Işınlanma sorunları

 Hişş.. Çaktırma.

Işınlanmayı bulduk(?) ama bazı sorunlar yüzünden halka açmakta tereddüt ediyoruz 🙂

Öyle edebi olarak veciz olmayan ama hayli matematiksel bir sözü tırnak içine almak istiyorum:


Önde gitmiyorsan, arkada kalırsın

Kabul pek affilli değil ama gayet doğru. Işınlama da eli kulağında ve hemen geldi geliyor bir teknoloji değil ama yine de biliyoruz ki, her şey önce hayalde başlar. Nitekim, “nitekim” kelimesine aşina olanlar bilir ki Kara Şimşek’te hayal edilmiş pek çok teknolojiyi şu anda bizzat kendilerimiz kullanıyoruz.

Son Dakika

Sayın seyirciler sonunda oldu: Atanamayan öğretmenler Işınlanmayı başardı. Malum binlerce üniversite mezunu genç öğretmen adayı atanmayı bekliyordu, beklerden bari boş durmayalım deyip bir araya geldiler. Ve bir arkadaşlarını memleketine ışınlanmayı başardılar.

Bir cevtelin uzunluğu nasıl ölçülür?

Klasik fizikte X = V x t gibi bir formülümüz var malum. Söz konusu buluş klasik fizikle uyumlu ise V hızı saniyede 300.000 kilometreyi geçemediği için mesela Mars’a ışınlanmak 3 dakikadan fazla sürecektir. “Sana sevgi pıtıcığı Plüton’dan baktım ey aziz İstanbul” demek içinse 7 saate ihtiyaç olacaktır. Bi dönüşü var etti 14 saat.

Olmaz. Olmamalı. Işınlanma klasik fiziğe göre bulunmuş olursa evet çook ultra bir şey olur ama yine de adına ışınlama denir mi tartışmak lazım.

Peki. Dolanıklık, süper poziyon, aynı anda iki yerde birden bulunma gibi Quantum  gariplikleriyle bulunmuş olsun.

 

 

Bu durumda t=0 değeri için Mekan olgumuzu da yitirmiş olacağız. Dünya’nın ya da daha özelde Kansas’ın nerede olduğunu bilemiyorsak; Kansas’a gitmek yerine Kansas’a ebediyen bye bye diyebiliriz.

Cetvel problemi gibi, “Nereye gitmek istiyorsun?” sorusu gizli cümle olarak “Neredesin?” sorusunu da barındır. Diyelim ki kampanyadan yararlanıp 3 fiyatına 5 kullanımlık Işınlama paketi satın aldım. “San Francisco”ya ışınlamak istediğimde, ışınlanma merkezinin beni nereden alacağını bilmesi gerekir ki Uşak’tan alıp San Francisco’ya ışınlasın.

 

Keman kutusunun Organik maddeleri tanıması

Öyle merkezi bir sistem değil de Keman Kutusu büyüklüğünde alıp eve götürebileceğimiz kadar küçük ve ucuz bir cihazla ışınlama mümkün olmuş olsun.

 


(Bu arada, uzun zamandır kullandığım bir Film puanlama listem var. Ve Predestination bu listeye zirveden giriş yapan çok ender filmlerden. İşi gücü bırakıp bu yazıdan hemen sonra izlemeniz lazım. Çocuk/bebek/patron gibi laftan anlamayan kısıtları olanlar, unutmamak için hemen şu anda alarm kurun 😉 o kadar yani.)

 

Bu cihazın, BEN’im tırnağımın ucundaki elektron ile ona oda sıcaklığını hissettirmekte olan elektronu ayırt edebiliyor olması lazım. Ki benzer şekilde 120 cm üzerimde turan tavanın atomlarıyla birlikte beni ışınlamasın. Aksi halde San Francisco maceramın daha ilk saniyelerine beyin kanamasından gidebilirim 

Bilim kadınları bi koşu laboratuvara gidip organik ve in-organik maddeleri tanıma modülü geliştirsin. (ne oldu? bilim adamları deyince ayrımcı olmuyor muydu?)

Evet bu, boyumuzdan büyük işlere kalkıştığımız için daha ışınlanırken tepemize taş yağma sorununa çözüm olabilir. Lakin ki o cihazın yine de ortamda bulanan diğer-organik-kişiler ile ben-organik-kişisini ayırt edebiliyor olması lazım. “Aa bu parmaklar, soyulmuş mandalin? Tüh ya! Tam ışınlanırken kardeşim odaya girmiş” demek istemeyiz. Hatta sinek, kelebek, karınca gibi diğer minik canlıları da ayırt etmesi lazım ki George Langelaan ve David Cronenberg, “e biz size bunu ta 1986’da söyledik” diye başımıza artizlenmesinler.

 

Işınlama Merkezi

Ev ve iş yeri gibi alelade mekanlarda bu iş olmayacağını anladığımıza göre mega steril ortamlar şart. Önceki adımdaki “Merkezi” sisteme geri döndük. :|S

Böyle merkezlerin bizi, bizim dışımızdaki diğer her şeyden ayırt ettiğini düşünelim. Bu durumda, ışınlanacak olduğumuz, hedef bölgedeki ışınlanma merkezinde, yararlı bakterilerin vücudumuza geri enjekte edilmesi gibi önemli detayların da düşünülmüş olması lazım.

Atom by Atom

Bu süreçleri irdelerken atladığımız bir şey var. Kişiyi Ağyar’dan ayıt ettik ama ışınlanan kişinin kendi topuğu(ndaki atomlar), sırtına ışınlanırsa ne olacak?

Demek ki, tek tek her bir atomun eterdeki(?) yerini not edip, karşı tarafta müthiş bir hassasiyetle bu konumlara göre yerleştirmemiz gerekiyor.

Dolanıksak aynı mıyız?

Neden hep atomları ayırıp-bileştirmeyi düşünüyoruz ki? Belki de tamamen farklı bir bakış açısıyla yapılacak.

Örneğin; Dolanıklık kullanarak. bir elektrona ait bilgiler karşıdaki başka elektrona aktarılırsa -ki ŞUAN 1400+ km menzilde bu yapılıyor!– ve tırnak ucundan saç ucuna tüm her bir parçacık için bunu yaparsak pek ala karşıda bir klonumuz olabilir. De, O biz olur muyuz? Ya da kendimizden 20 tane olduğunda krediyi kim çekecek kim geri ödeyecek?

İyi de öğretmenlerimiz arkadaşlarını ışınlamayı başardıklarına göre, demek ki bi şekilde çözmüşler olayı. Biz onlardan daha mı iyi bileceğiz. Hikmete malik insanlar sonuçta.

Peki.

Sonrasına bakalım.

Muhtemelen buluşun hemen sonrası, önce maceraperest zenginler, “na na.. ♫ bi ordayım bi burada” tarzı videolar çekecektir. Kendisi de istediği halde erişemeyenler  video altına “görgüsüzlük” yorumları yaparken, US. Air Force çoktan Kremlin’in bahçeye bakan odasında bitiverecek sistemlerini geliştirmiş olacaktır.

Oda demişken, o ex kişinin odanızda bitivermesini sanırım hiç istemezsiniz değil mi?

Hadi Jaimie Alexander gardını 😉 bi şekilde alır da diğer ünlülerin durumu vahim..


screenertv

 

Diğer yandan, insanlar yerine nesnelerin ışınlanması durumunda,
“Tek Tıkla kapında” sloganı fena halde gerçekçi olurken, ışınlamaya adapte olamayan pek çok kargo firması net bir şekilde batacaktır. Afrika’nın su sorunu ve yurt dışındaki ilaç sorunu gibi problemler büyük ölçüde çözüme kavuşacaktır. Ve daha zilyon şey.. Ama İstanbul trafiği ne olur onu bilemem 🙂

Bir de tersten düşünelim

Neden hep gidiyoruz ya da bir şeyler gönderiyoruz. Birileri bunu getirmek için de kullanamaz mı?

İran, bir noel arefesinde İngiltere’nin nükleer silahlarından bir kaçını aparırsa mesela?

Ya da Çin, Kanada’nın altın madenlerini kendine ışınlarsa?

Işınlanma Kalkanı

Işınlamanın yere daha sağlam basan ayak sesleri duyulmaya başladığında, Işınlanma Kalkanı üretmek de güzel olabilir. 


Görsel ve Işın/klon/lama haberi

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir