Borsa’da At Yarışı :)

Biraz önce, dün yazmış olduğum Bitcoin yazısındaki grafiğe baktım. Rakamsal değişiklikler var elbet ama ilk bakışta göze çarpan grafiksel bir hareket yoktu. Küçük, “burun farkıyla” denilebilecek oynamalar vardı. Bu, yaşadığım /ve tahmin ediyorum ki hala yaşanan/ bir olayı hatırlattı.

Çok önceden, bir sebeple borsa salonlarından birisine gitmem gerekmişti; 20+ kadar kişi şimdilerin ultraHD ekranlarından biraz daha büyük bir perde önünde oturuyordu. Ekrana aynı anda yüzlerce hisse senedinin anlık fiyatları yansıtılıyordu. A kişisi, Banu’ya “1000 Lot THY 8.80’den Alış” diye sesleniyor. Bir başkası “Banu Konya 100 lot 14.40 satış” diyordu. Banu ortamdaki kişileri tanıdığı için onlar adına AL-SAT düğmelerine basıyordu. Cep telefonları yoktu ama internet vardı, “Herkes kendi işini kendi yapabilir aslında” diye düşünmüştüm.

Aradan bir kaç / üç beş yıl geçti, Altın Oran‘ı araştırırken, yanda “borsa altın oran” videosu dikkatimi çekti ve “Ne alaka?” diyerek tıkladım. Ve bir tık bir sürü şeyi değiştirdi 🙂 Bilim kurgu filmlerindeki elektrikle beslenen yaratıklar gibi yoğun bir şekilde haftalarca PC başında araştırmaya devam ettim.

O tıktan aylar sonra, şu “internet varken bi salona ne hacet” dediğim şeyi uygulamaya başlamıştım. Matriks kullanıyordum. İtiraf etmek gerekirse Türkiye’de yazılan bir programdan beklediğimden çok daha fazlası Matriks’te vardı. (estetik hariç). Ki Gebze Teknokent’te bulunan yazılım ekibi halen yeni özellikler eklemeye devam ediyor.

Aradan yine bir kaç yıl daha geçti. Yine o borsa salonuna uğramıştım. Ekrana yansıtılan görüntünün Matriks olduğunu saniyesinde anladığım gibi, yansıtan kişinin neler yapsa daha iyi olabileceğine dair en az beş altı tane önerim olabilirdi.

Yalnız bu kez uğradığım vakit akşam saatleriydi. Borsa’nın kapanışına denk gelmişti.
Gözlerimin önünde, Şaşırtıcı – Komik – Üzücü – Aydınlatıcı bir 59 saniye yaşandı:

Hadi oğlum, Hadi be koçum, 5 puan daha.. az daha..

WtFisTis?

Ganyan bayisi mi Borsa salonu mu? Kapanışın son dakikasında ikisi bir birine karıştı..

Şaşırtıcıydı: Çünkü şaşırtıcıydı.

Komikti: Çünkü komikti.

Üzücüydü: Yıllardır baktıkları ekranı araştırma gereği duymamışlardı, araştırsalar en azından alt ve üst kademeye yazılmış emirleri görebilirlerdi. Dizginleri kendi ellerine alabileceklerinden habersiz, at yarışı izler gibi izliyorlardı.

Aydınlatıcıydı: İnsan canlısı, matematiğe rağmen duygularıyla hareket eden bir canlı. Bu yüzden yeterince soğuk kanlı birisi ya da bir yazılım karşısında şansı çok çok az. Kazanmak istiyorsan, herkesin duygusal davrandığı zamanlarda sen matematiksel davran.. 😉


Görseller: matriks, haberturk

 

Bitcoin 6500 Barajını Geçebilecek mi?

Bitcoin Haziran’ın ortası ve sonunda 2 defa 5750 desteğine gelmiş ve ikisinde de buradan destek alarak yükselmişti. (evet çift dip / W” formasyonu )
İkili dip görünce beklenti; W yüksekliği kadar yeni bir yükseliş olmasıdır. Nitekim öyle de oldu.

“Nitekim” yazdım, Cem Karaca’nın Raptiye Rap Rap şarkısı geldi aklıma. Dolar gündemine “de” taş attığı için 😉 hem yazıya garnitür olması hem de ortama sanat bulaştırmak için parantez içinde bi göz atıversek mi 🙂

(

 

Hanimini hüppen dezigi banna rap rap, Kefeştetayyuş illede kıtmir rap rap
Köşeleri möşeleri dön baba dönelim rap rap, Raptiye rap rap zaptiye zap zap rap rap
N’aber nitekim gene geldi şapka rap rap, Ben sana hayran, Sen cama tırman
Yok içmeye bir şişe bile ayran, Nene gerek senin taht-ı revan
Maaşta gırtlak gırtlak gırtlağa rap rap, Bir de kitap okuyor bakın şu çatlağa rap rap
Liberal, miberal malı kap, götür al rap rap, Eriyor liralar, mark kap, dolar al rap rap
Bul bir kaşalot toriğini işlet rap rap , Bir koy üç al üçünüde beşlet rap rap
Raptiye rap rap zaptiye zap zap rap rap, N’aber nitekim gene geldi şapka rap rap
Üf baba bu ne be fotoğraf makinesi, U, a, u, a, u, a, Lambada markası
Şarkıyı burda yasaklasak da mı saklasak [2018!], Oh George
Şarkıyı yoksa yasaklamasak da mı saklasak, Oh George

) Nerede kalmıştık.. parantezi kapatıp devam edelim..

W’nin boyuna bakalım:

6300 seviyesinden, 5850 seviyesine kadar baktığımızda W’nin yaklaşık 550 puanlık bir yüksekliği var. Demek W’nin üst sınırından itibaren 550 puan daha yükselecek. Yani 6300 + 550 = 6850 seviyesine beklemek ve oraya yaklaşırken eller satışta beklemek lazım deMiyorum elbetteki 🙂 Bu seviyelere yaklaştıkça, KOŞULLU EMİRLER ile Stop Loss seviyesini yükseltmek lazım.
// Trade.io platformunda Takip Eden Stop Loss olacağına dair söylentiler var. Öyle olursa, Yüzde cinsinden, satış seviyelerini otomatik yükseltmek çok tatlı olur 😉

Aa aa? 6850 Fibo seviyeymiş 🙂

Ne tesadüf di mi 😉

E şimdi Fibo’yu öyle pat diye geçmek zor.. biraz geriye çıkıp şu W çetesinden biraz  güç toplayıp öyle mi gelsek.. 🙂

Böylece Bitcoin uzun zamandır hasret kaldığı bir yükseliş için koşuya başladı.. Bu kadar hasrete dirençleri kırarak ilerleyen Bitcoin, Korkaklık çitasına takıldı. Hani aslında bir çetenin içinde olmaması gereken tipler olur. Karşı tarafı güçlü sandığında hemen yan çizmeye başlar.

Bitcoin hakkında resmi kurumların (SEC) vereceği kararın ertelenmesi işte bu iktidar/güç uşaklarını korkuttu ve 8500’e kadar çıkmış olan bitcoin, geri 5800‘lere kadar geldi. (Ripple’cılar gibi bunlar da Coin’lerin felsefesinden zerre anlamayan, soyu tükenmesi gereken kişiler. Yanlış anlaşılmasın Bitcoin düştüğü için kızmıyorum, coin bu; iner de çıkar da. Bu arkadaşlara, oksijeni israf ettikleri için kızıyorum)

 

Yeniden 6500 Barajı

Bitcoin daha önce iki defa olduğu gibi yine 5800 seviyelerinden toparlandı ve şimdilerde ~6500 Fibo seviyesi ile güreş halinde. Bu güreşi kaybederse pek hoş olmayacağı için hangi seviyelere inebileceğini başka yazıda inceleMeyiz umarım..

4 Saatlik Grafikte, kalın ve mor olan Ağırlıklı Ortalamayı geçmiş olduğunu görüyoruz. Bir de çok güçlü olmasa da açık mavi bir destek çizgimiz var. Bu ikisi Fibo ile olan mücadelesinde Bitcoin’e destek olabilirse bu sefer 10000‘e sıçramak isteyebilir.
// Ne güzel konuştum, ağzım bal yesin :))


Yasal Uyarı:
Yatırım Tavsiyesi Değildir

Yapacak Olduğunuz İşlemlerin Tüm Sorumluluğu Kendinize Aittir

BtcTürk’ün USDT Bacaklı İşlemlere Başlaması

Borsalara STEEM çağrısı yaptığımızda, en bürokratik duruşu BtcTürk sergilediği için işlem ağırlığımı Koineks‘e kaydırmıştım.

Bununla birlikte ilk göz ağrımız olduğu için, BtcTürk’ün gönderdikleri bültenlere zaman zaman şöyle bir göz atıyorum. Son gönderdiklerinden birisinde USDT bacaklı işlemlere başladıklarından bahsetmişlerdi. Bu çok güzel imkanlar sunabilir 😉 //Koineks de USDT’ye başlarsa, aşağıda anlatacağım türde işlemlerde, çağrımıza daha sıcak yanıtlar verdiği için Koineks’i önceleyeceğim kesin.

Neden USDT Seçeyim ki?

USDT (Tether) hakkında bolca söylenti varken USDT riskli değil mi? Bitcoin için de bolca + bolca söylenti var. Devlet garantisi gibi şeyler istiyorsan seni şöyle alalım..

Coinler ve Tether özelindeki durumların farkındaysan devam edelim..

Önceki akşam bir arkadaşa neredeyse AYET keskinliğinde kurallardan bahsetmiştim. O yorumdan burada alıntı yapmak isterim:

Dün 7’yi geçecek diyen arkadaşa GRAFİKLERE göre konuşmuyorsun demiştim, Sabah Borsa yazısı yazıp öyle evdn çıktım. Öğlen arayan arkadaş 6,50’den çıkayım mı diye sorduğunda Hayır çıkma deMedim.

Ama bunların hiç biri önemli değil. Önemli olan; her daim Finans Ayetleri’ne 🙂 uyuyor olmak:

1) HİÇBİR ZAMAN: Paranın tamamıyla tek seferde işlem yapma. (iki seferde de yapma.. üç? hayır!)

2) DAİMAdaha Alırken Koşullu Emirlerini gir (örn: Düşüş için StopLoss. Yükseliş olursa, StopLoss çizgini yükselt, her yükselişte daha yukarı taşı)

3) DAİMA: Kum Saati kullan.

Bu yazıda vurgulamak istediğim kısım KOŞULLU EMİR.

 

Diyelim BtcTürk üzerinde, 1700 eth/tl fiyatından 1000 TL’lik (0,588 adet) Ethereum aldınız.
Daha sonra grafikleri incelediniz, destek çizdiniz, direnç çizdiniz, türlü indikatörlere ve elbetteki Fiyat’ın kendisine baktınız. Sonra şu çıkarımda bulundunuz:

“1700 TL’de direnç var. Bunu aşağı kırarsa işler daha da kötüleşebilir.”
ve bu yüzden
“1700’ün altını görürse 1695’ten SAT” şeklinde KOŞULLU EMİR girdiniz.

Gerçekten de dediğiniz gibi oldu, 1700 altına doğru sert düşüşler yaşandı. 1650 1600 1550 1500’ü gördü.

Yalnız, siz satış yapıp beklerken, TL’de bekliyordunuz.
// Aslında bu da başka bir Ayetimsi olabilir: ASLA TL’de BEKLEME.
(bunu son günlerin gazı ile söylemiyorum, bkz: 9 ay önceki yazımdan: Dolar kelimesini öğrendiğim günden bu yana Dolar artmakta)

Bir sonraki işleme girilecek noktayı beklerken, TL’de beklediğimiz için;  elimizdeki/BtcTürk cüzdanımızdaki paraya hiç dokunmadığımız halde  Doların ateşiyle dondurma ya da çikolata gibi eriyecek.

Yani Etherum’un Dolar cinsinden düşüşünden kaçmak için saklanılan yer bir liman değil yanlış yöne doğru hareket başka bir gemi olduğu için, verilen koşullu emir, reel manada bir tedbir sayılmayacak.

 

Tersinden düşünelim

Ehtereum düşecek diye ETH satmak istiyoruz ama bunu TL değil de USDT pazarında satmış olursak, Beklerken de kazanıyor olabiliriz 

Cümlenin soruna göz kırpan emoji gayet güzel yakışmışken, birisi şunu sorabilir:

–Sen göz kırpıyorsun ama burası borsa, 3’ten alıp 4’ten satıyorsun ama karşındaki başka bir insan, bu adil mi?
–Her gün 3’ten alıp 5’ten satarak seni kazıklayan marketten/bakkaldan/mağazadan alış veriş yapıyorsun. Bunu onlara da söyle 😉

// zincirleme devam ettirebilirim aslında ve sonraki 5,5 milyar yıl için teorik bir çözümüm de var aslında ama bu yazının konusu değil 😉


Görsel: BtcTürk

 

Yanlış Yere Bakıyorsun: Borsa’ya Bakmalısın

Resimdeki Kızı ve Kuşu gördün ve çoğu kimsenin görmediği şeyleri görebildiğini düşünüyorsun değil mi?
Peki, Ayı ve Kaplan? Geyik nerede görüyor musun?

Pek çok kişi DOLAR’la meşgul.

Şu kadar çıktı, bu kadardan alıp bu kadardan sattım/satacağım, aldım/alacağım.. Dediğim seviyeye gelirse biraz daha satacağım/alacağım.

Kahir ekseriyetin yapmadığını yapan, alkışlarla takdir ettiğim azınlık bir gurup daha var:
Asıl Tarihçiler.
?
Hani tarihin meşhur ama goy goy sloganı var ya:

Geçmişini bilmeyen geleceğe bakamaz. Tarih geçmişten ders alıp geleceğe bakma sanatıdır. vik vik..

 

Hodri Medyan! Bana deyin ki “bizim ortaokul/lise/üniversitede öyle bir tarihçimiz vardı ki, 300 yıl önceden alır ve buna göre GELECEK’ten bahsederdi”.

Geçmişe bakıp geleceği tahmin etme işini gerçek manada yapanlar: Teknik Analizciler.

Ayakta Alkışladıklarım

Bir de Teknik Analizcilerin Kahir ekseriyetin yapmadığını yapan, Ayakta alkışlarla takdir ettiğim azınlık bir gurup daha var: Kimsenin bakmadığı yere bakanlar.

Bunlar aylar öncesinden DOLAR’ın sıçrama yapacağını zaten tahmin etmişler ve olası seviyelere (seviye değil seviyeLERE) Satışlarını çoktan yazmışlardır.

Ama daha güzeli, Kar CEPTE güzeldir diyerek, kar ederek çıkacakları bu satışın bir kısmını ayırıp, yatırım kısmıyla BORSADA olası seviyeler için Emir vermişlerdir.

Hatırlayalım:

Borsa ve Dolar ters hareket ediyordu 😉

 

 

Tempo!

Biraz önce doctorbishop‘ın yazısını okurken, aklıma bazı sözler geldi. Biraz sonra sözlerin nereden geldiğini hatırladım: Yeğenlerim! O dönemdeki her genç gibi HEPSİ grubunu seviyorlardı, bize de sevdirmişlerdi. Hatırıma gelen sözleri yorum olarak yazmaya başladığımda fark ettim ki benim hatırladığım bir kaç mısradan çok daha fazlası varmış..

İsterseniz çalmaya başlaşın..

Hatırıma gelen sözleri yorum olarak yazmaya başladığımda fark ettim ki benim hatırladığım bir kaç mısradan çok daha fazlası varmış..

Sözleri copy paste yapmadan, yeniden elle yazarak buraya alayım. //anlamlı bulduğunuz şarkılar için deneyin, yazarken daha da anlamlı gelmeye başlıyor 🙂

 

diyolar ki bize; “eninde sonunda hayat herkesi kuzulaştırırmış, döve döve yola getirirmiş sonunda mutlaka uzlaştırırmış”
onların hiç aklı yok muymuş ha? tekmili toptan salak mıymış?
“baş kaldırmak sadece hayatı büsbütün zorlaştırırmış”
bizi de dövsün hayat, bizi de yorsun varsın, geciktirirler ancak durduramazlar!
geleceğe akar zaman, korkan yerinde saysın! bütün boşluklara sızar yeninin gücü azar azar
bıkmadan, usanmadan, yaş alırken yaşlanmadan, pas tutmadan, yas tutmadan, eğilmeden, bükülmeden, ezmeden, ezilmeden, kin tutmadan, kül yutmadan, Tempo! Tempo!

Başlarken, kişisel gelişim kitaplarında kendisine bolca yer bulan “Öğrenilmiş Çaresizlik” olayına itiraz var. Ki böyle başlıyor olması benim için 1-0 başlıyor demek. Bir yerde itiraz yoksa özgür düşünce yok demektir. Ya herkes bir birine/kendine yalan söylüyordur ya da herkes beyin diyetine girmiş düşünmüyorlardır.

Sonrasında, hayata gelsin biz göğüs gereriz denilmiş. Ve yeniye açık olmayanın korkak olduğunu söylemiş.

Devam edelim..

Yaşamak istiyoruz Yaşayacağız, hem de yasaksız bahçelerde. Tıpkı tören gibi, tıpkı şölen gibi, dolu dolu doya doya tamam mı?
Çekirdeksiz üzüm, zeytin dalı, çiçek balı, kan portakalı tadında, umut dolu hayat dolu!
Peki ya siz devam mı?
Durur mı dünya döner, kiminin yangını söner, kimi anlam çoğaltır, kimi anlam gömer.
Su akar denizine kavuşur, deniz okyanusuyla buluşur, değişir her şey değişir, daha oynanmadı son el.

 

 

Müsadenizle, şiirsel ve müzikal öğüdümüzü vurgulamak için H2 kullanarak yeniden yazmak istiyorum 🙂

> Bıkmadan. Usanmadan.  Yaş alırken yaşlanmadan. Pas tutmadan. Yas tutmadan. Eğilmeden. Bükülmeden. Ezmeden. Ezilmeden. Kin tutmadan. Kül yutmadan: Tempo! Tempo!

 

Kendi hayatının şoförü SENSİN!
Hayatının farklı yönde ilerlemesini istiyorsan Direksiyonu çevirecek olan SENSİN!
Yerinde saymak istemiyorsan, kontağı çevirip, yol alacak olan da SENSİN!
TEMPO!

 


Görsel

“Türkçe”, Konuşur Gibi Kod Yazmak #4: Harf Harf Didikleme & Karakter Meselesi

Önceki Bölümlerde: #1: Giriş#2: İlk adımlar#3: Dosya Çağırma, adımlarına bakmıştk. Kaldığımız yerden devam ediyoruz.. Next.. Sonraki.. 😉


İlk, kodlamasını Türkçe olarak yazacağımız dosyamızı oluşturalım. Bunun için

Not Defterini açın.

“`
Hey! Selam, nasılsın?

““

..yazın. Ve uzantısını otomatik .txt yapmaması için Kayıt Türü: Tüm Dosyalar olarak seçin, kaydedin.

 

Kullanım kolaylığı açısından,
Başlat > Cmd >
Cd şu klasör > cd bu klasör.. şeklinde uğraşmamak için, tar.py ve ornek.tr dosyalarının bulunduğu klasör seviyesine çıkın ve Shift’e basarken bu klasör üzerinde Sağ tıklayın.

Böyle yaptığımızda explorer menüsünde “Komut penceresini burada aç” seçeneği de gelecek 😉

Görüleceği üzere,
E:
cd Equinox
cd _Python
cd KendiDilim
cd v1
gibi tek tek yazmak durumunda kalmadık. Direk ilgili klasörde başladık.

O halde “` tar “` yazıp enterlayalım ve bizden dosya ismi beklesin

peki..
TaR az önce içine “Hey! Selam, nasılsın?” yazdığımız, ornek.tr dosyamızı çağırsın.

hadi bakalım..

What?! Bu da ne?

Hemen her yerde karşımıza çıkan, bazen saç baş yolduran Türkçeye karakterlerle ilgili hatalardan birisi. Bu tip hatalara genel olarak “ığşü hatası” diye bir isim mi versek acaba 🙂

Neyse ki UTF-8 olarak kaydetme şansımız var.

–UTF-8 derken?
Unicode Transformation Format’ın kısaltılmışı yani Unicode Dönüşüm Biçimi.
–Himm.. Unicode? Üniversal kod? galiba. Da nasıl?
Unicode: (Evrensel Kod) Unicode Consortium organizasyonu tarafından geliştirilen ve her karaktere bir sayı değeri karşılığı atayan bir endüstri standartıdır.

 

–İyi de her karakteri neden sayı ile ifade edelim ki? A harfi, A olsun işte.
–Olsun da şekerim, sen Google’a A yazıp aradığında, kablonun içinden A harfi mi gidiyor 

–Elektrik/Elektron falandır herhalde giden.

–Elektrik gibi bir şeye “bak bu A harfi bu da B” diye nasıl anlatırsın.

–Anladığı dilden 🙂 Elektrik var, Elektrik yok. 1-0. Mesela;
VarVar-Yok-Var: 1 1 01 : A harfi
Var-Yok-Yok-Var: 1 0 0 1 : B harfi
olursa ortak anlaşma yolunu bulmuş oluruz 😉

Fakat ben B için böyle değil de daha farklı bir Var-Yok sıralaması seçebilirim. Keyif benim değil mi,
Var-Yok-VarVar : 1 0 1 1 : B olsun diyebilirim.
Evet diyebilirim. Ama atıyorum Tukcell’in Avea’nın sunucuları bu sıralamayı Z olarak yorumluyorsa, yazdığım SMS karşı tarafa başka bir şey olarak gidebilir..

Operatörle anlaşıp şöyle diyebiliriz, bundan hepimiz şu sıralama şeklini esas alalım:

1 1 1 1 : A
1 1 1 0 : B
1 1 0 1 : C
1 1 0 1 : Ç
1 0 1 1 : D
1 0 1 0 : E
1 0 0 1 : F
1 0 0 0 : G

0 1 1 1 : Ğ
0 1 1 0 : H
0 1 0 1 : I
0 1 0 1 : İ
0 0 1 1 : J
0 0 1 0 : K
0 0 0 1 : L
0 0 0 0 : M

Ee.. Var-Yok seçeneklerimiz bitti 🙂

–“O halde bize 4 bit yetmeyecek.. bunun küçük harfi, boşluğu, virgülü sayısı sayısı var, biz en iyisi bunu 8 bit yapalım ki M’de tıkanıp kalmadan 256 seçeneğimiz olsun” denilmiş.

Yani ASCII tablosu.
Sağ solda karşımıza çıkan ASCII dediğimiz şey; aslında çocukken 13121 yazarak, ACABA ‘yı kast ettiğimiz şifreli   haberleşme şeklimizin, karşılıklar tablosundan çok farklı değil aslında.

Amma Velakin

Şu tabloya bir bakın hele..
Dünya toplamında kullanılan BAYA bi harf var.

Oysa bizim elimizde M‘ye kadar kesmiyor deyip kullanmaya başladığımız ASCII içinde bile 256 karaktere yer var. Böyle olmaz. En iyisi Dünya üzerinde kullanılan bütün dillerin, bütün harfleri için bir tablo yapalım, kökten çözüm bulalım denilmiş.

Unicode Organizasyonu toplanmış. Yukarıdaki liste gibi bir standart çıkarmış.
–İyi de o zaman bu 8 bit [1 0 1 0 1 0 1 0] olamaz ki.
–Evet değil. Unicode bir saklama biçiminde her bir karakter için ayırmanız gereken yer 32 bit.

Eh 32 bit ama herkes için sorun çözüldü.

İnternet

Elektronik devreleri ve karakter setleri, kendi aralarında top çevirirken İnternet diye bir çıkar ve hayli popüler olur. Böyle olunca, bir karakter için 8 bit yerine 32 bit yani 8 GB yerine 32 GB veri birilerinin canını sıkar, hem harddiskte çok yer demek, hem yoğun ve yavaş bir trafik..

Bu kişiler; şimdilerde Google’ın kendi yeni programlama dili GO‘yu geliştiren Rob Pike ve Ken Thompson‘dır. Gayet zekice bir yöntemle, hem yine tonlarca harfle eşleşecek hem de 32 bit’lik Unicodu’u 8 bit’e dönüştürecek bir yöntem icat ederler:
Unicode Transformation Format : Unicode Dönüşüm Biçimi: UTF.

Sanırım biraz yukarıdaki kısa açıklama, şimdi daha yerli yerine oturdu 😉
İyi de nasıl yapıyorlar? diye merak edenler buradan dalışa geçebilir.
//SEO açısından, Google’ın neden utf-8 siteleri bir tık daha fazla sevdiği de anlaşılabilir 😉

Soo..
TaR’ımıza dönelim.
Madem Türkçe Karakter sorunu için Unicode veya UTF-8 çözüm sunuyor. Onların formatında kayıt yapalım.


ornek.tr
‘yi açın ve Dosya>Fark Kaydet menüsü altından, yine Kayıt Türü: Tüm Dosyalar seçili iken,
Alt taraftan Kodlama: UTF-8 seçip öyle kayıt edin.

 

Ok. Şimdi yeniden konsola geçelim.

 

.. ve Nihayet!

diyecektik ama diyemeden kursağımızda kaldı.

 

–Şimdi ne oldu?

Daha içeriden bakalım…

Not ve Sub diye iki klasör oluşturun.
Not Defteri açın, yeni bir dosya içinde sadece “`ğ“` yazıp, Not klasörü içine ğ.txt adıyla kayıt edin.
SublimeText açın, yeni bir dosya içinde sadece “`ğ“` yazıp, Sub klasörü içine ğ.txt adıyla kayıt edin.

Text dosyası olmalarına rağmen, bunları Sağ tıklayıp, Birlikte Aç diyerek  IrfanView ile açalım. (ilk defa irfanview kuracaksanız, resim görüntüleme programı olduğunu, kurarken seçtiğiniz ayarlara, kendini varsayılan resim gösterici olarak atayabileceğini akılda tutun)

Ardından View > Show HEX view seçelim.

 

 

Görüleceği üzere, Note pad bizim istediğimiz şekilde kayıt yapmamış. Bize doğru gösteren SublimeText ile yaptığımız kayıt lazım.

SublimeText açalım, yeni bir dosya içine
“`Hey! Selam, Nasılsın?“`
yazıp, kayıt edelim.

ve yine konsola geçelim.

..vee

Yey!
İki tane I harfi içeren bir dosyayı TaR ile çağırdık ve tüm harflerini elden geçirip, çıktı olarak sunduk.

En başta, “SublimeText ile ornek.tr oluştur” deseydin, bu kadar uğraşmazdık” demiyorsunuzdur umarım.

Kendi Programlama Dilimizi yazacaksak, Hele ki bu TÜRKÇE olacaksa, ASCII, UTF vb Karakter Setleri ve Karakter  Kodlamaları hatta RAM‘da kaç byte veri tutulacağı gibi bilgileri de öğrenmek sanki hiç fena değil 😉

Albayrak Kara Cuması: 30 günde 6.75 MaaşAllah! Bir günde 120 Kuruş Bravo!

Haylidir bu damat işinin çok kötü olduğunu söylenip duruyorum:

Tam bir ay önce bugün, 10 Temmuz’da şöyle yazmışım: Ve hazinenin kapısı açılır..

Her düşüşte Kum Saatine göre alınacak olan Dolar miktarını arttırmak karlı olabilir. (ya da en azından enflasyon karşısında erimemiş olur)

Tabi imkanı olanların, atalarını örnek alarak, Atlas Okyanusuna doğru yaklaşması, çocukları için daha sağlıklı olabilir.

 

Dayanamamış 2 gün sonra “Olmazlar Olur Diyarı”nda Sultan ve Damadı başlıklı masal havasında ama daha sert bir yazı yazmışım.

Aradan 8 gün geçmiş, dayanamamış bu kez eleştiriyi başlığı da taşıyıp, Borsa’da “Ah! Damat! Vah Damat!” Günleri yazısını yazmışım.

“Bu kadar kör göze parmak” bir vak’ayı, biz vatandaşlar bile görürken, Devleti yönetenler ve koca koca adamlar, prof.lar, vekiller, danışmanlar Nasıl görmez?


 

10 Ağustos 2018, Damat Ferit’ten buyana bu toprakların gördüğü en kötü damat vak’ası:

Albayrak Kara Cuması.

 

24 Hazirandan bu yana Dolar çıldırıyor. Damat beyimizin söylediği:

–Düşecek, Olacak, Olmayacak, Açıklayacağız,.. -ecek, -acak, ecek, acak..

Yaptığı ise: NULL

//Null: Programlama dilinde Sıfır bile değil demek

 


Kayınpeder – Damat ilişkisi ile Ekonomi YÖ-NE-Tİ-LE-MEZ

Yarın bir yere Vali olsanız, haftaya da kardeşinizi Vali Yardımcısı yapsanız insanlar ne der?
Kardeşiniz tr’in en iyi memuru bile olsa, bu çok büyük söylentilere kapı aralamaz mı?
İnsanlar size güvenerek sizin şehrinize parasını yatırır mı?

1- Kayın Peder, şu bizim gördüğümüzü görmeyecek kadar basiretsiz mi? umursamaz mı? ya da h.. ?
2- Damat, şımarık. Hadi kayın pederin güç sarhoşu oldu/yaşlandı sağlıklı karar veremiyor vs.. Peki Sen? “Ya babacım, sen iyi niyetlisin ama böyle kaş yapalım derken göz çıkarmış oluruz” desene! I IH.

Söylenecek o kadar çok var ki..

Üzülmekten ve Kızgınlıktan yazamıyorum.

Belki de 1 Yılda gerçekleşecek artış, 2 Haftada gerçekleşti.
Son 17 yılın, en büyük günlük volatilitesi  yaşanıyor. Sen saat 10’da yapacağın açıklamayı 14’e alıyorsun. Onu da bir saat geç başlatıyorsun. Halbuki en az on SOMUT müdahale yapman, on ayrı kanalda konuşup piyasayı soğutman gerekirdi!

Sadece bugüne ait artış yüzünden bir sürü fabrika küçülecek, küçüklerin bir kısmı kapanacak, bir sürü kişi işsiz ve dolayısıyla sigortasız kalacak, sağlığından belki de bazıları canından olacak.

Sense şu modda gibisin:
Ya Özlemcim, bu kravat pek uymadı galiba di mi? Ben cumadan gelene kadar uygun bi kravat aldırsana çocuklara. Kravat deyince şu videoyu gördün mü. Bak, çok komik ve pratik.

 

 

Biraz Plüton’un Dedikodusunu Yapalım :)

New Horizons (Yeni Ufuklar) isimli uzay aracı Plüton‘un yeni resimleri gönderdiğinde, sevecenlikle karışık bir burukluk duygusu yaşamıştık.

“Siz beni gezegenlikten attınız, ama bakın ben size kalbimi gönderiyorum”

diyormuş gibiydi. Sonrasında dünyanın farklı şehirlerinde Plüton’un yeniden gezegen kadrosunda yer alması için yürüyüşler bile düzenlenmişti.

 

Koca koca bilim adamlarısınız, bu şirin ufaklık size n’aptı da gezegenlikten attınız?

Cevabı soruda gizli bilmeceler gibi. Plüton, fazla küçük.

Öyle ki kendi uydusu Charon bile Plüton‘nun olması gereken dönüşünü etkiliyordu. Örneğin Ay Dünya arasındaki ilişkide Dünya merkezde kalıp ay etrafında pervane olup dönerken, Plüton Charon ilişkisi sanki biraz daha romantikti ve ikisi de bir birinin etrafında dönüyormuş havası seziliyordu.

 

Bi gezegen için uydusunun onun hareketini etkiliyor olmasının, karimasını çiziyor olması yetmezmiş gibi, Plüton’un güneş etrafındaki yörüngesi de diğer gezegenlerden ayrılıyordu.

Zaten Ay’dan bile küçük olan Plüton (Ay’ın çapı: 3474km, Plüton’un çapı: 2377 km), 17 derecelik bir açıyla gezegenden çok Kuiper kuşağı gök cisimleri/cüce gezegenleri gibi hareket ediyordu. Ki bunların yörünge tarzı, fazlaca eliptik ve kuyruklu yıldızların yörünge tarzı ile gezegenlerin yörünge tarzı arasındadır.

 

 

Ortama yeni gelen havalı genç: Eris

Haumea ve Makemake gibi büyüklüğü Plüton’un büyüklüğüne yaklaşan cisimlerin varlığı, Charon ilişkisi, Yörünge durumu.. derken Plüton’un işi zaten sarı kart yemiş gibi işi zorlaşmışken, 2005’te Eris’in Plüton’dan daha büyük olabileceği keşfedildi.

 

Yeni bir oyuncu daha sahaya girmişti.
Ya
Haumea + Makemake + Eris gibi cisimler de  gezegen sayılacaktı
Ya da
bunlara hayli benzeyen Plüton gezegenlikten çıkarılacaktı.

İkincisi oldu ve Uluslararası Astronomi Birliği, 2006 yılında Gezegen olma tanımını açıkladı. Buna göre gezegen olmak için;

  • Bir yıldızın etrafında dönmek
  • Şeklini neredeyse Küresel yapacak kadar kütleye sahip olmak
  • Etrafındaki enkazı temizleyebilecek kadar büyük olmak

..gerekiyordu. Görüleceği üzere Plüton ilk iki maddeden yırtıyordu ama her acılı/sağlıksız aşk gibi Charon‘la olan ilişkisi  Plüton’a zarar vermiş onu gezegenlikten etmişti.
(+ Kuiper kuşağındaki Plüton’un söz geçiremediği diğer cisimler de üçüncü madde kapsamında değerlendirilebilir)


Plüton’u atan o eller

Bu arada;

–Bu olay ilk kez Plüton’un başına gelmiyor:
1801‘de keşfedilen Jüpiter ile Mars arasındaki Ceres, 1846’da Neptün’ün keşfine kadar Gezegen olarak adlandırılıyormuş. Ama keşiften 4 yıl sonra 1850’de gezegenlikten çıkarılmış.

–Şu anda 2019’un ilk günü için MU69 gök cismine doğru yolculuk eden ve Plüton’un meşhur kalpli resmini gönderen New Horizons uzay aracı, 1930’da Plüton’u keşfeden Clyde Tombaugh‘un küllerini taşımakta.

–Yunan Mitolojisinde Nifak tanrıçasının ismi: Eris

 


Görseller:
Yasna De Jesús Ü, space.com, deviantart.com/subatomicglue, TheVerge, lumenlearning

İleri Okuma:
http://rasathane.ankara.edu.tr/files/2013/02/Gunes_Sistemi.pdf

-Çok güzel- İleri Görsel:

Bitcoin: 6500’de. Olası hedefler: 5800-8500

Önceki yazıda, Bitcoin 7700‘lerde iken, 8500 seviyesinin barikat kurup beklediğinden, bu barikatı ilk seferde kırıp geçmenin kolay olmadığından bahsetmiştik.

 

Bu yüzden 8500‘den düşüp, aşağılardan güç toparlaması daha sağlıklı görünüyordu. Ve şu günlerde o düşüş zamanlarını yaşıyoruz.

Peki sonra?

Sonrasında ne olacağını, “kimse bilemez” demiyorum 🙂
Elbetteki paraya hükmedenlerin senaryoları çoktan hazır durumda, sadece biz bilmiyoruz. Belki büyük odakların birbirlerine karşı olan planları varsa onu bilmem..

Bizim yapabileceğimiz onlar düğmeye bastığında, onlar aynı asansörde olmaya çalışmak.  Bu yüzden geçen asansör hangi katlara uğramıştı, ara duraklar nelere olabilir onlara bakalım.

İki Altın Oran arasını, yine altın oranlara bölelim

Yani 5800 ile 8500 arasına fibonacci yerleştirelim.
Şaşırtıcı bir şekilde tamda 0.382 ve 0.236 noktalarına fren ve kapanışlar görüyoruz.

Bu işimizi kolaylaştırdı. Bugün itibariyle 2 senaryo var:

Ya çıkacak ya düşecek   haha
Elbetteki öyle olacak da önemli olan hangi seviyelere olta atıp beklememiz gerekiyor.

Bunu grafiğe soralım. Daha önce Zirve ya da dip yaptığın nereler var hacı?

  • Azıcık geriye bakarsan 5800 var. Bura iki defa dip olmuş, buraya geldiğinde yükselmiş. Benzer şekilde yeniden 5800 bölgesinden yeniden yükseliş beklenebilir.
  • Şu anda 6500 fiyatının dokunmakta olduğu 0.236 kırmızı çizgisi zaten fibo çizgisi buradan da dönüş olabilir.
  • Yukarı dönüşler olursa: 7777 ve 8500 yine önümüzde ama bu kez önceki kadar güçlü olmazlar.
  • Yukarı dönemezse: Özellikle 5800’den yukarı dönemezse işler kötü olur, 4800‘e kapı açılabilir.

 


Yatırım Tavsiyesi Değildir
Yapacak Olduğunuz İşlemlerin Tüm Sorumluluğu Kendinize Aittir

#TariheNot: 2018 İnsan Canlısı İlkelliği ve KayınBaba-Damat Ekonomik Krizi (Dolar 5.42)

https://murattatar.xyz/wp-content/uploads/2018/08/fc.jpg

Güneş Fırtınaları dolayısıyla, dünya üzerindeki Elektronik her şey etkilenip çöp olmadığı sürece; (ya da şu an aklımıza gelmeyen 3. Dünya savaşından daha kapsamlı yıkıcı bir olay gerçekleşmedikçe) BlockChain üzerine yazılanlar bi şekilde kalıcı olacağı için-

Bu yazı, Gelecekte, 2000’li yılların Türkiye’yesini araştıracak tarihçiler ve Ekonomistler için yazılmıştır.

Evrim her ne kadar hayli yol kat etmiş olsa da, bulunduğumuz yıl 2018’de, İnsan canlısı ne yazık ki hala Beynini yeterince kullanamıyor: Bencil, Cani ve Kaypak bir canlı.

Bunu okuduğunuz zamanda nasıl oyunlar vardır tahmin bile edemem ancak yüz yıllardır oynan ve bu yıllarda da insanların oynadığı bir oyun var: Satranç.

Tenezzül edip Facebook’a üye olan insan sayısı: 2.23 Milyar
Tenezzül edip Chess.com’a üye olan insan sayısı: 23 Milyon 
Hadi satrancın daha fiziksel bir aktivite olmasını bahane ederek bu sayıyı 5 ile çarpalım. Kesmesi 10 ile çarpalım. 230 Milyon. İronik bir şekilde Facebook’un küsuratı kadar.

Çok ölçü olmaz ama yine de bu verilerden yola çıkarak kabaca şunu diyebiliriz;
2018 yılında yaşamakta olan insan canlılarının ancak %10’u üç adım sonrasını görebiliyor.

Demem o ki, insanoğlu ağzına Dolar kelimesini almıyor diye, Doların yükselmeyeceğini umacak kadar çocuksu bir beyin seviyesinde henüz. Zannediyor ki gözlerini kapattığında kimseler onu görmüyor.

Evet abartıyorum gibi duruyor ama fiiliyata baktığımızda böyle malesef. Söylediklerime inanamayacak olanlarınız için iki adet video ekleyeyim:

Uyarı: Rahatsız Edici Görüntüler İçerebilir

Meşhur Aral Gölü..

 

Görüldüğü üzere, 2-3 adım sonrasını düşünmekten aciz.

Kendini idrak edememiş olan insansı canlıların ilkelliği çok can sıkıcı. Kaldı ki “aydınlandım, şimdi fark ediyorum, nasıl da cahilmişim” diyenlerimizin de ne kadar farkında ve aydınlanmış olduğu hayli tartışmaya açık bir mesele.

Bu ilkellik genel olarak her şeyde olduğu gibi, Matematik de elbetteki mevcut.

Dünya’nın yüz ölçümü belli: 510 milyon km²  Bu kadar! Artmıyor!
Bu yüz ölçüm içinde Karalar %29 yer kaplıyor yani 147 milyon km² kara parçası var. Bunun da yaklaşık üçte biri tarıma elverişli alan: ~50 milyon km²

Çok basit bir soru: Alan sınırlı. Ama Nüfusun artıyor Ne olur?
İnsanoğlunun çoğunluğu ne yazık ki bu kadar sabit bir matematiği yapamıyor. (E herkes tahmin edebilir diyenlere itiraz ediyorum: Hayır! Tahmin ettiğini İDRAK edebilseydi gereğini yapardı)

 

Resim çok bariz şekilde ortada iken, Zaten büyük olanından daha dün kurulmuş olanına kadar, Dünya ülkeleri BÜYÜME‘ye kafayı takmış durumda.

Çok basit 2 sorum var:

  • 1) Nüfus azaldığında: Kişi Başına Düşen Gayri Safi Milli Hasıla artmış olmaz mı?
  • 2) Kişiler kentsel dönüşüm modasına uyup  20-30 biriktirdikleri parayla ev aldığında;
    ev sahibesi yeni eve en son kapı süsü aldığında 1 yıl geçmiş ve bu esnada Demirci’den Halıcı’ya, Boyacı’dan Havlu’cuya bütün esnaf 1 yıl boyunca ticaret yapmış olsun. Güzel, ekonomi büyüdü. Peki bunun yerine bu kişiler Üretim-Ticaret modasına uyup hem kendilerine hem ülke ekonomisine katkı yapsalar daha mantıklı olmaz mıydı?

 

Velhasıl, mesele sadece bugünün başbakanı meselesi değil. İnsanlığın geneli matematikten, sanattan, sevgiden, empatiden, “insanlıktan” ve 3 adım ötesini görmekten uzaksa; bir başbakan çıkar damadını enerji bakanı yapar ve yatırım yapacak kişilerin ülkeye güvenmesini bekler. Öyle ki yüzlerce iş adamının davetli olduğu bir konuşmada “Türkiye, çadır devleti değildir” der. Bu esnada kamera hep “-ecek, -acak” kipinde konuşup, somut icraat yapmayan Damat’ı zoomlamaktadır..


Görseller:
lut.filighthousenetwork


Posted from my blog with SteemPress :

https://murattatar.xyz/tarihenot-kayinbaba-damat-ekonomik-krizi-dolar-5-42/


Coin Dünyası 2018 İkinci Çeyrek Raporu #9 Büyük Şirketler

Bkz: biriki , üçdörtbeşaltıyedi, sekiz


30- Dev şirketler ve BlockChain

Coindesk raporunun Şirketler/Kuruluşlar bölümünde göz dolduran kurumsal yapıların BlockChain çalışmalarına yer verilmiş.

Veritabanı efsanesi Oracle, Touts isminde, BlockChain tabanlı Software-as-a-Service platformu çıkarmış.
Amazon, yanına ConsenSys’i de alarak, kuruluşlar için BlockChain-as-a-Service hizmetini başlatmış.
SalesForce, kripto para ve blok zinciri çözümlerinin hazır olduğunu duyurmuş.
Facebook, Messenger ekibinin başındaki Dadid Marcus’u, facebook en iyi BlockChain çözümlerini keşfetmek için görevlendirmiş.
Microsoft, Azure üzerinde, blockchain ve dApp geliştirme imkanları hazırlamış.
IBM, StellerLumen XML coinini kullanan We.Trade platformunu test etmeye başlamış.

 

 

31- Asya Devleri ve BlockChain

Asyadaki büyük şirketlerin de BlockChain’e duyarsız kalması düşünülemez elbette.

Google’ı rakip denemez ama o kulvardaki önemli oyunculardan Baidu, resim kullanım hakları konusunda BlockChain bazlı sistemini/platformunu çıkarmış.
Alibaba, blockchain bazlı gıda takip sistemini test ederken, Filipinler ve Honkong arası finansal hizmetler için blockchain bazlı Ant Finans’ı devreye almış.
JD.com‘un finans ayağı, block zinciri bazlı menkül kıymet varlıkları ve sigorta ürünlerini test etmeye başlamış.
Tencent, dijital varlıkların yönetimi ve yetkilendirme konusunda, blockchain bazlı TrustSQL platformunu duyurmuş.

 

Tabi bu kadar duyuru, adeta internetin ilk zamanları gibi.
Hemen her konuda block zinciri kullanarak çok daha verimli ve çok daha ulus bağımsız işler çıkarılabilir. Hatta sağlıktan, roket sanayisine, müzikten eğitime kadar hemen her şeyin Block Zincirli versiyonu yeniden icat edeceğiz gibi duruyor. Bkz: Alaçatı z-Ticaret sitesi 😉

 

 

Coin Dünyası 2018 İkinci Çeyrek Raporu #8 BlockChain Girişimleri

Bkz: biriki , üçdörtbeşaltı, yedi


27- Ülkelere göre BlockChain girişimleri

İncelemeye devam ettiğimiz CoinDesk raporundan öğreniyoruz ki diğer ülkelerdeki Blok Zinciri girişimleri de öyle yabana atılacak gibi değil. Örneğin İngiltere’de 70 civarı yeni girişim hayata geçmiş, bu ABD’deki 300 girişimin %23‘üne tekabül ediyor. Hemen ardından Singapur’un 50 civarı yeni girişime ev sahipliği yaptığını görüyoruz. Beklemiyordunuz değil mi? Ben de 🙂 Sonra İsviçre geliyor ki bu şaşırtıcı değil zira biliyoruz ki İsviçreli Bilim Adamları her şeyi araştırmayı seviyor 🙂 Sıralama, Kanada, Çin, Avustralya, Almanya, İsrail, Hollanda diye devam ediyor.

Müsadenizle burada Almanya’ya laf atmak istiyorum 🙂

Zihinleri mühendislik gibi daha somut işlere yatkın olduğundan olsa gerek, en sağlam donanımı üretebilirken, en basit yazılımı üretemiyorlar gibi bir durum var. Örneğin Ticaret deyince tamam e-Ticaret deyince adamlar dağılıyor. Şöyle Alman sitelerinden Kredi Kartı ile alışveriş yapayı deneyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız. 10 Siteden 6’ında kredi kartı geçmiyor. Diğer 4’ünün 2’si de sadece paypal üzerinden. Yıl olmuş 2018 daha e-Ticaret’e bile adapte olamamışlar, dolayısıyla BlockChain ekosisteminde kendilerinden beklenen seviyede olmamaları normal.

Grafikte dikkat çekici bir noktada daha var. Girişim sayısı görece az olmasına rağmen girişimlerin topladığı fonlara baktığımızda Çin ikinci sıraya çıkıvermiş. İngiltere’de ~70 girişim ~550 milyon$ fon bulmuşken, Çin’deki ~25 girişim 1 Milyar$‘a yakın fon toplamış. Bu Çin’de BlockChain’e inancın daha fazla olduğunun çok bariz bir göstergesi olsa gerek. İsviçre’de de girişim başına düşen ortalama fon yüksek görünüyor ama bunu pek ala zengin olduklarına bağlayabiliriz 🙂 Şaşırtıcı olan, soldaki listeye giremediği halde Vietnam‘ın fonlama listesinde ~700 Milyon$ ile 5. sıraya yerleşmiş olması. Az sayıda projeye çok miktarda destek var demek ki. (Copyrobo?)

 

 

28- BlockChain Girişimlerinde Çalışan Sayısı

Bir ila 10 kişi arası çalışanı olan girişim sayısı 270 civarında imiş. Bu girişimler toplamda ~1.6 Milyar$ civarında fon bulmuşlar. 11 – 50 arasında çalışanı olan girişimler ise 4 Milyar$ civarında fon toplamışlar demek ki 20+ çalışanımız var demek, 3-5 arkadaş toplandık demekten daha etkili 😉 Bir başka açıdan “Özlem sen video ve grafikleri yaparsın, Özkan sen de javascript ve php’leri yaparsın” demek yerine, her konun uzmanından oluşan bir ekip kurarak dişe dokunu sayıda kişiyle işe başlıyor olmak, VC yatırımcıları ve ICO katılımcıları açısından gözetilen bir kriter demek ki. Yeni girişim yapacaklara duyurulur 😉

 

 

29- Yıllara göre BlockChain Girişimleri

Sanırım siz de tebessüm ediyorsunuz. Sanki Bitcoin grafiğine benziyor değil mi. Başlarda çok sakin, 2013-2014’teki yükselişi ve 2015 yılbaşından itibaren düşüşü.. 2016-2017 coşkusu ve 2018 hüzün şarkısı..

Buradan şu sonucu çıkarabiliriz. 2018 Yılbaşından itibaren gerçekleşen düşüşü gördüğü halde, bir Coin/BlockChain teşebbüsünde bulunan girişimciler, bunlara daha gerçekçi olarak inan kişilerdir. Bitcoin her hafta %5 artarken “biz de kendi coinimizi/zincirimizi yapalım” deyip, çakılması sonra saman alevi gibi sönenler 2018 sınavını geçemediler..

Benzer şekilde, yatırımcılar içinde aynıları söylenebilir.