç uzağa gitmeden 1 mm yakınımda birisi var 🙂 Elma toplayan drone ve tarladaki ürünleri parazit bitkilerden kurtarmak gibi konulara yarı fantezi yarı ciddi kafa yoruyor. Dünyanın nüfusu düşünüldüğünde, böyle şeyleri düşünmek gerektiği sanki daha çok gün yüzüne çıkıyor.

Amerika keşfedildiği zamanlarda, bütün dünya üzerinde, yaklaşık Amerika’nın şimdiki nüfusu kadar insan yaşıyormuş.

Her geçen gün, dünya genelinde ortalama nüfus artış hızı düşüyor. Ama bununla birlikte, takdir edersiniz ki 300 milyon’un yüzde 3’ü ile  7 milyarın yüzde 1’i hayli farklı.

 

 

Farklı farklı onlarca kuruluşun, gelecekteki dünya nüfusunun ne olabileceğine dair projeksiyonları var. Nükleer savaş gibi ütopik değişkenleri devre dışı bırakırsak hemen hepsi benzer şeyler öngörüyor.

Şimdi kaç yaşında olduğunuzu düşün. Ve göz açıp kapayıncaya kadar bu kadar yılın çoktan geçmiş olduğunu. Ve bir sonraki göz açıp kapamamızda takvimler rahatlıkla 2040-2050’yi gösteriyor olacak.

Zihinlerimizi kaçırmaya çalışmadan bu zamanlara bakış atmak, en azından bakış atmaya çalışmak güzel olabilir. En azından devir teslim yapacağımız yeni kuşak için faydalı olabilir.

Yazının başından bu satıra gelene kadar dünyanın nüfusu yaklaşık 2 bin arttı ve yine yaklaşık olarak  7,701,800,069 kişi olduk.

 

 

2050‘li yıllar geldiğimizde ise dünya nüfusu 9.7 Milyar olacak.

Belki kendi hayatlarımızın son bölümlerini yaşıyor olacağız ama çocuklarımız ve torunlarımız için 2050 gayet “hayatın ortasında” bi yıl olacak..

İyi ama 2050’de onca nüfus ne yiyecek?

 


Devam edecek..

Kaynak & Görseller

Bitcoin’de 6500 Dolar’ın önemi

Bitcoin’de 6500$ sınırı önemli.

Neden böyle söylediğimi temellendirmek için ve bütünlük arz etmesi açısından önceki yazılara bir göz atalım.
// görsel

Kendime Güzelleme 🙂

12 Kasım 2018 tarihinde, şöyle bir yazı kaleme almışım:
Bitcoin: 18 Aralık, 28 Ocak, 28 Şubat

İddiam oymuş ki; Bir yıldır devam eden mahalle baskısı azalacak ve  bu tarihlerde Bitcoin’de toparlama olacak.

Halep orada ise arşın burada 😉

 

Alt eksene dikkat edilecek olursa, Tarih kısmı burada yer alıyor. Yazıdan itibaren 5 hafta boyunca düşen Bitcoin takvimler tamda yazıdaki tarihi gösterdiğinde, diplere gidişini durdurup, havuzun tabanında ayağını vurarak yukarı doğru zıplayışa geçmiş.

Aynı yazıda geçen 28 Ocak Tarihini de arşınlayalım 😉

Takvimler 28 Ocağı gösterdiğinde,
18 Kasım’daki yükseliş hareketine gelen tepkinin durma noktası olduğu görülüyor. (ölçmedim ama kuvvetle muhtemel ki, önceki yükseliş hareketinin altın oran seviyelerinden birisine denk geliyor olabilir)
Bu seviye aynı zamanda hem Bollinger bandının hem de Çanak formasyonun yatay tabanını oluşturuyor.


28 Şubat

 

Hafızalarımız da hala hoş olamayan şeyler çağrıştıran bu tarihte biraz geç kalmışım. Zira beklemiş olduğum pozitif toparlama tahminimden 10 gün önce gerçekleşmiş.
// ne beceriksiz teknik analiz bu böyle.. haha :))

Bu tarihte şöyle önemli bir olay daha gerçekleşmiş: Günlük fiyatlar, 50 günlük ortalamayı geçmiş. 10 gün sonra da bu yukarı kesmenin onayı gelmiş 😉


23 Şubat 2019
Tarihli,
Kısaca Bitcoin: 25-50-100
yazısında ise şöyle demişim:

Yakın zamandaki 50-100 (Mor-Pembe) kesişmesi
önümüzdeki günler için güzel bir hava tahmini sunabilir 😉

 

Burada ek bir açıklamaya sanırım pek gerek yok.

Hadi bir de son olarak 15 Mart Tarihinde ne dediğime bakayım:
Bitcoin’de yeni dalga gelebilir, Koşullu Emirler hazır olsun

asdxlrwuiqre :))
daha ben sana ne diyim müdür?

// ne zamandır random gülme yapmadığımı fark ettim, özlemişim  

Bugüne gelmeden önce bi tane daha Bitcoin yazısı, klavyemden çıkıp steem witness’larının hard disklerine geçmiş ama onu da “Çanak Yüksekliği Gerçekleşti” konulu gelecek zamandaki bir yazıya bırakalım 😉

Görüleceği üzere, önceki yazılardan yola çıkarak şu tür sorulara;

Düşüş devam ediyor mu yoksa bitti mi?
Dip görüldü ve yükseliş başlayacak mı?
Grafikler ne diyor?

artık olumlu yanıtlar verebiliriz. Evet, önceki aylara kıyasla Bitcoin’in ayağı yere daha sağlam basıyor.

O halde acelecilikle şu soruyu soralım: Yeni bir Koşu başlar mı?

Şizofren tadında 🙂 kendi sorduğum soruya kendim yanıt vereyim: Bu bir engelli koşu ve önümüzdeki engellere göre konuşmak lazım.

Peki engeller neler?

// @tahirozgen hocam yetiş, bu diyalog?monolog?monodiyalog nereye gidiyor böyle 🙂

Bazı noktalarda düşüşler başlamış ki, yukarıda bahsi geçen fren noktaları, dipler, toparlama seviyeleri ve benzerleri varlar. Önümüzdeki engeller işte bu noktalar. Yeniden grafiğimizi açıp zoom out yapalım..

Bursa’ya kayak tatiline gittiniz ve 10 gün piyasadan uzak kaldınız diyelim.. Stop Loss ve Koşullu Emirler girmediyseniz, tatil dönüşü paranız pek ala yarısına düşmüş olabilir.

Piyasaların üstüne çığın düştüğü noktanın adı: 6500

Bitcoin, koşuya çıkacaksa önce 6500 seviyesini anlamlı ve teyitli bir şekilde aşmalı.
// Bu arada; Fincan’ın son kısmı da buralara denk geliyor 😉

6500 güzel bir şekilde aşılabilirse;
Fincanın yükseliği h= 6500-3250 = 3250
Fincan + 3250 = 9750
gibi hesapları daha emin bir şekilde yapmaya başlayabiliriz.

// Tam 6500’e dokunduğu günlerde Türev piyasalardan biri daha (örn. Bakkt) açılır ve 6500’e ilk dokunuşun aşağıya tepkisini oluşturursa, şok edici şekilde şaşırtıcı ama beklenen bir kehanet gerçekleşebilir. Olası aksiliklere karşı Koşullu Emir her zaman candır 😉

Burada anılan hiç bir şey, Yatırım Tavsiyesi Değildir.
Yapacak Olduğunuz Her Türlü İşlemin Sorumluluğu, Kendinize Aittir.

Gelecek Gelirken: Start day / Başlangıç günü

(Daha ilk cümleyi yazmaya başlarken, sanki açmış da canım Carl’s Jr.’dan  BBQ çekmiş gibi, Terminator izleyip öyle yazasım geldi 🙂 Fakat ki o kadar zaman lüksüm yok.)

Görsel


Mesele Enigma‘ya ve Alan Turing‘in “Makinalar Düşünebilir mi?” yahut “Turing Testi“‘ne kadar götürülebilir. Ancak biraz daha kitabın ortasını okuyacağım.

Önceki yazıda That Day diye adlandırdığım bir gün vardı. Benzer şekilde, isimlendirdiğim bir gün daha var:
Start Day.

 

IBM: Ne içerdi bilmiyorum ama “Eruzum’da İyigören soy isimli bir aile varmış. Çok zeki bir çocukları varmış. Bunu yurt dışından çağırmışlar, gel zaman git zaman bu çocuk IBM (“İyi gören Bilgisayar Merkezi”) isminde bir firma kurmuş”.. şeklinde bir masal anlatırdı lisedeki matematik hocalarından birisi.. )

1950‘ler..
Bilgisayarda Satranç hesapları, IBM çalışanlarının ilgisini çekmeye başlar.

Yıl 1985.
Carnegie Mellon Üniversitesinden Feng-hsiung Hsu, tez konusu olarak “Chip Test” adıyla Satranç Oynama Makinası üzerine çalışmaya başlar. Bir süre sonra sınıf arkadaşı Murray Campbell da proje üzerinde çalışmaya başlar ve Deep Thought/Derin Düşünce fikri şekillenmeye başlarlar.

Yıl 1989.
İkili IBM’in Araştırma departmanında işe başlar. Mevcut IBM kadrosundaki Joe Hoane, Jerry Brody and Chung-Jen Tan‘ın da katıldığı bir ekip kurulur. Ve yeni ekip projeyi (ve işlemleri yapacak süper bilgisayarı) Deep Blue olarak isimlendirir.

Yıl 1996.
-Youtuber’lardan çok önce- Big Challange! Deep Blue, dünya Satranç Şampiyonu Garry Kasparov’a meydan okur. Maçlar yapılır. Kasparov kazanır, Deep Blue kaybeder.

[Bu arada, bu nasıl güzel bir AR-GE mezhebidir ki; 7 Yıl boyunca “Sen yeter ki Araştır ve Geliştir” deyip, donamım ve personel imkanı sunmanın yanında üstüne her ay dolarla para veriyorlar]

Yıl 1997.
Rövanş. İzleyicilerin hazır bulunduğu küçük bir televizyon stüdyosunda, kameralar çalışmaya başlar. 500+ kişilik taşan kalabalık tiyatro koltuklarında konuşlanmıştır. İlk maçı Kasparov kazanır. Fakat toplam 6 maçlık oyunun nihayi  kazananı Deep Blue olur.

 

 

Makinaların yükselişinde, çok önemli bir kale alınmıştır. Buharlı makinaların çok ötesine geçmiş olan Dijital devrim, insanların zapt ettiği bir kaleyi fethetmiş, göndere 1 ve 0 dan oluşan bayrağını dikmiştir.

Belki de bizim kuşağımız için denilebilir ki; Gelecek, o gün başlamıştır.
11 Mayıs 1997

Gelecek Gelirken: That Day.. / O Gün..

Halen ToDo listemde bekleyen “Harari” yazıları var. Onun kadar geniş perspektifte ve hayatın farklı alanlarına, farklı açılardan bakmak için blog yazıları hayli kısıtlı bir alan sayılabilir.

Bununla birlikte, HomeDeus’un 9. Bölüm’ünde taş atılan mevzulara kendi çapımda ben de taş atmak için, ufak tartışmalar yapabilirim. Bu bağlamda henüz uzunluğunu kestiremediğim bir Gelecek Gelirken serisi güzel olabilir 😉

 

“That Day”

CGI Character  terimi ile tanıştığım gün, kafamda şimşekler çakmıştı: Bilgisayarda tasarlanmış bir karakter.

— E ne var ki bunda? Street Fighter zamanından bu yana, bilgisayar ortamlarında insan çiziliyor ve hareketi sağlanıyor. Hatta konsolu elimize alıp, o karakteri biz bile yönetiyoruz.

Evet. Ama biraz daha abartsak 😉

Hatta “biraz”dan çok çok fazla abartsak. Mesela 3D karakter uzmanları, CGI artistleri öyle bir karakter tasarlasınlar ki, başta Göz ve mikro mimikler olmak üzere karakterin hareketleri müthiş gerçekçi olsun.

 

Ve dahi, bu karakter bir filmde oynasın. Dünyanın değişik coğrafyalarında aylarca gösterimde kalsın, CD’leri çıksın (şimşek düştüğü zaman CD’ler vardı), aradan 2 yıl geçtikten sonra, filmin yönetmeni bir basın toplantısı yapsın ve oyunculardan birinin tamamen bilgisayar grafikleri ile oluşturulmuş bir karakter olduğunu açıklasın.

// Bu düşüncelerden çok sonra öğrendim ki benimle aynı şeyleri düşünen başkaları da varmış. Ve hatta bunu film yapmışlar: S1m0ne 

O günü, yıllardır kendi çapımda “That Day” olarak adlandırıyorum.

Zira O Gün’den sonra, sinema sektörü bir daha eskisi gibi olmayacak. Şimdilerde -özellikle ILM ve Marvel aşkınlıkları sonrası- çok fazla efekt yapılıyor. Ve giderek daha fazla saniyede, CGI yer alıyor. Ama TAM manasıyla “O Gün”ü henüz yaşamadık.

Böyle bir gün sonrası yapımcılar;  Tom Cruise’a her film için 75 milyon$ vermek yerine, çok daha az maliyetle üretip, mülkiyetine sahip oldukları Digital Oyunculara yönelecektir.

 

 

Yapay zekanın hiç var olmayan ancak uzmanları bile ikna edecek derecede Rembrant çizdiği düşünülürse, harika mimikleri olan bir Dijital Oyuncu demek, bol bol film izlemiş bir yapay zekanın, 3D karakterin kaslarını (pixellerini) yönetmesi demek.

“O Gün”ü hatırlatan yeni şeyler karşıma çıktığında, sağda solda paylaşırken “That Day coming.. / O Gün geliyor” başlığı ile paylaşıyorum.

Onlardan bazıları..

 

“Eye Piece” by Chris Jones

 

“E” by Chris Jones

 

“Someone” by Dexter Studios (Konu görseli de buradan)

 

“Project Vincent” by GiantStep

 

Animatrix serisinde de çok güzel bi örnek var ama şimdi oraya girersem çıkamam 🙂
O zaman, -şimdilik- kapanışı şununla yapayım:

“Siren” by Next Studios, 3Lateral Epic Games, Tencent, Vicon and Cubic Motion.

 

Bitcoin’de Altın Çanak Formasyonu

Öncelikle: Literatürde “Altın Çanak” diye bir terim yok.

Ama “Çanak Formasyonu” var. Ve de formasyonlardan bağımsız Altın Kesişme / Golden Cross var.

Golden Cross: 50 günlük ortalamanın 200 günlük ortalamayı geçmesi demek. Ve bugün itibariyle, Bitcoin’de Golden Cross gerçekleşmiş durumda 😉
// Ortalamalarla ilgili daha fazla yazı için şuralarda turlayabilirsiniz 😉

Çanak Formasyonu ise; oluşan grafiklerde görsel olarak ortaya çıkan şeklin bir çanağa ya da bir fincana benzemesi. Görsel birkaç örnek eşliğinde biraz açalım.

 

 

Beyoncé ne alaka di mi?
Google’a göre Bowl Formation demek bu demekmiş
Komik ama gerçek. ABD’nin EN çok aranan, en çok rekorların kırıldığı zamanlardan birisi Süper Bowl. Yani Bowl kelimesini arayan birisinin “Süper Bowl”u arıyor olma ihtimali feci halde yüksek.

E bir de Beyoncé bacımız, Formation ismindeki parçasını Süper Bowl da söyledi ise.. daha ne olabilir ki.

Bu arada, Ezici olasılıkların, olası farklı sonuçları için bakınız: I Robot Filmi.


artificial-intelligence.blog


Çanak formasyonu için grafik örnek verecektim, Arif’in Manchester’a attığı gole döndü.. 

Anyway..

Aşağıdaki grafikte, ilk olarak Ters Omuz Baş ya da Üçlü dip gibi formlar dikkat çekse de, gözlerimizi biraz daha yukarı kaydırdığımızda fark ediyoruz ki;
Net bir düşüş hareketi başlamış, ardından bir kaç dip ile bu düşüş frenlenmiş (hatta kısmen alt taraflarda yatay bir bant oluşmuş),
sonrasında da adeta bir fincanın kulbu gibi bir kulp oluşmuş.


investopedia

Burada Teyit aramamız gereken nokta şu:
Bir, Fincanın Sol üst tarafı ile, Sağ üst tarafı hemen hemen aynı seviyede mi?
İki, Kulp hareketinin sonlandığı nokta, Fincanın üst seviyesi ile aynı mı?

Bir örnek daha bakalım:


altin.in

Özellikle bir nolu çanakta, Fincan ve Kulp kısmı gayet net bir şekilde görülebiliyor.


Gelelim, artık Altın Kesişmesini gerçekleştirmiş haldeki Bitcoin’e..

Bana göre, -Limitless filmindeki ilgili sahnedeki gibi (ya da dizisi den de hatırlıyor olabilirim) rakamlar, kendine has iniş çıkışlarıyla adeta resim çizmiş durumda ve çizmeye de devam ediyor.

Ama kendi gözüme kestirdiğim yerleri hiç işaretlemeden yorumları size bırakayım 😉


tradingview screen shot / Kapak Görseli