Gezegen Mühendisi Aranıyor #4

Evren kadar büyük Ukalalık. Peygamber OKU emrine uymadı mı? İbn-i Heysem’in Hubble’ın babası mı? Biz en Ulvi milletiz, Herkes bize düşman…  gibi konular üzerinden ilerleyerek şu andaki yazıya gelmiş bu tartışmanın daha anlaşılabilir olması için önceki bölümlerin Okunması daha sağlıklı olur:
Gezegen Mühendisi Aranıyor #1, Gezegen Mühendisi Aranıyor #2, Gezegen Mühendisi Aranıyor #3


.. Efsanevi ukalalığımızın mesnedi bir heyuladan ibaretse, daha orta halli kibirlerimiz kim bilir daha nasıl koftiden direkler üzerinde yükseliyordur.

Ülkece öyle çok konservatif yaşıyoruz ki, neredeyse konserve kavanozunda hayat sürüyoruz desek yalan olmaz. Zaman zaman verip veriştirdiğimiz Avrupa, yeri geliyor şöyle konuşmalara meze oluyor:

— Abi Avrupa öyle mi, adamların sokakları yağ dök yala
— Sen hangi ülkeye gitmiştin abi?
— Yok, ben hiç gitmedim de genel manada biliyoruz oradan..

— Her şey bu ailelerin elinde, onlar onaylamadan taş üstüne taş koyamazsın
— Geçen sizin patronun Türkiye’nin 3. büyük otelini yaptığını söylemiştin, rockefeller’den izin almıştır öyleyse?
— Yani, pek sanmam ama petrol devlerine karşı bi şey yapsa kesin ensesine binerlerdi ama.
— Elon Musk? Gezegenin en büyük 5 fabrikasını yapıyor. Elektrikli arabalar, bu araçlar için pil, çatılar için güneş paneli üretiyor ve çok daha fazlasını da üretecek. Petrol ve araba devleri ya da Nasa ile çalışan diğer devler 15+ yıldır bu adama neden suikast yaptırmadı?

 

İlk okulda Yunanlar, orta okulda İtilaf devletleri ile beslenen zihinlere, bir de 365 gün boyunca sabah aç karna, akşam tok karna günde iki doz Dış Güçler zehri zerk edersen, o zihnin sahininden ne bekliyorsun ki?

Zannediyor ki;
Dünya’nın bütün ülkeleri ona düşman. Herkesin bu topraklarda gözü var. NASA casus uydularını sadece Türkiye’nin üzerinde konuşlandırmak için icat ediyor. ESA kuyruklu yıldızdan topladığı nükleer yakıtı kullanarak Türkiye’ye atmak için balistik füze yapacak.

 

Ey Müslüman/Türk! Şunu ANLA artık!

Dünya‘nın yüzölçümü 510.100.000 km² iken Türkiye‘nin yüzölçümü 783.562 km²
Basit bir bölme ile gezende kapladığın alan onun 0.0015’i kadar.

“İyi ama okyanuslar” diye vikvikleyeceksin biliyorum. Ona da bakalım.
Dünya kara parçaları toplam alanı 148.600.000 km²
Hadi sana bonus  2016 güncellemesiyle Türkiye yüz ölçümü 15 dönüm yani 0,015 km² arttı ve 783562,015 km² oldu. Hesaplayalım:
Vayy! Dünya topraklarının 0.0052’i Türkiye’ye aitmiş. Yani Yüzde 1’i bile değil. Yüzde yarımı.
Ülkenin tamamının, gezen kara parçaları üzerinde kapladığı alan BU: Yüzde yarım!

— Alan az olabilir ama içinde bir sürü Nüfusumuz var!
— Peki bakalım.

Canlı verilere göre ~yaklaşık Dünya nüfusu An itibariyle: 7.726.540.073 kişi.
Şubat 2019 rakamlarına göre Türkiye nüfusu: 82.003.882 kişi.


görsel: ekran görüntüsü

Evet, hesap ortada. Türkiye’de yaşayanlar olarak mevcut insanlığın sadece %1’ini oluşturuyoruz.

Dünya ihracat rakamlarına baktığımızda, yine benzer bir tablo çıkıyor:


görsel

Dünya’ya katkı oranımız: %0.94

Artık Uyan! Ve kendine gel.

Basküle çıksan ne kadar tartarsın, kaç kilosun bunu öğren. Ondan sonra sumo güreşçileri hakkında da konuşuruz sorun değil.

Sen neredesin? Dünya nerede? Olduğun gerçek yeri öğrenmek ve Anlamak için, içinde bulunduğun düşten yapılma Matrix’in içinden çıkman gerekiyor.

 

 


kapak görseli
devam edecek..

Gezegen Mühendisi Aranıyor #3

Bu başlıkla ilk defa karşılaştıysanız, öncelikle önceki bölümleri de Okumanız önerilir:

Gezegen Mühendisi Aranıyor #1

Gezegen Mühendisi Aranıyor #2

Çünkü birinci kısımda, -mealen- hayal kumaşından yapılmış bir balonda yaşamaktan,
ikinci kısımda, -yine mealen- geçmiş ejderlerin ateşinin günümüzü ısıtmadığından bahsetmiştik ve bunlar şimdiki yazının önceki duraklarını ifade ediyor.


Bahsi geçen gönderilerdeki iki konunun; aynı anda hem sorunu hem de çözümü barından bir kesişim kümesi var:

ANLAMAK

Heyula bir Osmanlı/Türk/Müslüman evreninde; iyi ve kötü her şeyin Türkler/Müslümanlar/İnsanlar için olduğunu sanmak, gerçekteki mevcut durumu Anlamayı hayli zorlaştırıyor.


luggat

 

Bu konuda Google mantığında link by link ilerlediğimizde sağlam bir şekilde Duvara Çarpıyoruz.

Zira öyle çok meşhur olmuş bir söz var ki,
herkes duyunca otomatik olarak Hadis zannediyor ama DEĞİL:

لَوْلاَكَ (لَوْلاَكَ) لَمَا خَلَقْتُ الْأَفْلَاكَ
Levlâke (levlâke) Lema halaktül-eflâk
Sen olmasaydın, kainatı yaratmazdım.

yaa..
şaşırdın mı? Küçüklüğümüzden beri farkında olarak ya da olmayarak o kadar “kabul görmüş” bir şekilde bu sözü duyduğumuz için pek çoklarımız, hele ki kendisini Dev aynasında görmek isteyenler, bu sözü hemen sahiplendi.

Oysa Sahih Hadis kitaplarında arama yapıldığında https://www.sahihhadis.com/ara?q=لَوْلاَكَ
şöyle bir tablo ortaya çıkıyor:

لَوْلاَكَ Sünen-i Nesai’de YOK
لَوْلاَكَ Sünen-i İbni Mace’de YOK
لَوْلاَكَ Muvatta’da YOK
لَوْلاَكَ Sünen-i Darimi’de YOK
لَوْلاَكَ El Müsned’de YOK
لَوْلاَكَ Sünen-i Tirmizi’de YOK
لَوْلاَكَ Riyazus Salihin’de YOK
لَوْلاَكَ Sünen-i Ebu Davud’da YOK
لَوْلاَكَ Sahih-i Muslim’de YOK
لَوْلاَكَ Sahih-i Buhari’de YOK

Sağlam bi şokla duvara çarpanlar olabilir, sindirmek için sakin bir yere çekilip iki dakika mola verin,
olmadı, kendinizi ikna edemiyorsanız buradan detaylı açıklamaları okuyabilirsiniz.

Hala bi hışımla “Sen de kimsin? bi arama yapmışsın sonuç çıkmıyor diye çamur atıyorsun, belki yanlış arama yapıyorsun ya da sitede hata var belki, üstelik link verdiğin site belki de ateistlerin sitesi ne malum..” diyenler için Acıbadem Üniversitesi’nde bu işlerin Doktoru olan Emre Dorman‘dan bir video koyayım.

 


Evet, biraz kendi sınırlarına gelenlerle devam edelim.
Kainatın, Peygamber için yaratılması söz konusu değilse, Senin için yaratılmış olması ihtimal dahilinde bile olmasa gerek..

Ama yine de; temeli olmamasına rağmen güçlü bir şekilde benimsemiş olduğun, keten helva ağırlığında fakat titanyum direncindeki, kerameti kendinden menkul (ön) Yargılarını düşünerek, senin seveceğin birisinin kullandığı bir örneği vereyim:

Kainatta ‘hiçbir insana gözükmeden’ var olup ölen varlıklar üzerinden düşündüğümüzde anlıyoruz ki: Bütün bunların tek muhatabı insanlar değil.


tv111

 

 


 

Örnekler vereyim derken daha suya sabuna dokunmadan yazı yine uzamış.. Sonraki yazıda devam etmek üzere bitirmeden önce burada kısa bir toparlama yapayım:

Kainat, Peygamber için bile yaratılmamışken;
“Alemler benim için, Asıl olan benim” deyip kendini Evrenin Merkezine koyman;
en nazik ve matematiksel denklikte bir ifadeyle:
Evren kadar büyük bir Ukalalıktır.

 


kapak görseli
devam edecek..

Gezegen Mühendisi Aranıyor #2

On the previous episode:
Tez:
— Biz müslüman/türkler çok iyiyiz, geri kalan herkes ya kötü ya düşman,
— Üflesek yıkarız ama yapmıyoruz.

AntiTez:
— Hadi ordan, kendini bilmez.

 


 

Önceki yazının sonunda geçtiği üzre, Fantezistan‘da yaşadığını düşünüyorum ve seni günümüz dünyasına davet etmek istiyorum.

Evet,
İbn-i Heysem optik ilminin babası olabilir. Hatta karanlık oda çalışmalarıyla fotoğraf makinasının yolunu açmıştır desek kimse de itiraz etmez herhalde.
De, papağan gibi “İbn-i Heysem optik ilminin babasıdır”, “İbn-i Heysem optik ilminin babasıdır” deyip durmak bir şey ifade etmiyor. Zira günümüzde çılgın optik cihazlar mevcut.

Mesela bunların en popülerlerinden birisi, neredeyse ~30 yıldır uzayda. Ve hala görevine devam ediyor. Örneğin daha 15 gün önce, 450 milyon ışık yılı ötede, kelimenin tam ve gerçek anlamıyla ölümüne dans eden iki galaksiyi yakalayıp, fotoğraflarını basına sızdırdı.


nasa

Muhtemel ki içinde yaşayan canlılar olabilir, bizim için bu göz alıcı gösteri, aslında onların kıyameti.

Fantezistan vatandaşı arkadaşım okuyor musun? Bugün cümle içinde Heysem kullanacaksan, nokta gelmeden o cümle içinde sana ait Hubble’ın da adı geçmeli. Zamanında çok başarılı olmuş  onca değerli insanın Sadece adını anıp durman, bir şey ifade et-mi-yor!

Dünya şu anda nerede iyi bak:


Galaksileri gördün mü? Küçücük kalan kareleri?
Somut bir şeyler yapmadan sadece Heysem’e Harezmi’ye, Cezeri’ye yaslanıp durdukça, o karelere daha çok benziyorsun.

Belki de anlaman gereken İLK ve en önemli şey: “Anlaman gerektiği”

Hadi senin dilinden konuşayım..
— Kur’an-ı Kerim’in İLK ayeti nedir?
OKU.
(Hatırla; Cebrail “Oku” der, Hz. Peygamber “Ben okuma bilmem” der. Cebrail yine “Oku” der.. “Yaradan Rabbinin adıyla oku..” )

— Bu ayet ne zaman gelmiş?
610 yılında.

Hudeybiye antlaşması maddeleri yazılırken şöyle bir olay yaşanır:

Hz. Peygamber, Hz. Ali’ye,
“Bu Allah’ın Rasulü Muhammed’in Süheyl b. Amr’la yaptığı barış mukabelesidir”
diye yazmasını emredince, Süheyl buna da itiraz ederek

“Ben senin Allah’ın Rasulü olduğuna inansaydım seninle savaşmazdım; sen ancak Muhammed b. Abdullah ile Süheyl b. Amr arasında yapılan barış antlaşması diye yaz.”  der.

Hz. Peygamber Süheyl’in istediği şekilde yazılmasını ister.

Hz. Ali
“Ey Allah’ın Rasulü, ben Allah’ın verdiği bu sıfatı silemem” der.

Bunun üzerine Hz. Peygamber ona “Yerini bana göster” der. Ali yerini gösterince, onu kendi eliyle siler ve Muhammed b. Abdullah diye yazdırır.

Hz. Ali Sempozyumu bildirisi, Doç. Dr. Saffet SANCAKLI, Buhari

— Bu antlaşma (Hudeybiye) ne zaman yapılmıştır?
628 yılında.

Şimdi sana 1000 puanlık uzman sorusu…

Kur’an’ın 610 yılındaki ilk emri OKU.
Hudeybiye ise 628 yılında ve Hz. Peygamber, metindeki “Allah’ın Rasulü” kelimelerinin nerede olduğunu Hz. Aliye soruyor.
Aradan 18 yıl geçmiş ama “Allah” kelimesini bile Okumayı öğrenmemiş..
??

 


devam edecek..
kapak görseli

Gezegen Mühendisi Aranıyor #1

Bunlar hep Yunan soyundan…

İçlerinde Ermeni asıllılar var, işi karıştıran asıl onlar..

Akşam haberlerde gördün di mi? Yeni hava limanı yapılacak diye Merkel nasıl da titriyordu..

Çekemiyorlar abi bizi, bu olanlar hep bu yüzden..

Osmanlı bunlara nasıl davrandı, onlar Türkiye’ye şimdi nasıl davranıyorlar, nankör bunlar..

Avrupa birliği dua etsin, biz onlar gibi değiliz çoluklarına çocuklarına merhamet ediyoruz da gıda ürünleri vermeye devam ediyoruz..

 


lucifer-666

Bir

Bugüne kadar hiç bir Yunanistan vatandaşı ile tanışmadım. Ne bana ne de tanıdığım birisine tokat dahi atan bir Yunan olmadı, duymadım. Fakat ilk okula giderken köpek ısırmasından çok Yunan Gavurundan korkardım.. Üstelik gittiğim o okulda hiç de Yunan olmayan pekala Türk hocalar, tokatın alasını attılar. Hatta Din kültürü hocaları, kız erkek demeden küçücük ellerimizde hunharca Cetvel parçalamaya çalışırdı.

Bi zihin deneyi yapalım;
Bi Alman, bi İngiliz, bi Fransız, bi Yunan, bi Ermeni, bi Türk, bi Kürt, bi Japon, bi Amerikan çocuğu alıp aynı okula yazdırsak. Hiç tarih ve siyaset gibi dersler okumasalar.. Bir birlerine düşman olurlar mı?

Tarih, sözüm ona okumuş devlete amir olmuşların; dedeleri savaştı diye cahilce sürdürdükleri bir kan davasından ibaret.

 

İki

Osmanlı hazinesi savaş ganimetleriyle dolmuştu.. derken bu nasıl olmuştu?
Savaş ganimeti ne demektir? Fetih(?)Savaş bölgesindeki halk, “Hoş geldin Osmancım, altınlarımız, kadınlarımız ve çocuklarımızdan dilediğinizi alabilirsiniz” demiş ve hazine bu şekilde mi dolmuştur?
Onlar Ege’yi almaya geldiler diye yıllardır anlatıyorsun, bu kötü de sen 14 defa Viyana’yı almaya gidiyorsun bu cici mi? Birileri tarladan geçerken yediği üzümün parası dala assa ama aynı zamanda bütün ülkene, yerine yurduna el koysa ayağa kalıp alkışlayacak mısın?

 

Üç

Avrupa ülkelerinin toplam ithalatında, Türkiye’nin payı %4
Evet sadece %4, yazıyla: yüzde dört.

Avrupa’nın bu %4’lük ithalatı, Türkiye’nin ihracatının ~50%‘sini oluşturuyor.

Bi şekilde sabrını taşırsalar ve  Türkiye Avrupa’ya restini çekse.. ” kardeşim size 1 iğne dahi vermeyeceğim, sizden de 1 çivi dahi almayacağım “ dese.. Azıcık düşün bakalım; bu olayı gören Ekonomi ve Matematik kendilerini yere atıp, kaç dakika boyunca kahkahaya boğulur..

 


 

Shire, Caprica, Dune, Pandora.. hangi Fantazya’da yaşıyorsun bilmiyorum ama çoktan bir kaç çağ birden atlamış olan Günümüz Dünyasına da uğraman lazım. Ki, okuyup anlayasın ve ona göre adım atabilesin..

devam edecek..

// Başlık görseli

Sigortalı İş Tanrısı ve Kafirler

Belki de hep yanlış taraftayız.

Felsefi ve fikri tartışmalara girme cesareti olmayan bir kısım mütedeyyin camiada çok kullanılan bir argüman var:
— Ahiret varsa? Ben namazımı kılıp, oruç tutmakla çok bir şey kaybetmiyorum, Ahiret varsa kazançlıyım, yoksa bir kaybım yok.

Önceleri bu argüman mantıklı gelirdi.
Ancak sonraları ve özellikle son dönemler fark ettim ki; Ahirete inandığını söyleyenlerin %98’i gerçekten buna inanyor.

Mesela böyle kişilerden bazıları ahiret ve kader inancında bir tık daha ileri aşamaya geçip şöyle diyor:
— Şu anda bu odada isem, bu kaderimde var olduğu için buradayım. İsteseydim bile başka bir yerde olamazdım. Cennete gimek kaderimde varsa, ayyaş bile olsam bir süre istemesem bile namaz kılan birisi olurum.

Kader mevsuzunu baştan yanlış anlamış arkadaş. Ve Ulu(?) Alimler(?), “kader meselesini çok kurcalamayın dinden çıkabiliriniz” dedikleri için, yanlış anladığı mevzunun doğrusu nedir araştırmaya hiç yanaşmamış bile.

// [ İlginçtir ki; kader konusunu, bu alimlerin(?) aksine kısa ve net bir şekilde gayet anlaşılır bir şekilde anlatabilirim. İster İmam-ı Azam  ister Bediüzzaman kimden dinlemek isterseniz ondan dinleyin. Gelin bir de ben  anlatayım. Hangisinde daha net anlaşıldığına siz karar verin. Hodri Meydan! ] //

Üstteki anlayıştan devam edelim.
Neredeyse özgür iradesiz bir şekilde bu odada bulunmak kadere tabi ise bu kişilere şu soruları sormak gerek:

— Karşıdan karşıya geçerken neden sola-sağa bakarak yahut yeşil ışıkta geçiyorsun? Kaderinde ölmek yoksa, otobana bile atlasan ölmezsin ki. Senin iddia ettiğin bir şekildeki kader anlayışına göre yeşil ışık kontolü yapman, ilahi yargıyı sorgulamak hatta ona güvenmemek değil mi?

— Her türlü tedbiri alsan da nasıl olsa hastalanacaksan, neden kendine dikkat etmeye çalışıyorsun ki. İdeal bir kader yaklaşımında bunun makul bir açıklaması olabilir fakat senin inandığın şekildeki kader anlayışına göre, kışın ortasında incecik bir kıyafetle sabahtan akşama kadar kar topu oynayabilirsin. Nasıl olsa hasta olmak kaderinde yoksa hasta olmazsın. Zaten hasta olacaksan da evde otururken de hasta olursun.

— Yiyecek bir lokma nasbibin varsa, Hindistan’dan da olsa Yemen’den de olsa bu nasip sana geliyorsa,
veya emekli olduğunda yiyecek nasibin varsa
yahut 60’ından sonra 6 defa ameliyat olup ücretsiz bakım yapılması kaderinde varsa nedir bu Sigortalı İş meselesine tapınma?

Madem benim sağlık durumumun ileride iyi olması yahut yaşlı iken yiyip içeceklerimin Sağlayıcısı, sigortalı iş tanrısı o halde neden bu tanrıya şirk koşup kafirlik yapıyorsun?

 

 

 

Heikin Ashi kim ola ki?

Yaklaşık 14 gün önce Bitcoin’in bir karar aşamasında olduğundan her iki yön için de dikkatli olunması gerektiğinden  kısaca bahsedip çıkmıştım.

Yazıdan yarım gün sonra, maalesef Bitcoin aşağıya doğru gitmeyi tercih etti.


Binance

9.100’lerden gelen yükseliş hareketini 11.100’lere kadar taşımıştı. Ancak burada Çanakkale gibi duran 100 günlük ağırlıklı ortalama vardı (pembe eğri). Haliyle az biraz geri dönüp 25 günlük ortalamadan destek aradı. 25 günlük ortalama destek olmasına oldu ama bu çok cılız bir destek olduğu için toplamda bir gün boyunca ya devam etti ya da etmedi.

Ve karar anı gelmişti. 25 günlük ortalamayı da aşağıya kırıp  aşağıya devam edecekti ya da 100 günlük eğri ile yeniden yüzleşip mücadeleye girişecekti. Daha yakın zaman önce 100’den yüz bulmadığı için olsa gerek yukarı yerine aşağıya yolculuğa başladı.

Bu yolculuk bir haftadan daha uzun sürdü. (Bu arada kim bilir hangi proje hangi kodu yazmakla uğraştığım için bu yolculuğun sona erebileceğine dair herhangi bir yazı yazmamış olduğumu şimdi fark ediyorum. anyway..)

Bitcoin, 9500’lere yaptığı bu kaçamak dalışta biraz dinlenmişe benziyor. Öyle ki AN itibariye, yakın dönem zirveleri olan 14 bin ve 13 bini birleştiren Direnç çizgisi ile mücadele ediyor.


Binance

Grafiğe dikkat edilirse, aşağıda 9200’e de ince bir iğne atmış ve sonrasında 100 günlük pembe ortalama eğrisi ile yeniden karşılaşmış. Yalnız bu vak’ada Bitcoin eğriye gitmemişmiş de eğri Bitcoin’e gelmiş 🙂 Yaklaşık 24 saatlik bi hasret giderme sonrası Bitcoin pembe’ye yeşil bir veda öpücüğü kondurup 10.000 bin barajın ardındaki tepeye doğru tırmanmaya başlamış.

Hikaye bu ya, güzel prensesin ayakkabısını kendi duru olması için ülkenin en mahir camcıları imal etmiş.
UPS.. hatlar karıştı 

Du’ bi’ dak’ka.. hazır hatlar karışmışken..
— İyi güzel de filmi bi tık uzaktan izleyenler, bu kadar macerayı nasıl takip edecekler?

Söyli’m.
Ama Alev Alatlı‘nın değişinde uyarlama yaparak- baştan yarayım:

Finans’a dair olup da yüzde yüz doğru ya da yüzde yüz yanlış olduğu kanıtlanmış tek bir indikatör yoktur.

 

Heikin Ashi

Mum grafikler Japon pirinç üreticileri tarafından icat edildiği için Heikin Ashi de direk olarak Japoncadan gelmiş bir terim. İtiraf etmek gerekirse neymiş ne değilmiş henüz araştırmadan önce, yöntemi icat eden kişinin ismi falandır diyordum. Lakin ki öyle değilmiş. Ortalama Bar (Çubuk/Mum/İskele bacağı) manasına geliyormuş 

Fakat, formülünü hemen incelemiştim 😉

Önce normal MUM’ları bi hatırlayalım.


onlinekredi

Mesela, grafikte zaman periyotunu Günlük / Daily seçmiş olalım. Bu durumda Sol’daki mum şöyle bir şeyi temsil ediyor demek:
4 Ağustos 00:00:00’da Prinç Coin fiyatı 400 TL imiş (Açılış, Open, O)
4 Ağustos saat 03’te yahut 13’te ya da 23’te.. yani gün içinde herhangi bir vakitte Prinç Coinin fiyatı 450 TL’ye çıkmış. (En yüksek, Heigh, H)
4 Ağustos‘ta yine gün içinde herhangi bir zamanda fiyat 300 TL’ye düşmüş. (En düşük, Low, L)
4 Ağustos 23:59:59’da ise fiyat 350 olmuş. (Kapanış, Close, C)

Devam eden saniyede 5 Ağustos‘a ait mumum açılış fiyatı, 4 Ağustos‘a ait mumun kapanış fiyatı olacak.
Yan yana geldiklerinde ise yukarıdakilere benzer grafikler ortaya çıkacak 😉

Gelelim Heikin Ashi’ye..

Japoncada Mum Ortlaması manasına geldiğini öğrenmeden önce şöyle hayal ediyorum: Heikin bacımız şöyle demiş olabilir.. (bilmiyorum ama neden bayan olmasın ki 🙂 )
–Destek direnç çizgileri, RSI seviyeleri, 100 günlük ortalama eğrisi, 25 günlük üstel ağırlıklı ortalama eğrisi vs.. bu kadar şeyle  kim uğraşacak.. Bana TEK bakışta ip ucu verecek bir şey lazım.

Sonra ortaya şöyle bir yöntem koymuş.

Kapanışı; direk 350 almak yerine, mumun açılış kapanış yüksek ve düşük noktalarının ortalamasını almış:
Kapanış = ( Açılış + Yüksek + Düşük + Kapanış) / 4

Açılışı; 400 almak yerine, bir mum önceye gidip onun açılış ve kapanış ortalamasını, açılış kabul etmiş.
Açılış = (Önceki Heikin Kapanışı + Önceki Heikin Açılış) / 2

En Yükseği; 450 almak yerine, Normal En Yüksek ya da Heikin Ashi Açılışı ya da Heikin Ashi Kapanışı arasından hangisi daha yüksekse onu almış.
En Yüksek = Max (HA, HK, H)

En Düşüğü; 300 almak yerine, Normal En Düşük ya da Heikin Ashi Açılışı ya da Heikin Ashi Kapanışı arasından hangisi daha düşükse onu almış.
En Düşük = Max (HA, HK, L)

Dikkat!
Bir önceki mumum, -bizim örneğimizde günlük baktığımız için düne ait mum’un-
Heiken açılış ve Heiken kapanış ortalaması, mevcut mumun açılış fiyatı olarak kabul edildiği için,
Görecek olduğumuz grafik, -çoğu zaman yakın olsa bile- birebir Gerçek Rakamları GösterMEYECEKTİR. Bunun sadece indikatör olduğunu akıldan çıkarmamak lazım.

Peki Sonuç Nasıl?

Ortaya çıkan tablo ise şöyle.. Varın yorumunu siz yapın 😉


binance: normal mum

 


binance: Heikin Ashi

Kapak görseli

Kendimizden Dünyaya İhracatla Cari Açık Borcunu Ödeme

İrdelemesini yaptığımız üzere, geçmiş ve günümüz dünya insanları Benim İçin o kadar çok şey hazırlamışlar ki, bir minnet bir teşekkür göstergesi olarak benim de dünya insanları için bir şeyler yapmam lazım.

Burada bir parantez açayım, bağış ve hibe modunda bir şeylerden bahsetmiyorum. Ücreti mukabilinde bir şeyler sunmak da dünya için bir katkıdır. Örneğin yarım milyar dolar hasılat ile Wachowski Brothers/Sisters’ın Matrix’i çekip insanlara sunması, Bir Şey Yapmaktır. Felsefesiyle, çekim teknikleriyle, müzikleriyle.. yeni bir devir başlatmıştır. Fakat bir şeyler yapmak için mutlaka böyle debdebeli şeyler şart değil elbet. Körler için akıllı baston fabrikası kurmak da böyle bir baston fikrini üretmek de bir şey yapmaya dahil.


SesliSözlük

 

Hatırlarsak bu noktaya gelirken bir konumuz daha vardı; ülkedeki Cari Açık Benim Yüzümden meselesi.

O halde öyle bir şey yapayım ki;
Hem
kendi sebep olduğum cari açık sorunun çözümüne katkı susun,
hem de
insanlığa olan teşekkür borcumu ödememe yardımcı olsun.

 

— Tamam. Güzel Felsefe yaptın. Da’, somut ve pratik örneklerde tam olarak ne yapmaktan bahsediyorsun?

Takdir edersiniz ki bunun binlerce farklı cevabı olabilir. Benim burada örnekleyeceklerimden çok daha güzelleri de vardır elbet. Ama anlatmak istediğim temel yaklaşım daha iyi pekişmesi adına bir kaç misal yazayım:

Kozmetik senin için olmazsa olmazlardan mı? Aynanın önünde kreminden kirpik kıvırma aletine kadar set set ürünler mi var.
Düşün! De ki:
— “Bunca ürününün bana gelmesi için binlerce insan nice emek sarf etmiş. Yüzlercesi neler icat etmiş. Öyle bir şey yapayım ki kozmetik dünyasında bir damla da benden olsun. Bu ne olabilir? Ne yapabilirim? Hatta bu öyle bir şey olsun ki, ülkeye döviz girmesini de sağlasın ki sebep olduğum cari açık azalsın.”

//Alanım olmadığı için bu konuda ahkam kesemem ama uzaktan gözlerimden konuşabilirim sanırım.

Gördüğüm kadarıyla, Endonezyda’dan Fas’a kadar milyonlarca tesettürlü bayan, makyaj yapıyor. Fakat bunların bir kısmı abdest alırken su geçirmediği için oje kullanmıyor.

Buyur. Üzerinde çalış, ArGe yap, sor soruştur; Su Geçiren Oje üret. Ülkeye yüklüce döviz girdisi olsun ve kozmetik dünyasındaki milyonlarca kişinin bir sorunu çözerek yaşadığın dünyaya teşekkür et.


We Heart It

Kendi üretme imkanın yok mu? Patentini al ve fikrini firmalara sun. Patent olayı olmadı mı, yüzlerce firmaya mail at fikrinden bahset. Sana “yok, olmaz” diyen firmalardan birisi 6 ay sonra “olmaz dediler biz yaptık: İşte su geçiren organik oje” gibi.. reklamlar yaparsa, hayıflanmana gerek yok. Sen insanlığa vefanı göstermiş oldun. Üstelik onca meşakkati çekmeden 😉

Müzik dinlemeyi çok seviyorsun. Hatta müziksiz asla diyenlerden misin?

Uykusuz bir gecenin sabahında kuşlar güneşi selamlarken aklına akın eden o sözleri hemen not al.  Şöyle bir şarkı olsa.. dediğin şarkıyı sen yaz. O şarkının radyolarda çalınması için gereken neyse yap. İmkanın yok ve yapamıyor musun. Sözlerin sana ait olduğunu Noter’e onaylat ardından sosyal medyadan, dm’lerden sanatçılara ve yapım şirketlerine gönder.

Hazır yapmışken, müziğin evrenselliğini kullanıp bunu tüm dünya insanlarını kuşatacak şekilde yap.

Olmadı türkçe haliyle bile olsa diğer ülkelerdeki kişileri eserinden bi şekilde haberdar et. Biz nasıl ispanyolca/ingilizce/korece şarkılar dinliyorsak, başkaları da pek ala türkçe şarkılar dinleyebilir.

Yüzük taşıyıcısı kahramanı Frodo’nun Selda Bağcan hayranlığı

 

Ümmet Özcan – Çin’de İzmir Marşı Remix

Yazılımcı isen hiç kaçarın yok 🙂 Ürünlerini açık kaynak olarak paylaşman mümkün olduğu gibi her hangi bir site ya da uygulamayı  tüm dünyaya sunabilirsin. Sunmalısın.

Böylece hem diğer insanlar da bundan faydalanırken, cari açıktan yakınmak yerine ülkeye döviz girmesini sağlayabilirsin.

 

Yapılacak şeyin tümden yeni bir icat/fikir/ürün olmasına da gerek. Mevcudun üzerine 1-2 tık daha eklese yeter.

Finalde 2 kelimelik, vurgulu özet yapacak olursak; Cari açığın azalması ve insanlığa teşekkür için:
Üretim! İhracat!

“Bu muydu yani, her zaman duyduğumuz “Üretim yap ve İhraç et” lafı mıydı diyeceğin?”

Evet.
Ancak “LAF” değil. İlk yazıdan itibaren yazıları atlamadan, videoları sardırmadan izledi isen İDRAK ederek söylenmiş bir “üretim ve ihracat” sözü bu. Öyle ki;
“Türkiye’nin ihraç edilecek ürünler yapıp satması lazım ülkenin yoksa bu işler düzelmez”
şeklinde GoyGoy’dan alıp şuraya getiren bir söz:
— “Kısa olsalar bile KENDİ yazdığım hikayeleri/yazıları ingilizce, almanca, ispanyolca ve diğer diller de yazmam/çevirisini yaptırmam LAZIM”, “Kendim bir çizdiğim yapmalı ve ya fotoğraf çekmeliyim ve bunu paylaşırken ingilizce etiket kullanmam Lazım, Yurt dışı galerilere ve bianellere başvurmam Lazım”
.. anlaşıldı ise türevleri çoğaltılabilir 😉

// İhracat’ın da ötesine çalışan Başka bir kafa daha var aslında. Fakat bu sefer ben aradan çekileyim ve onu keşfetme işi de sizin olsun. Haritanın yerini biliyorsunuz 😉


Kapak görseli

//Hataları gözden geçireyim derken konu bazen yeni eklemelerle hayli uzuyor ve ikinci bir yazıya bölmek gerekiyor. Güneş de siyahı maviye boyamaya başlamışken, hiç o topa girmeden bu hayliyle yayınlıyorum, anlatım bozuklukları ya da imla hataları varsa şimdiden affola.