Gezegen İsrafı

 

Molekül içi dünya tamamen farklı bir dünya.. kendine kuralları kendine göre yapıları mevcut. Öyle dilekçe yaz, yanıt bekle, işin olsun.. durumları yok. Olaylar o kadar hızlı meydana geliyor ki Femto saniye bazında sizin dilekçenin sonucu ve sonrasındaki sonuçlar da gerçekleşmiş.

Femto Saniye’yi şöyle düşünebilirsiniz;
1 Saniyelik bir süre var.
Bu 1 saniyenin Binde 1’i kadar bir süre olsun.
Bu binde 1’lik sürenin de binde 1’i kadar bir süre hayal edin. Karışmaması için isim mi versek acaba?
Saniye -> 1000’de 1’i > ve bunun da 1000’de 1’ine yani Saniyenin Milyonda 1 kadar bir süreye: Milyosa diyelim 

Şimdi Milyosa’nın binde 1’i kadar bir süre düşünün.
ve bu milyosa’nın binde birinin de binde biri kadar bir süre düşünün. Bunun adı da Yuh!sa olsun hadi 🙂
Saniye > binde 1 > binde 1 (Milyosa) > binde 1 > binde 1 (Yuh!sa)

Bitti mi bitmedi yanın da bir 10 adet renkli tükenmez kalem veriyorum 🙂

Bir Yuh!sa ‘nın binde 1’i kadarlık bir sürenin 1Femto  saniye.

1 Femto saniye = 1/1.000.0000.000.000.000

İşte bu süre, çoğu kimyasal reaksiyonun gerçekleşme süresi.

Derda ki, molekülden büyük şeyler dünyasında işler tam tersi bir hızla ilerliyor. Örneğin küp şeklinde ve içinde tonlarca çeşit molekülün olduğu earth adlı deney kültüründe, ışık/fotonlardan etkilenen bir proteinin göze dönüşmesi ~4,5 milyar yıl sürüyor. (4.500.000.000)

O göze sahip canlıların ilerleme hızı da doğal olarak, Ç.ooo.ooo.ook yavaş 😉

İtiraf edelim. Marsa gidiyor olsak da 1 metre toprak için, hala kardeş kardeşi öldürüyor. Nefes almamızda dehşet önemli olduğunu bildiğimiz halde, -kendi kendimize, kendi başımıza diktiğimiz gardiyanların izin verdiği- kabaca yılda sadece 2-3 haftalık tatil için, güzelim ormanları yakıyoruz. //Biz yakmasak bile; -aferin iyi ki yakmışsın der gibi- ortalama iki ay boyunca çalıp kazandıklarımızı, orman yakıp otel yapanlara hediye edip geliyoruz.

Nefesimizi kesenlere, emeklerimizi armağan ediyoruz.

[tam burada söylenecek bir ata sözü var. ama sizin iz’anınıza bırakıyorum artık]

Bildiğimiz tarih boyunca, devletler toprak için büyük büyük savaşlar verirken, normal kişiler de mal mülk için akıl almaz fiziksel, olmadı psikolojik cinayetler işliyorlar.

Ortalama olarak insanlığın bir şeylere kafasının dank etmesi 1000 yıllar alıyor. (Bkz: Zencilere haklarının verilmesi, bkz: AB’deki insan hakları anlayışı)

Evet, mevcut insan canlısı kürklü bir canlı olmadığı için bir barınağa ihtiyaç duyuyor. Ancak hepsi bu kadar. Ne willa, ne rezidans, ne saray.. hiç birisi temel ihtiyaç değil.

Yolculuk yapmaya yetecek, dayanıklı bir araç belki. hepsi bu kadar sonrası ihtiyaç değil.

“Anne nasılsın?” diyecek kadar, internete girecek kadar, bir cihaz yeterli, sonrası ihtiyaç değil.
(İtiraf et, almadan önce “kalemiyle, ekranı üçe bölebiliyorsun.. şöyle yapınca böyle oluyor vs. vs..” dediğin özelliklerin kaçını kaç defa kullandın. Belki de şimdi okuyunca varlığını hatırladın..)

İhtiyacımız olmayan her şeyin üretimi esnasında;
çok büyük emek, zaman ve kaynağı israf ediyoruz.

Tüketimi esnasında;
aylarca çalışmamızın karşılığını israf ettiğimiz gibi, ürünlerin taşınması esnasında emek ve zaman israf ettiğimiz gibi çevreyi de kirletiyoruz.

Sonrasında;
Evdeki ilgili yerlere bi bakıverin.. alıp da kullanmadığımız onca şey.. elimizdeki bozulmadan yenisini aldığımız cihazlar.. bir zaman sonra bunların çöpe girip doğa karışması ama doğal olmadıkları için canlılara zarar verdiği gibi tabiatı da israf ediyoruz.

Bu kadar yavaş ilerleyen bir anlayışla;
Bilinen milyonlarca gezegen arasında, hayat olduğunu bildiğimiz tek bir tane var. Ve biz;

KOCA GEZEGENİ İSRAF EDİYORUZ!

 


Görsel: sozcu

100 Satırda ŞeyterNET

IoT: Internet of Things; Şeylerin interneti demek. Yani hemen her şeyin internete bağlandığı ağın adı. Bildiğimiz internet,  bunun bir alt kümesi.

Bu tabir kullanılmaya başladığında, zannediyorum(?) ilk Intel Türkiye’nin karşılık bulma çabasıyla, herŞEYin inTERNETi sözünden yola çıkarak, Türkçeye “Şeyternet” olarak çevirmişlerdi.

Kulağa eğlenceli geldiği için şahsen ben sevmiştim. Ancak zamanla yaşan dil içinde Nesnelerin İnterneti tabiri daha çok kullanılmaya başladı ve  artık oturmuş karşılığı da sanırım bu olacak.

Bir süredir beklediğimiz siparişlerimiz geldi. Ve minik de olsa ilk Nesnelerin İnterneti projemizi yaptık.

Hem kendimi pekiştirmek için hem de Türkçe olarak açıklamalı kaynak zenginliği olması için, mevcut kaynaktaki açıklama kısımlarını genişlettim ve yeni açıklamalar ekledim.

Açık söylemek gerekirse ancak 2 Kilobayt‘lık paketlerle iletişim kurabilen bozuk para kadar cihazın, Node.js’ye 10 bastığını söyleyebilirim. // Harbiden.

Steemit’in kafası karışacak uzunlukta olduğu için, Steempress’te bu kodlara yer verince Steemit’e bozulur mu kestiremiyorum. Okuma zorluğu olursa aşağıdaki linkten murattatar.xyz üzerinden göz atabilirsiniz.

 

#define ag_adi "Telekom_Zyxel_HG13W" // wifi ağınızın adı
#define ag_sifresi "34ist1453" // wifi şifreniz 

#include <Stepper.h>  //  standart Arduino Adım Motor kütüphanesi eklenir. 

byte m; // Mototun kaç defa döneceğini m değeri ile söylüyoruz. 256'dan küçük olduğu için byte olarak
const int birTuruKacAdimlaDonecek = 360;
Stepper stepMotorumuz(birTuruKacAdimlaDonecek, 8, 9, 10, 11);


void setup()
{
  stepMotorumuz.setSpeed(100); // motor hizi

  Serial.begin(115200); // Seriport'u açıyoruz.
  // ESP modülünün baudRate değeri 115200 olduğu için bizde Seriport'u 115200 şeklinde seçiyoruz
  Serial.println("AT"); // ESP modülümüz ile bağlantı kurulup kurulmadığını kontrol ediyoruz.
  pinMode(13, OUTPUT);
  delay(3000); //ESP ile iletişim için 3 saniye bekliyoruz.

  if (Serial.find("OK")) {       // esp modülü ile bağlantıyı kurabilmişsek modül "AT" komutuna "OK" komutu ile geri dönüş yapıyor.
    Serial.println("AT+CWMODE=1"); // esp modülümüzün WiFi modunu STA şekline getiriyoruz. Bu mod ile modülümüz başka ağlara bağlanabilecek.
    delay(2000);
    String baglantiKomutu = String("AT+CWJAP=\"") + ag_ismi + "\",\"" + ag_sifresi + "\"";
    Serial.println(baglantiKomutu);
    delay(5000);
  }

  Serial.print("AT+CIPMUX=1\r\n");
  delay(200);
  Serial.print("AT+CIPSERVER=1,80\r\n");
  delay(1000);
}


void loop() {
  if (Serial.available() > 0) {
    if (Serial.find("+IPD,")) {
      String icerik = "<head> Wifi ile Kablosuz Motor ve Led Kontrolu </head>";
      icerik += "<br><a href=\" ?led=ac\"><button type='button'>LED AC</button></a> ";
      icerik += " <a href=\" ?led=kapat\"><button type='button'>LED KAPAT</button></a>";
      icerik += "<br><br><a href=\" ?aksiyon=motor\"><button type='button'>MOTOR</button></a>";

      String gonder = "AT+CIPSEND=0," + icerik.length() + "\r\n";
      Serial.print(gonder);
      delay(500);
      // CIPSEND ile ESP Sunucumuza data gönderimini başlatıyoruz.
      // AT+CIPSEND=0, 140
      // 0. iletim, 140 karekter gibi..

      Serial.println(icerik);
      // yukarıdaki HTML sayfamızı gönderiyoruz.
      // Tarayıcıda adres satına 192.168.42.13 yazdıdığımızda, ESP karşımıza bu sayfayı sunacak.

      atraksiyonlar();
      // Loop'un içinde olduğu için, Emirlerinizi bekliyoruz merkez ;) modunda sürekli çalışıyor olacak

      Serial.println("AT+CIPCLOSE=0"); // Bağlantıyı kapat

    }
  }
}


void atraksiyonlar() {

  String gelen_istek = "";
  char okunan;
  while (Serial.available() > 0) {
    okunan = Serial.read();
    gelen_istek += okunan;
  }
  // Serialden bir şey okunana kadar While dönecek, okunan değeri "gelen_istek" değişkenine atayacak

  Serial.println(gelen_istek);
  if ((gelen_istek.indexOf(":GET /?led=ac") > 1)) {
    digitalWrite(13, HIGH);
    // LED AC butonuna basıldığında adres satırı 192.168.42.13/?led=ac şeklinde olacak, yani severa GET isteği gelecek
    // bunun içinde led=ac varsa ilgili pine elektrik gönderecek, bağlı olan bileşene (bu örnekte lede) güç verecek.
  }


  if ((gelen_istek.indexOf(":GET /?led=kapat") > 1)) {
    digitalWrite(13, LOW);
    // LED AC butonuna basıldığında adres satırı 192.168.42.13/?led=kapat şeklinde olacak, yani severa GET isteği gelecek
    // bunun içinde led=ac varsa ilgili pine elektrik gönderecek, bağlı olan bileşene (bu örnekte lede) güç verecek.
  }


  if ((gelen.indexOf(":GET /?aksiyon=motor") > 1)) {
    for (m = 0; m < 20; m++) {
      stepMotorumuz.step(1 * (birTuruKacAdimlaDonecek));
      // MOTOR butonuna basıldığında adres satırı 192.168.42.13/?aksiyon=motor şeklinde olacak, yani severa GET isteği gelecek
      // bunun içinde aksiyon=motor varsa step motorumuz 20 tur dönecek.
      // ters yönde dönmesi için -1 ile çarpabilirsiniz
    }
  }


}

 


Kaynak: sametsavas55 , instructables, coeleveld
Görsel: viktak

Para ve Devlet #5: Kıdem Tazminatı / Zinciri

Para ve Devlet” serisi önceki bölümlerde:

#1: Mevcut Okul Sistemine Karşı Olmak

#2: Mevcut Okul Sistemine Karşı Olmak #2

#3: STEM de Nereden Çıktı?

#4: Eşitsizlik – Enneagram Nedir? [TR Liste Yarışma 03]

O kadar büyük bir yalana doğuyoruz ki..

Çoğu zaman başka bir yaşam şeklinin varlığı aklının ucundan bile geçmeyen okyanustaki balıklar gibiyiz.

Serinin önceki yazılarında da geçtiği üzere mevcut okullara gitmemenin aklımızdan geçmemesi bir yana,

savsaklamadan ye yemeğini, daha dersanenin testlerini çözmedin

diyecek kadar, çocuğuna yavaş yemek yemeyi bile fazla bulan Anne Babalar var. “Bu at yarışı neden var” kendileri de tam idrak edemedikleri bir yalana inanmış halde, çocuklarına kampçı vurmaktan kaçınmıyorlar.

bir kere daha.. aşk ile dinleyelim 🙂

 

HODRİ MEYDAN!

Okuduğu okul/bölüm ile şu an ilgilendiği konu aynı olan kaç kişi var?

Böyle bir anketi ülke çapında yapacak olduğumuzu düşünün, sonuçları tahmin edebiliyoruz değil mi?

Dikkat ederseniz, “şu an çalıştığı iş” demedim. Zira okul bitince güzel bir yere girip çalışman için anadolu lisesini kazanırsan iyi olur” mantığı  tepeden tırnağa yanlış! Bkz: #1 , #2, #3
//Ki “ilgilendiği konu” değil de “çalıştığı iş” desem de sonuçların aynı olacağı hepimiz biliyoruz.

İçine doğduğumuz gezegeni sorgulamadığımız gibi içine doğduğumuz gelenekleri, dini, dünya görüşlerini ve dahi futbol takımlarını dahi sorgulamadan, yakın çevremizde birileri Fenerbahçeli diye fenerbahçeli oluyoruz.

Hadi bi Hodri Meydan Daha 🙂

Yakın çevresi AKP/MHP’li olup, kendisi HDP’li kaç kişi tanıyorsunuz?
Yakın çevresi CHP’li olup, kendisi AKP’li kaç kişi tanıyorsunuz?
Peki yakın çevresi ile aynı görüşte olan kaç kişi tanıyorsunuz?

Bazılarınız okurken HDP görünce bile irrite oldu değil mi?
Hayatında seni hastanelik eden, yumruk attan veya fiske atan kaç tane Yunanlı/Ermeni oldu da onlara düşmansın? Yazının icadından bu yana tarih aynı şeyi yazıp duruyor. BİN YILLARDIR süren dedelerin kan davası için, torunları kurban etmenin HİÇ BİR ŞEYİ ÇÖZMEDİĞİNİ neden kabul etmiyorsun?

Why Mr. Anderson why?

Daha önce hiç kendi beynimizi kullanmadığımız için olabilir mi?

Şimdi buraya kadar irdelediğimiz açıdan, farkı bir gözle oku: ..

İşten ayrılmak isteyen, adeta görünmez iplerle iş yerine hapsolmuş kişilerden şöyle sözleri çok duyarız değil mi?

Bu ne arkadaş.. yüzlerini şeytan görsün.. 6 yıllık Kıdem Tazminatım var, yoksa şimdi, şu anda bırakırım.

Aradan bir kaç yıl geçer, sabahları geri geri adımlarla işe giden arkadaşımızla bi şekilde benzer konu açılmıştır.

8 yıllık tazminatımı yakar herifler öyle olmasa, gönül diyor; suratına suratına söyle her şeyi, çarp kapıyı çık.

Think!
Çark sahiplerinin çarklarının sekteye uğramadan dönmesi için, Devlet ve Hegemonların bir araya gelerek kendilerince ürettikleri çözümün adı: Kıdem Tazminatı.

Konu hakkında ülkemizde ve dünyada çıkan yasaların aslında kimin faydasına olduğunu araştırma işini, bir nebze de olsa acıdığını umduğum kendi gözlerine bırakıyorum.

 


Görseller: pictorem, religionculturesociety, matrix

0 Wikipedia

Sanırım hatırlayanlarımız vardır. Microsoft inanılmaz büyük bir emek ve sermaye koyarak 1993/5’lerden 2009’a kadar ENCARTA Ansiklopedisi CD’leri çıkarmıştı.

Takdire şayan ve ayakta alkışlanılması gereken bir ürün.

Pek çok şey gibi, Microsoft gibi teknolojinin göbeğinde bir firma tarafından çıkarılıyor olsa da Encarta da teknolojiye yenik düştü. Şimdilerde kim bilir hangi tozlu raflarda belki tavan arasındadır. Belki sadece koleksiyonerler hala muhafaza ediyorlardır.

İnternet altyapılarının daha yüksek bant genişliklerine olanak sunması ve aynı zamanda trafiğinde ucuzlamasıyla World Wide Web gün geçtikçe yaygınlaştı. Google, Stanford’tan taştı..

Encarta’dan 2 yıl sonra, 2001’de; Microsoft gibi tonlarca profesör ve uzmana, tonlarca dolar ödeme vaat etmeyen, hatta bir kişi 100 sayfalık bir içerik hazırlasa, 0,1 $ dahi almayacağı, insanların yoldan geçerken uğradıklarında üye bile olmadan sayfaları değiştirebildikleri farklı bir ansiklopedi ortaya çıktı: Wikipedia.

Dan Pink‘in Tüm işverenlerin dinlemesi farz olan “Şaşırtıcı Motivasyon” başlıklı konuşmasında söylediği gibi;

O zamanlar bir işletmeci ya da ekomiste sorsak hiç biri wikipedia’nın başarılı olacağını söylemezdi.

“Yani.. yapma demiyorum.. Hobi olarak yine yap.. ama çok da bir şey bekleme” 🙂

 

2018 itibariyle Wikipedia:

Kayıtlı üye sayısı: 33.6 Milyon
Günlük eklenen makale sayısı: 1500
Makalelerin düzeltilme sayısı: 2,44 Milyar
En çok gösterim almış sayfası: Yıllar Göre Ölümler sayfası
2017 en çok gösterim almış 2. sayfası: Donald Trump

An itibariyle İngilizce makale sayısı: 5,70 Milyon 
Toplama göre İngilizce içerik yüzdesi: %13
Türkçe makale sayısına göre ~315 bin makale ile 30. sırada
1 adet makale ile Krikçe  300. sırada
Aktif kullanıcılar arasından, aktif editörlük yapanlar: 1000’de 5
//Komik bir Türkiye hikayesi olarak, daha önceki editör birisi, sırf ego yüzünden, ısrarla yazdıklarımı silene  kadar, ben de denk geldikçe bildiğim kadarıyla bir şeyler yazıyordum. Hatta hemen her yıl bağış da yapıyordum.

Aylık ortalama sayfa gösterim 18 MİLYAR olan Wikipedia, yine komik bir Türkiye hikayesiyle,  HALA yasaklı.

 

Ama dilerseniz W harfinin başına Sıfır yazarak ilgili sayfayı görebilirsiniz 😉


expandedramblings, meta.wikimedia
görsel

Node.js Sevememe

Bayram öncesinde yeğenimle bir proje başlamıştık.

Bir zaman sonra önümüze çıkan kütüphanelerin bazıları Node.js işaret ediyordu.  Bilgisayarım Sunucu Olsun – Python & Bottle yazısında bahsettiğim üzere daha önce Python & Bottle ikilisi kısa araştırmalar sonucunda

“`adresim.com/isteksayfa“` ve / veya duruma göre “`adresim.com/sonucsayfa“`

şeklindeki sunucu isteklerine kolayca yanıt verilebildiğini görmüştüm.

Örneğin,

python kurumu sonrası, consolda (başlat>cmd)
“`
pip install bottle

“`

yaparak bootle kütüphanesi kurmak ve ardından

“`
from bottle import route, run, request
import os; import requests

@route(‘/’, method=’GET’)
def homepage():
return ‘ana sayfadasiniz’

“`

şeklinde kısa bir kodla, localhost çalışmaya başlamıştı.

 

Kendine göre işlemleri sonrası, Node.js’in için de benzer şekilde localhost’u görmek kolay.

Ancak işin için biraz daha detay girince Node.js’in çok da kullanıcı dostu olduğunu söyleyemeyeceğim. Ya da şöyle demek belki daha doğru sanki. “El yordamıyla, basit çıkarımlarla, bu şöyleyse şu da böyledir” diyerek tahminlerde bulunarak işlem yapmak Python Bottle/Flask ile gayet mümkünken, Node.js biraz daha nazlı sanki.

 

Mesela daha önceki

“`

@route(‘/:username’, method=’GET’)
def get_event(username):
kullanici = username.replace(‘:’,”)
yol = “https://steemitimages.com/u/” + kullanici +”/avatar/large”
# os.startfile(yol);
#url =”; #getir = requests.get(url); #gelen = getir.content ; print gelen

htm = ”'<!DOCTYPE html>
<html lang=”en”>
<head>
<script src=”https://code.jquery.com/jquery-3.2.1.min.js”></script>
<script src=”https://cdn.steemjs.com/lib/latest/steem.min.js”></script>
<script type=”text/javascript”>
function fillBlogEntries(username)
{
steem.api.getDiscussionsByBlog({tag: username, limit: 10}, function(err, blog)
{
var blogContainer = $(‘#blog’);
for (var i = 0; i < blog.length; i++)
{
blogContainer.append(‘<div><a target=”_blank” href=”https://steemit.com’ +
blog[i].url + ‘”>’+ blog[i].created + ‘ ‘ + blog[i].title + ‘</div></a>’);
}
});
} </script>
</head>
<body>
<img src=””’+yol+”'”><h3>Merhaba ”’+kullanici+ ”'</h3>
<div id=”blog”></div>
<script>fillBlogEntries(“”’+kullanici+ ”'”);</script>
</body>
</html>
”’
print htm
return htm

“`

kodlarıyla ulaşılan sonuca Node.js ile ulaşmak pek pratik olmuyor.

-Belki hiç yapılamıyor da olabilir bilemiyorum ama- Şu an bir dayanağım ve bilgim olmadan ÖNyargılı olarak kanaatim;
Arka planda bir video’dan kareler alıp, bunu siyah beyaz yaparak kullanıcıya döndürmek gibi bir işlemi Node.js ile yapmak ya da Node.js destekli bir web sayfasından robotik/elektronik bir devreye ulaşmak  için Python‘un 2-3 katı efor sarf etmek gerekir gibime geliyor.

İlerde ne olur bilmem ama hala Node.js’den elektrik alamıyorum 

“Fiat Paralar” derken? / Bitcoin 6850 buluşması

Uzun bi aradan sonra bir kaç gün üst üste yeşillenmiş tablolar görmek güzel.

Bitcoin‘in diğer Fiat para birimlerine karşı hayli volatil/oynak bir bir varlık olmasına rağmen, zaman zaman hatırı sayılır derecede Fibo çizgilerine uyumlu hareket ediyor.

Fiat paralar derken?

Yani o hep çocukluktan beri konuştuğumuz, “aslında sadece kağıt parçası” dediğimiz, üzeri resimli kartlar. Bir değer/fiat atfettiğimiz şeyler. Steem’in değeri, Domatesin değeri, Oyundaki bir eldivenin değeri, topraktan çıkan bir maddenin değeri.. Bir çocuk için bunların hiç birisinin değeri yoktur. Onun için en değerli şey süt ya da oyuncakları olsa gerek. Eline 100$ verdiğinizde pek ala Benjamin Franklin‘i ağzına atabilir 🙂

Üzerinde Benjamin abimizin resmi olan o kağıt parçasına değer atfeden devletler ve toplumlar. Toplumun geniş kesimlerinde kabul gördüğü için, başka şeylerle takas etmek üzere, elimdeki 500 kilo buğdayı Benjamin Franklin resmi olan bir kağıda değişebilirim. Tabi amazonlarda bir kabilede bu kağıt parçası ateş tutuşturmak için kullanılıyor olabilir 🙂

Benzer şekilde Kraliçe Elizabeth‘in resmi olan bir kağıt parçasını 800 kilo buğdaya değişebilirim.  Bu benim Elizabeth’e Franklin’den daha çok değer verdiğim manasın gelir.

Tıpkı bazı bilyelerin/oyuncakların/kartların diğerlerinden daha değerli sayılması gibi, işleri tıkırında olan ülkelerin kartlarına daha yüksek bir değer Atfediyoruz. Yoksa hepsi biraz selüloz, biraz pamuk, biraz elektron..


Bitcoin
‘in son durumundan bahsetmek için yazmaya başlamıştım, Fiat mevzusu baya su götürdü 🙂
// yazar burada, yukarıdaki inputbox’a geçip başlığı güncelledi 🙂 

Ne diyorduk Bitcoin çok oynak olmasına rağmen onun da altın oran çizgilerine uyduğunu görüyoruz.

6850‘de bu altın oran seviyelerinden birisi ve yaklaşık bir hafta önce dış güçlerin atağı sonucu 🙂 6440’tan 6880’e gelivermişti. Ancak burası Altından bir set.. yıkmak öyle kolay değil.. hayliyle geri geldi. Hem bir önceki (kırmızı) altın orandan hemde (mor) ağırlıklı ortalamadan destek alarak yeniden zıpladı.. ve bu kez 7100’e kadar sıçradı. (evet bildiniz, yaklaşık olarak bir başka altın oradan seviyesi)

Hızını alamaz, coşar gider bilmemem. Ama genelde; Çıkacaksa bile bir önce fibo’ya uğraması beklenir.
Yani 6850’ye uğrayıp, vedalaştıktan sonra gitmesi beklenir.

Her daim, her iki yönde de hareketler söz konusu olduğu için: Kum Saati ve Koşullu Emir şart.

Yasal Uyarı:
Yatırım Tavsiyesi Değildir
Yapacak Olduğunuz İşlemlerin Tüm Sorumluluğu Kendinize Aittir

İyi de Diğer Ülkelerde de Dolar Artıyor ki! (?)

İlk ve orta okul yıllarında garip garip tekerlemeler, saçma espriler olur malum. Alt sınıflardan üstlerden öğrenip sonrasında üst olup altlara öğrettiği için o garip adet ve espriler yıllar boyunca devam eder.

(Allah’tan araya Hepsi grubu girdi ve teneffüs kültüründe köklü değişikler olabileceğini gördük)

O zamanlardan kalma bir soru kalıbını yeri geldikçe hala kullanıyorum/kullanıyoruz.

mu acaba?

olur olmaz her hangi bir cümlenin sonuna eklemek sıkıcı elbet ozonlu kaya tuzu nadirliğinde kullanınca tatlı bir lezzet sunabilir.

Gelişmekte olan bütün ülkelerde Dolar artıyor. Sadece Türkiye’de değil ki!

mi acaba? 😉

En güzel, kandırmaca içine doğruların serpiştirilmiş olduğu imiş.

Bu söz de öyle.

Evet, gelişmekte olan ülkeler Dolar’ın hareketinden, gelişmiş ülkelere göre daha çok etkileniyorlar. Doğru.

Örneğin, isimlerinin söylenişi fonetik olarak kulağa güzel gelen ama ileride tarihin çok iyi bir şekilde yad edeceğini düşünmediğin GREENSPAN ve BERNANKE döneminden bu yana, bu etkileri dalga boyu daha yüksek şekilde görebiliyor, hissedebiliyoruz.

 

 

Tarihin beğeneceğini düşünmediğim bir başka isim Trump’ın gelişinden bu yana dünya ekonomisinde dalgalanmalar var. Ve yine Evet, bazı ülkelerde bu dalga daha yüksek bir olarak kıyıya vuruyor.

Üzerinde çok fazla yorum yapmadan bir grafik paylaşmak istiyorum.

Türkiye, Brezilya, Rusya, Çin ve Güney Afrika’nın paraları ve bunların Dolar Endeksi karşısındaki durumlarını gösteren bir grafik.

Yorum sizin..

 

Görsel: bloomberght

USD/TRY Uzak Doğuda Görece Sakin Açıldı

SBD ve STEEM coinleri genelde Dolar cinsinden değerlendirildiği için, Dolar‘ın yüksek olması ilk başında Steemit kullanıcıları için iyi görünüyor.

TR‘den TL ile mal alıp, yurt dışarıda Dolar ile satıyorsanız ve mümkünse bu esnada Yurt dışında yaşıyorsanız kabul ama böyle değilse ve TR’de yaşıyorsanız, uzun vadede doların artması bizler içinde hoş bir durum olmaz.

Zaten bu yüzden bir önceki yazının başlığı da Dolar 5.40 olsun idi..

// Dolar değil de Steem‘in değeri Dolar cinsinden artarsa işte o zaman daha rahat sevinebiliriz 😉

Bahsi geçen yazıda, 4 Saatlik grafikte, 100 günlük ortalama gibi ciddi ve yavaş hareket eden bir ortalamaya bakmış ve azıcık da olsa, fiyatın ortalamanın altında olmasında umut devşirmeye çalışmıştık.

Şu saatlerde Uzak Doğu piyasaları açılmış durumda. Bayram öncesindeki gibi bir bizim savunma yapamadığımız bir atak durumu henüz söz konusu değil. (Tabi uyanınca çok farklı şeyler olmuş olabilir onu bilemem)

Umarım, bu sakinlik ve Ortalamanın altında kalma durumu devam eder.

Bu arada çoğu zaman, fiyat bir desteği kırdığında, sanki minik bir özür dileme gibi geri gelir ve o kırıp geçtiği desteğin gönlünü almaya çalışır sonra yine yoluna devam eder. Bu hareket Düz Trend Line’larda olduğu gibi pek ala Ortalama gibi Eğrilerde de yaşanabilir.

Ne demek istiyorum; şu anda bahsi geçen 100 günlük Ortalama Eğrisi 6.055 civarında. Ola ki böyle bir “ya seni de kırdım şekerim ama piyasayı sen de biliyorsun kusuruma bakma lütfen” hareketi 🙂 yaşanırsa, 6.06‘ya kadar sıkıntı yok. Buradan tekrar aşağı gelmesini bekleyebilir ve temenni edebiliriz.

//Böyle olmaz da, Allah korusun yeniden “ver mehteri” yaparsa vay halimize.. [8.78 bile olabilir]

 

Biz yine üste doğru değil alta doğru Fibo’lara bakıp 5.40-5.50 hatta 5 ve 4.30 olmasını dileyelim..

 

Trumpgiller Yanılgısı: Dünyayı Kendi Çevresinde Dönüyor Sanmak

Laf yeri geldiğinden “Koca koca insanlar” diyoruz. Hatta o kadar kocaman ki Devletin başına geçmişler.

Lakin 1 şeyi iyi yapmakla, her şeyi iyi yaptığını zannedecek kadar aymazlık içindeler. Ki iyi yaptıklarını iddia ettikleri şeyin de ne derece iyi olduğu tartışılır.

Biraz, “Pampa sen daha adını duymamışken, ben yıllar önce hesap açmıştım” modunda olacak belki ama Trump, başkanlık yarışına girmeden çok önce Zegin Baba Yoksul Baba kitabı (ve serisinin) yazarı Rober Kiyosaki ile birlikte kaleme aldıkları Why We want You To be Rich ile duymuştum.

 

İkisi de hayli çok zengin olmuş insanlardı ve zengin olma ipuçları veriyorlardı. Trump emlak dünyasından geliyordu ve gözü pek şekilde çoğu kimsenin cesaret edemediği işlere girmiş ve bolca kazançlı çıkmıştı.

Bir an kendinizi yerine koyun.
Paranız var. Satış ve kira geliri amacıyla, sizin kadar gelişmiş olmasa da hatırı sayılır bir şehrin en pahalı yerlerinden birinde masrafa girip,  bir gökdelen dikmek için para harcar mıydınız?  //kira demişken Trump Tower’ın havalı kiracıları arasında Rıza Sarraf da var, iktidar da ben olsam bu kozu kullanırdım 😉

Atıyorum, Malezya’da bunu yapmak için efor ve para sarf eder miydiniz?

Trump bunu ve çok daha fazlasını yapıp başardığını gördüğü için haklı olarak gözü pek bir halde.

     

Lakin her gözü pek kişi gibi, kendi yumruğunu demir yumruk sanıyor. Ve enikonu yanılıyor.

Yükselişi esnasında gördüklerini daima devam edecek sanıyor. Oysa böyle bir şey teknik olarak mümkün değil. Bkz: Moğollar, bkz: Osmanlı, bkz: Avusturya-Macaristan İmp.

İşin daha vahimi Trump ve Trump gibiler, olayı iyice kişiselleştiriyor ve şunu diyebiliyor:

Harika iş çıkartan birini nasıl azledebilirsiniz bilemiyorum. Şunu söyleyebilirim eğer herhangi bir zamanda azledilirsem bence piyasa (ABD ekonomisi) çöker. Herkes yoksullaşır.

Komik olduğu kadar, (iktidar) sarhoşluğunun kokusu da geliyor:
“İş çıkardım, o halde hiç bir konuda yargılanmam lazım.”

 


Görsel: 0wikipedia, sputniknews

[Spoiler İçerir] İnsan Programlanabilir mi #3 : WestWorld II’den Bilinç Üzerine Notlar #2

Previously on around here:

[Spoiler İçerir] İnsan Programlanabilir mi #2 : WestWorld II’den Bilinç Üzerine Notlar


Birinci sezonda Maeve‘in nasıl estiğini, bağımsızlığa ve özgürlüğe bu kadar düşkün bir karakterin, çekip gidebilecekken, çocuğu için geri döndüğünü de görmüştük.

(
 Yıllar önce bir şarkıyı yanlışlıkla farklı ama güzel bir manaya gelecek şekilde Türkçeye çevirmiştik 🙂

 



Aklından Gitmek Geçiyorsa,
Kalmanın Hiçbir Önemi Yok.

Sonra bu sözü, evlilikten yakınan arkadaşlarım için güncellemiştim;
Hiç bir resmi bağlayıcılık yokken ve her gün gidebilecekken beraber yaşamak için kalmak mı?
Yoksa
Her gün ayrılmak/çekip gitmek isterken, resmi evlilik yüzüğüne bakıp, kalmak mı?
)

Maeve‘in yaptığı da böyle. Bütün host’ları kendine çıkışa kadar koruması için yönlendirebilir ve adeta elini sallayarak çıkıp gidebilir ancak böyle yapmıyor. Sezon boyunca çocuğu için uğraşıyor.

 

Çocuk ve Sevgi gibi kavramların da programlanabileceği konusu Matrix’te de konu edilmiş ve Hint’li arkadaşımız gayet net bir şekilde olayı açıklamıştı:

 

 

İlk sezonda, acının program çıktılarını bolca görmüştük. WestWorld, bu sezon Sevgi hatta Anne-Çocuk sevgisinin bile programlanabileceğini işleyerek çitayı biraz daha yükseltmiş. Ki Maeve eksenindeki hikaye tamamen bunun üzerinde akıyorAyrıca kafa derisi yüzenlerin bile bir çocuğu nasıl sevip koruyabileceğini de işliyor.

Dizi bu konuyu işlerken önümüze bir dualite daha sunuyor. Dolares’in sevgileri.

Babası ve Teddy’e olan sevgileri çok güçlü. Bununla birlikte, bu sevgilerin, kendi yazılımı içindeki kod satırları olduğunun bilincinde. Hem seviyor, hem üzülüyor hem de farkında olarak yapılması gerekeni yapıyor.

Ve alt yazısız olarak bize diyor ki;

  • Bir ben vardır bende, benden içeri //hem içerideki kod, hem içerideki resim(?) 😉 
  • Mal da yalan mülk de yalan, var biraz da sen oyalan //sahip olmak istediğin o telefon/pc.. sevgilin baban çocuğun devletin.. hepsi bir kaç satır kod, bir kaç mısra yalan.. ama gelmişsin madem, biraz sen de oyalan.

[Spoiler İçerir] İnsan Programlanabilir mi #2 : WestWorld II’den Bilinç Üzerine Notlar

Previously on around here:

~Tam bir ay önce İnsan Programlanabilir mi? Bilinç Nedir? yazısı yazmıştım. Aşağıdaki yazıyı okumadan önce hem yazıya hem de yorumlara göz atmak daha güzel olacaktır. Zira başlık altına twitter’da zor, face’de çok daha zor görülecek çok güzel yorumlar geldi. Sonrasında bu konulara taş atan Altered Carbon dizisine de değinmiştim. (malesef bu dizi hakkındaki uzlaşı görüşü şu mealde sanırım: “Ellerinde Ferrari var ama traktör 😉 yarışına katılıyorlar”)

Now:

Son günler;  Uşak’ta geçirdiğim en güzel Kurban Bayramıydı:  Yazın ortasında hasta oldum. 1. ve 2. günü dünya yüzeyine 180 derecelik açı ile geçirebildim. 3. gün ara ara 90 derece olabilsem de virüs solumaya devam ettim ama bu haller bile güzeldi. Zira, Kurban’ın kendisinin ne derece gerekli olduğu bi tarafa, dini vecibe olmayan ama ayetten daha kesin gereksizliklerden uzak olmak “buradaki en güzel kurban bayramım” sözünü hak ediyor. BlockChain huzurunda emeği geçen tüm virüs kardeşlerime teşekkürü borç bilirim 🙂

Hastalık dolayısıyla daldığım için bazı yerleri bir kaç defa geri almak zorunda kalsam da, hastalığı faydalı hale dönüştürdüm sanırım:

WestWorld’ün 2. sezonunu izledim.
Yeah. Nihayet.

24 Haziran, seçim gecesi tercihler yapıldı, Westworld de bitti 😉 diyeceksiniz belki. Haklı olabilirsiniz ancak dizi biraz ağdalı  hem de toplu izlemek daha keyifli olduğu için, sezonun bitmesini özellikle beklemiştim. Kısmet bu zamanaymış.

Öncelikle;
Büyük harflerle Rica ediyorum; Sadece fragman ve duyduklarından yola çıkarak, dizi hakkında “İzleMEdim ama… … sadece 2 bölüm izledim ama..” diye cümle kuracaklar lütfen yorum yapmasınlar, bunun için belki TV daha uygun olabilir 🙂

 

 

WestWorld I, finali “Özgürleşme”(?) ile yapmıştı. Aynı zamanda kucağımıza şöyle sorular da bırakıp gitmişti:

  • “Dolores gerçekten özgür olarak mı bu son seçimi yapmıştı yoksa Ford’un son oyunun başlama sahnesini mi oynuyordu?”
  • Bilinçli Tercih” dediğimiz şey, zaman içinde kayıt ettiklerimizin topluca bir denklemde kullanılmasından çıkan sonuç muydu?
  • Tanrı, Beyin ve Bilinç arasındaki ilişki neydi?

 

WestWorld II, adeta

“güzele spoiler işlemez”

ata sözünü 🙂 doğrular nitelikte kendi spoilerını vererek başlıyor.  Son bölümden bir spoiler.. üstelik 1. sezonun açılışına da atıf yaparak bir rüya(?) sorgulamasıyla..

Ardından içindeki gerçek insanlar + bütün host’lardan yani toplamda bildiğimiz WestWorld’den daha değerli tutulan bir şeylerin olduğuna dair ip uçları alıyoruz.

Sonradan Bernard‘ın hatırla(yama)ma düzenine göre izlediğimizi anladığımız kesitlerde WestWorld’ün aslında Robotların İnsana benzerliğinin sınırlarında değil İnsanların Robota benzeme isteğinin sınırlarında dolaştığını anlıyoruz. Buna pek ala Ray Kurzweil vari bir Singularity olgusunun WestWorld üslubuyla yorumlanması diyebiliriz.

Delos şiketinin WestWorld‘ü paravan yaparak milyonlarca insanın beyninden data okuduğunu, bu datalar ile hareketlerini bileştirerek, kişinin bilincini yakalamaya çalıştığını görüyoruz.

Ancak işler ilerledikçe bilinç/özgür irade kavramlarının dışarıdan buz gibi görünse de inceledikçe incelip sıvılaştığını görüyoruz. Hatta buharlaşıp kaybolduğu için, Delos şirketinin hedefini güncellediğine tanık oluyoruz.

 

Hayli süredir iddia ettiğim şekilde, tüm karmaşıklığına rağmen ENNEAGRAM bazlı (temel 9 çekirdek motivasyonu ve yan kanatların kombinasyonu şeklinde) bir algoritmayla insan kodlarının yazılabileceğine kapı aralaması bakımından WestWorld II, fikri tartışmalar çantamdaki destek setlerimden biri oldu 🙂

Şimdi ukalaca, Kişiliğin DNA’sını oku, WestWorld izle, ondan sonra devam edelim” diyebilirim 🙂

Yazı uzadıkça uzuyor farkındayım, burada bölüp yeni bir yazıyla devam etsem sanırım daha iyi olacak..
//unutmadan son şunu yazayım ki ben unutursam siz hatırlatın: WestWorld & Matrix 😉 

 


Görseller: WestWorld

“Bir Yıl Önce Bugün”e göre Coinlerin Durumu

Geçen yıl bu vakitler ile şimdiki fiyatlarını kıyasladığımızda Coinler ne durumda bi göz atalım:

Bitcoin: 365 gün öncesine göre +%57 artıda

Ethereum: 365 gün öncesine göre +%3 artıda

BitcoinCash: 365 gün öncesine göre -%16 ekside

EOS: 365 gün öncesine göre +%279 artıda

Dash: 365 gün öncesine göre -%30 ekside

EthereumClassic: 365 gün öncesine göre %0 aynı yerinde

LiteCoin: 365 gün öncesine göre +%25 artıda

Neo: 365 gün öncesine göre -%50 ekside

Cordano: Piyasalarda henüz 365 gününü doldurmamış (180 gün: -%72 eksi)

Stellar: 365 gün öncesine göre +%1211 +artıda

Monero: 365 gün öncesine göre +%110 artıda

IOTA: 365 gün öncesine göre -%37 ekside

TRON: Piyasalarda henüz 365 gününü doldurmamış (180 gün: -%56 eksi)

NEM: 365 gün öncesine göre -%54 ekside

BinanceCoin: Piyasalarda henüz 365 gününü doldurmamış (180 gün: -%7 eksi)

Tezos: Piyasalarda henüz 365 gününü doldurmamış (180 gün: -%58 eksi)

Zcash: 365 gün öncesine göre -%28 ekside

OmiseGO: 365 gün öncesine göre -%41 ekside

DogeCoin: 365 gün öncesine göre +%46 artıda

 


Her biri özelinde farklı hikayeler ve gelişmelere bağlı durumlar incelenebilir ancak kapsayıcı bir söylem nasıl oluşturulur pek emin olamadım.

Belki şöyle denebilir:
Eski ve çok bilindik coinler bi şekilde yerini korumuş ya da yükselmiş.
Yenilerin hepsi iyi ya da hepsi kötü demek zor. Ancak onlar içinde sanırım şu söylenebilir:
Yeni Coinlerde, Ayağı yere sağlam basan coinler, çok güzel bir çıkış yakalamış.

 

Tabi burada, Tr-on örneğinde olduğu gibi;
-ecek, -acak diye konuşmalar bir yere kadar taşısa da Somut İcraatlar olmadığında piyasanın doğal olarak aksi yönde davranması  gayet normal.

Ek olarak, yeni coinler için, ne kadar yatırım aldıkları da bir indikatör olabilir. Tamam ben değil ama birileri N Milyar$, X milyon$ yatırım yaptı ise bu; birileri bu kadar parayı yatıracak kadar projeye güveniyor demek.
Diğer açıdan;  yazılım ve geliştirme ekibinin elini inanılmaz rahatlatacak, gerekli personel sayısını kolayca arttırabilecek, tanıtım toplantıları ve etkinliklere katılacaklarında “10 kişilik uçak bileti şu kadar yapacak, bir de dönüşü var” gibi düşüncelere kapılmayacaklar demek.

Altcoinler için seçim yaparken bu tür nüanslar faydalı olabilir 😉

Benim dışımda farklı görüşler de alalım:


Görsel: celebritiesnosejob

Yasal Uyarı:
Yatırım Tavsiyesi Değildir

Yapacak Olduğunuz İşlemlerin Tüm Sorumluluğu Kendinize Aittir