Bugün Uşak’ın IQ ortalaması yükselten bir arkadaşım geldi. Çayla ülke kurtarmadık. Siyasetle germedik.  Yaklaşık 6 saat boyunca beyin hakkında beyin fırtınası yaptık.

Beynin ne olduğundan, ne olmadığından, nasıl evrimleştiğinden bahsettik. Evrim karşıtlarının “evrim Göz’ü açıklasın” salvolarına “ışığa duyarlı bir sürü protein var ki ” dedik, gülüp geçtik. Tv’de, youtube’da saatlerce zaman kaybı yaşatan Biyokimsal süreçler, garnitür tadında cümle aralarında geçti.  Ama tahmin edileceği üzere beyin için en büyük kırılma noktası Us’lanma ve Bilinç’lenme aşaması olduğu için düşünür/konuşurken kortekslerimiz ısınmaya başladı 🙂

 

İnsan Programlama

Bir önceki konuşmamızda, uzaya çıkıyor olmamıza rağmen ilkelliğimizde ve orangutanlardan ya da primatlardan hallice olduğumuzda mutabık kalmıştık. Hatta ukalaca algılanabilecek olsa da gerçeklik payı olan şöyle:

Bazen öyle insanlarla konuşuyorum ki;
Ağaçların, ormanların güzelliğinden bahsederken, “içinde yeşilin her tonu var, siyaha kayan yeşil, sarıya kayan yeşil, sonbaharda ise kırmızı, kahve, yeşil ve sarı bir arada çok hoş bir manzara oluyor” diyorum. Karşımdaki kişi yeşil-sarı renklerin Brezila formasında da olduğundan bahsedip, futbol konuşmaya başlıyor.

ya da

“Askeri eylemler kalıcı çözüm olsaydı Roma-Osmanlı-Hititler-Cengiz gibi imparatorluklar hala devam ediyor olurdu” diyorum. Karşımdaki kişi Askerlik anılarını anlatmaya başlıyor.

Abartmıyorum, böyle insanlar programlayabilirim.

 

bir söz sarf etmiştim. Şimdi bir adım daha ileri gideceğim:
Sadece yukarı bahsi geçen kişiler değil, hemen herkesi kapsayan bir programlama yapılabilir.

Oylar karşısında öyle davranışlar sergiler ki, gördüğünüzde “Aynı kaynım. Kayınım öyle, aynısı”  🙂 dersiniz. Bu kadar utopik duran bir konuda bu kadar keskin konuşuyorum zira bugün ülkemizde de bulabileceğimiz “Enneagram” kitapları mevcut. Daha önceki bir yazımda da ucundan değindim üzere, Ennegram = İnsan Algoritması diyebiliriz.

 

 

Örneğin; Mükemmeliyetçi bir mizaç: Sorunun sonunda birimini yazmadın diye bütün soruya sıfır veren veren hoca. Bildin sen onu. Ya da 98 aldığında ağlayan arkadaşın (ya da sen).

Şayet bir kişinin Mükemmelliyetçi bir yapıda olduğunu anlarsanız, Ennegram vasıtasıyla, neden makyajının diğer kızlardan çok daha uzun sürdüğünü, hatta gelecekte Aklından GEÇECEK olan, Nx düşünce kalıpları nedeniyle, o jilet gömlek arkadaşı neden mağaradan çıkmış bir halde bulabileceğinizi öngörebilirsiniz.

Ya da “Araba dediğin rahat olacak” diyen arkadaşınızın, alakasız gibi görünse de, hiç “1” kimseye haber vermeden neden ortadan kaybolduğunu bilirsiniz.

So.. Ortada bir algoritma varsa, elbetteki programlanabilir demek 😉

Bilinç?

A olduğunda B ya da F olduğunda G tepkisi vereceğimiz bu derece öngörülebilir bir sistematik akış içindeyse, Bilinçli hareket ettiğimiz söylenebilir mi? Ya da aslında Bilinç nedir?
Sarı-Yeşil’den Brezilya maçına atlayan formu geçtim, bir kişinin kendi “özgür iradesiyle” ortadan kaybolmayı seçtiğini söylemesi aslında arabada rahat koltukları seçmesi ile direk bağlantı bir sistem içinde gerçekleşiyorsa; “kendisi” demek ne demektir?


Görsel: estanbulbestnootropicsnow