Node.js Sevememe

Bayram öncesinde yeğenimle bir proje başlamıştık.

Bir zaman sonra önümüze çıkan kütüphanelerin bazıları Node.js işaret ediyordu.  Bilgisayarım Sunucu Olsun – Python & Bottle yazısında bahsettiğim üzere daha önce Python & Bottle ikilisi kısa araştırmalar sonucunda

“`adresim.com/isteksayfa“` ve / veya duruma göre “`adresim.com/sonucsayfa“`

şeklindeki sunucu isteklerine kolayca yanıt verilebildiğini görmüştüm.

Örneğin,

python kurumu sonrası, consolda (başlat>cmd)
“`
pip install bottle

“`

yaparak bootle kütüphanesi kurmak ve ardından

“`
from bottle import route, run, request
import os; import requests

@route(‘/’, method=’GET’)
def homepage():
return ‘ana sayfadasiniz’

“`

şeklinde kısa bir kodla, localhost çalışmaya başlamıştı.

 

Kendine göre işlemleri sonrası, Node.js’in için de benzer şekilde localhost’u görmek kolay.

Ancak işin için biraz daha detay girince Node.js’in çok da kullanıcı dostu olduğunu söyleyemeyeceğim. Ya da şöyle demek belki daha doğru sanki. “El yordamıyla, basit çıkarımlarla, bu şöyleyse şu da böyledir” diyerek tahminlerde bulunarak işlem yapmak Python Bottle/Flask ile gayet mümkünken, Node.js biraz daha nazlı sanki.

 

Mesela daha önceki

“`

@route(‘/:username’, method=’GET’)
def get_event(username):
kullanici = username.replace(‘:’,”)
yol = “https://steemitimages.com/u/” + kullanici +”/avatar/large”
# os.startfile(yol);
#url =”; #getir = requests.get(url); #gelen = getir.content ; print gelen

htm = ”'<!DOCTYPE html>
<html lang=”en”>
<head>
<script src=”https://code.jquery.com/jquery-3.2.1.min.js”></script>
<script src=”https://cdn.steemjs.com/lib/latest/steem.min.js”></script>
<script type=”text/javascript”>
function fillBlogEntries(username)
{
steem.api.getDiscussionsByBlog({tag: username, limit: 10}, function(err, blog)
{
var blogContainer = $(‘#blog’);
for (var i = 0; i < blog.length; i++)
{
blogContainer.append(‘<div><a target=”_blank” href=”https://steemit.com’ +
blog[i].url + ‘”>’+ blog[i].created + ‘ ‘ + blog[i].title + ‘</div></a>’);
}
});
} </script>
</head>
<body>
<img src=””’+yol+”'”><h3>Merhaba ”’+kullanici+ ”'</h3>
<div id=”blog”></div>
<script>fillBlogEntries(“”’+kullanici+ ”'”);</script>
</body>
</html>
”’
print htm
return htm

“`

kodlarıyla ulaşılan sonuca Node.js ile ulaşmak pek pratik olmuyor.

-Belki hiç yapılamıyor da olabilir bilemiyorum ama- Şu an bir dayanağım ve bilgim olmadan ÖNyargılı olarak kanaatim;
Arka planda bir video’dan kareler alıp, bunu siyah beyaz yaparak kullanıcıya döndürmek gibi bir işlemi Node.js ile yapmak ya da Node.js destekli bir web sayfasından robotik/elektronik bir devreye ulaşmak  için Python‘un 2-3 katı efor sarf etmek gerekir gibime geliyor.

İlerde ne olur bilmem ama hala Node.js’den elektrik alamıyorum 

“Fiat Paralar” derken? / Bitcoin 6850 buluşması

Uzun bi aradan sonra bir kaç gün üst üste yeşillenmiş tablolar görmek güzel.

Bitcoin‘in diğer Fiat para birimlerine karşı hayli volatil/oynak bir bir varlık olmasına rağmen, zaman zaman hatırı sayılır derecede Fibo çizgilerine uyumlu hareket ediyor.

Fiat paralar derken?

Yani o hep çocukluktan beri konuştuğumuz, “aslında sadece kağıt parçası” dediğimiz, üzeri resimli kartlar. Bir değer/fiat atfettiğimiz şeyler. Steem’in değeri, Domatesin değeri, Oyundaki bir eldivenin değeri, topraktan çıkan bir maddenin değeri.. Bir çocuk için bunların hiç birisinin değeri yoktur. Onun için en değerli şey süt ya da oyuncakları olsa gerek. Eline 100$ verdiğinizde pek ala Benjamin Franklin‘i ağzına atabilir 🙂

Üzerinde Benjamin abimizin resmi olan o kağıt parçasına değer atfeden devletler ve toplumlar. Toplumun geniş kesimlerinde kabul gördüğü için, başka şeylerle takas etmek üzere, elimdeki 500 kilo buğdayı Benjamin Franklin resmi olan bir kağıda değişebilirim. Tabi amazonlarda bir kabilede bu kağıt parçası ateş tutuşturmak için kullanılıyor olabilir 🙂

Benzer şekilde Kraliçe Elizabeth‘in resmi olan bir kağıt parçasını 800 kilo buğdaya değişebilirim.  Bu benim Elizabeth’e Franklin’den daha çok değer verdiğim manasın gelir.

Tıpkı bazı bilyelerin/oyuncakların/kartların diğerlerinden daha değerli sayılması gibi, işleri tıkırında olan ülkelerin kartlarına daha yüksek bir değer Atfediyoruz. Yoksa hepsi biraz selüloz, biraz pamuk, biraz elektron..


Bitcoin
‘in son durumundan bahsetmek için yazmaya başlamıştım, Fiat mevzusu baya su götürdü 🙂
// yazar burada, yukarıdaki inputbox’a geçip başlığı güncelledi 🙂 

Ne diyorduk Bitcoin çok oynak olmasına rağmen onun da altın oran çizgilerine uyduğunu görüyoruz.

6850‘de bu altın oran seviyelerinden birisi ve yaklaşık bir hafta önce dış güçlerin atağı sonucu 🙂 6440’tan 6880’e gelivermişti. Ancak burası Altından bir set.. yıkmak öyle kolay değil.. hayliyle geri geldi. Hem bir önceki (kırmızı) altın orandan hemde (mor) ağırlıklı ortalamadan destek alarak yeniden zıpladı.. ve bu kez 7100’e kadar sıçradı. (evet bildiniz, yaklaşık olarak bir başka altın oradan seviyesi)

Hızını alamaz, coşar gider bilmemem. Ama genelde; Çıkacaksa bile bir önce fibo’ya uğraması beklenir.
Yani 6850’ye uğrayıp, vedalaştıktan sonra gitmesi beklenir.

Her daim, her iki yönde de hareketler söz konusu olduğu için: Kum Saati ve Koşullu Emir şart.

Yasal Uyarı:
Yatırım Tavsiyesi Değildir
Yapacak Olduğunuz İşlemlerin Tüm Sorumluluğu Kendinize Aittir

İyi de Diğer Ülkelerde de Dolar Artıyor ki! (?)

İlk ve orta okul yıllarında garip garip tekerlemeler, saçma espriler olur malum. Alt sınıflardan üstlerden öğrenip sonrasında üst olup altlara öğrettiği için o garip adet ve espriler yıllar boyunca devam eder.

(Allah’tan araya Hepsi grubu girdi ve teneffüs kültüründe köklü değişikler olabileceğini gördük)

O zamanlardan kalma bir soru kalıbını yeri geldikçe hala kullanıyorum/kullanıyoruz.

mu acaba?

olur olmaz her hangi bir cümlenin sonuna eklemek sıkıcı elbet ozonlu kaya tuzu nadirliğinde kullanınca tatlı bir lezzet sunabilir.

Gelişmekte olan bütün ülkelerde Dolar artıyor. Sadece Türkiye’de değil ki!

mi acaba? 😉

En güzel, kandırmaca içine doğruların serpiştirilmiş olduğu imiş.

Bu söz de öyle.

Evet, gelişmekte olan ülkeler Dolar’ın hareketinden, gelişmiş ülkelere göre daha çok etkileniyorlar. Doğru.

Örneğin, isimlerinin söylenişi fonetik olarak kulağa güzel gelen ama ileride tarihin çok iyi bir şekilde yad edeceğini düşünmediğin GREENSPAN ve BERNANKE döneminden bu yana, bu etkileri dalga boyu daha yüksek şekilde görebiliyor, hissedebiliyoruz.

 

 

Tarihin beğeneceğini düşünmediğim bir başka isim Trump’ın gelişinden bu yana dünya ekonomisinde dalgalanmalar var. Ve yine Evet, bazı ülkelerde bu dalga daha yüksek bir olarak kıyıya vuruyor.

Üzerinde çok fazla yorum yapmadan bir grafik paylaşmak istiyorum.

Türkiye, Brezilya, Rusya, Çin ve Güney Afrika’nın paraları ve bunların Dolar Endeksi karşısındaki durumlarını gösteren bir grafik.

Yorum sizin..

 

Görsel: bloomberght

USD/TRY Uzak Doğuda Görece Sakin Açıldı

SBD ve STEEM coinleri genelde Dolar cinsinden değerlendirildiği için, Dolar‘ın yüksek olması ilk başında Steemit kullanıcıları için iyi görünüyor.

TR‘den TL ile mal alıp, yurt dışarıda Dolar ile satıyorsanız ve mümkünse bu esnada Yurt dışında yaşıyorsanız kabul ama böyle değilse ve TR’de yaşıyorsanız, uzun vadede doların artması bizler içinde hoş bir durum olmaz.

Zaten bu yüzden bir önceki yazının başlığı da Dolar 5.40 olsun idi..

// Dolar değil de Steem‘in değeri Dolar cinsinden artarsa işte o zaman daha rahat sevinebiliriz 😉

Bahsi geçen yazıda, 4 Saatlik grafikte, 100 günlük ortalama gibi ciddi ve yavaş hareket eden bir ortalamaya bakmış ve azıcık da olsa, fiyatın ortalamanın altında olmasında umut devşirmeye çalışmıştık.

Şu saatlerde Uzak Doğu piyasaları açılmış durumda. Bayram öncesindeki gibi bir bizim savunma yapamadığımız bir atak durumu henüz söz konusu değil. (Tabi uyanınca çok farklı şeyler olmuş olabilir onu bilemem)

Umarım, bu sakinlik ve Ortalamanın altında kalma durumu devam eder.

Bu arada çoğu zaman, fiyat bir desteği kırdığında, sanki minik bir özür dileme gibi geri gelir ve o kırıp geçtiği desteğin gönlünü almaya çalışır sonra yine yoluna devam eder. Bu hareket Düz Trend Line’larda olduğu gibi pek ala Ortalama gibi Eğrilerde de yaşanabilir.

Ne demek istiyorum; şu anda bahsi geçen 100 günlük Ortalama Eğrisi 6.055 civarında. Ola ki böyle bir “ya seni de kırdım şekerim ama piyasayı sen de biliyorsun kusuruma bakma lütfen” hareketi 🙂 yaşanırsa, 6.06‘ya kadar sıkıntı yok. Buradan tekrar aşağı gelmesini bekleyebilir ve temenni edebiliriz.

//Böyle olmaz da, Allah korusun yeniden “ver mehteri” yaparsa vay halimize.. [8.78 bile olabilir]

 

Biz yine üste doğru değil alta doğru Fibo’lara bakıp 5.40-5.50 hatta 5 ve 4.30 olmasını dileyelim..

 

Trumpgiller Yanılgısı: Dünyayı Kendi Çevresinde Dönüyor Sanmak

Laf yeri geldiğinden “Koca koca insanlar” diyoruz. Hatta o kadar kocaman ki Devletin başına geçmişler.

Lakin 1 şeyi iyi yapmakla, her şeyi iyi yaptığını zannedecek kadar aymazlık içindeler. Ki iyi yaptıklarını iddia ettikleri şeyin de ne derece iyi olduğu tartışılır.

Biraz, “Pampa sen daha adını duymamışken, ben yıllar önce hesap açmıştım” modunda olacak belki ama Trump, başkanlık yarışına girmeden çok önce Zegin Baba Yoksul Baba kitabı (ve serisinin) yazarı Rober Kiyosaki ile birlikte kaleme aldıkları Why We want You To be Rich ile duymuştum.

 

İkisi de hayli çok zengin olmuş insanlardı ve zengin olma ipuçları veriyorlardı. Trump emlak dünyasından geliyordu ve gözü pek şekilde çoğu kimsenin cesaret edemediği işlere girmiş ve bolca kazançlı çıkmıştı.

Bir an kendinizi yerine koyun.
Paranız var. Satış ve kira geliri amacıyla, sizin kadar gelişmiş olmasa da hatırı sayılır bir şehrin en pahalı yerlerinden birinde masrafa girip,  bir gökdelen dikmek için para harcar mıydınız?  //kira demişken Trump Tower’ın havalı kiracıları arasında Rıza Sarraf da var, iktidar da ben olsam bu kozu kullanırdım 😉

Atıyorum, Malezya’da bunu yapmak için efor ve para sarf eder miydiniz?

Trump bunu ve çok daha fazlasını yapıp başardığını gördüğü için haklı olarak gözü pek bir halde.

     

Lakin her gözü pek kişi gibi, kendi yumruğunu demir yumruk sanıyor. Ve enikonu yanılıyor.

Yükselişi esnasında gördüklerini daima devam edecek sanıyor. Oysa böyle bir şey teknik olarak mümkün değil. Bkz: Moğollar, bkz: Osmanlı, bkz: Avusturya-Macaristan İmp.

İşin daha vahimi Trump ve Trump gibiler, olayı iyice kişiselleştiriyor ve şunu diyebiliyor:

Harika iş çıkartan birini nasıl azledebilirsiniz bilemiyorum. Şunu söyleyebilirim eğer herhangi bir zamanda azledilirsem bence piyasa (ABD ekonomisi) çöker. Herkes yoksullaşır.

Komik olduğu kadar, (iktidar) sarhoşluğunun kokusu da geliyor:
“İş çıkardım, o halde hiç bir konuda yargılanmam lazım.”

 


Görsel: 0wikipedia, sputniknews

[Spoiler İçerir] İnsan Programlanabilir mi #3 : WestWorld II’den Bilinç Üzerine Notlar #2

Previously on around here:

[Spoiler İçerir] İnsan Programlanabilir mi #2 : WestWorld II’den Bilinç Üzerine Notlar


Birinci sezonda Maeve‘in nasıl estiğini, bağımsızlığa ve özgürlüğe bu kadar düşkün bir karakterin, çekip gidebilecekken, çocuğu için geri döndüğünü de görmüştük.

(
 Yıllar önce bir şarkıyı yanlışlıkla farklı ama güzel bir manaya gelecek şekilde Türkçeye çevirmiştik 🙂

 



Aklından Gitmek Geçiyorsa,
Kalmanın Hiçbir Önemi Yok.

Sonra bu sözü, evlilikten yakınan arkadaşlarım için güncellemiştim;
Hiç bir resmi bağlayıcılık yokken ve her gün gidebilecekken beraber yaşamak için kalmak mı?
Yoksa
Her gün ayrılmak/çekip gitmek isterken, resmi evlilik yüzüğüne bakıp, kalmak mı?
)

Maeve‘in yaptığı da böyle. Bütün host’ları kendine çıkışa kadar koruması için yönlendirebilir ve adeta elini sallayarak çıkıp gidebilir ancak böyle yapmıyor. Sezon boyunca çocuğu için uğraşıyor.

 

Çocuk ve Sevgi gibi kavramların da programlanabileceği konusu Matrix’te de konu edilmiş ve Hint’li arkadaşımız gayet net bir şekilde olayı açıklamıştı:

 

 

İlk sezonda, acının program çıktılarını bolca görmüştük. WestWorld, bu sezon Sevgi hatta Anne-Çocuk sevgisinin bile programlanabileceğini işleyerek çitayı biraz daha yükseltmiş. Ki Maeve eksenindeki hikaye tamamen bunun üzerinde akıyorAyrıca kafa derisi yüzenlerin bile bir çocuğu nasıl sevip koruyabileceğini de işliyor.

Dizi bu konuyu işlerken önümüze bir dualite daha sunuyor. Dolares’in sevgileri.

Babası ve Teddy’e olan sevgileri çok güçlü. Bununla birlikte, bu sevgilerin, kendi yazılımı içindeki kod satırları olduğunun bilincinde. Hem seviyor, hem üzülüyor hem de farkında olarak yapılması gerekeni yapıyor.

Ve alt yazısız olarak bize diyor ki;

  • Bir ben vardır bende, benden içeri //hem içerideki kod, hem içerideki resim(?) 😉 
  • Mal da yalan mülk de yalan, var biraz da sen oyalan //sahip olmak istediğin o telefon/pc.. sevgilin baban çocuğun devletin.. hepsi bir kaç satır kod, bir kaç mısra yalan.. ama gelmişsin madem, biraz sen de oyalan.

[Spoiler İçerir] İnsan Programlanabilir mi #2 : WestWorld II’den Bilinç Üzerine Notlar

Previously on around here:

~Tam bir ay önce İnsan Programlanabilir mi? Bilinç Nedir? yazısı yazmıştım. Aşağıdaki yazıyı okumadan önce hem yazıya hem de yorumlara göz atmak daha güzel olacaktır. Zira başlık altına twitter’da zor, face’de çok daha zor görülecek çok güzel yorumlar geldi. Sonrasında bu konulara taş atan Altered Carbon dizisine de değinmiştim. (malesef bu dizi hakkındaki uzlaşı görüşü şu mealde sanırım: “Ellerinde Ferrari var ama traktör 😉 yarışına katılıyorlar”)

Now:

Son günler;  Uşak’ta geçirdiğim en güzel Kurban Bayramıydı:  Yazın ortasında hasta oldum. 1. ve 2. günü dünya yüzeyine 180 derecelik açı ile geçirebildim. 3. gün ara ara 90 derece olabilsem de virüs solumaya devam ettim ama bu haller bile güzeldi. Zira, Kurban’ın kendisinin ne derece gerekli olduğu bi tarafa, dini vecibe olmayan ama ayetten daha kesin gereksizliklerden uzak olmak “buradaki en güzel kurban bayramım” sözünü hak ediyor. BlockChain huzurunda emeği geçen tüm virüs kardeşlerime teşekkürü borç bilirim 🙂

Hastalık dolayısıyla daldığım için bazı yerleri bir kaç defa geri almak zorunda kalsam da, hastalığı faydalı hale dönüştürdüm sanırım:

WestWorld’ün 2. sezonunu izledim.
Yeah. Nihayet.

24 Haziran, seçim gecesi tercihler yapıldı, Westworld de bitti 😉 diyeceksiniz belki. Haklı olabilirsiniz ancak dizi biraz ağdalı  hem de toplu izlemek daha keyifli olduğu için, sezonun bitmesini özellikle beklemiştim. Kısmet bu zamanaymış.

Öncelikle;
Büyük harflerle Rica ediyorum; Sadece fragman ve duyduklarından yola çıkarak, dizi hakkında “İzleMEdim ama… … sadece 2 bölüm izledim ama..” diye cümle kuracaklar lütfen yorum yapmasınlar, bunun için belki TV daha uygun olabilir 🙂

 

 

WestWorld I, finali “Özgürleşme”(?) ile yapmıştı. Aynı zamanda kucağımıza şöyle sorular da bırakıp gitmişti:

  • “Dolores gerçekten özgür olarak mı bu son seçimi yapmıştı yoksa Ford’un son oyunun başlama sahnesini mi oynuyordu?”
  • Bilinçli Tercih” dediğimiz şey, zaman içinde kayıt ettiklerimizin topluca bir denklemde kullanılmasından çıkan sonuç muydu?
  • Tanrı, Beyin ve Bilinç arasındaki ilişki neydi?

 

WestWorld II, adeta

“güzele spoiler işlemez”

ata sözünü 🙂 doğrular nitelikte kendi spoilerını vererek başlıyor.  Son bölümden bir spoiler.. üstelik 1. sezonun açılışına da atıf yaparak bir rüya(?) sorgulamasıyla..

Ardından içindeki gerçek insanlar + bütün host’lardan yani toplamda bildiğimiz WestWorld’den daha değerli tutulan bir şeylerin olduğuna dair ip uçları alıyoruz.

Sonradan Bernard‘ın hatırla(yama)ma düzenine göre izlediğimizi anladığımız kesitlerde WestWorld’ün aslında Robotların İnsana benzerliğinin sınırlarında değil İnsanların Robota benzeme isteğinin sınırlarında dolaştığını anlıyoruz. Buna pek ala Ray Kurzweil vari bir Singularity olgusunun WestWorld üslubuyla yorumlanması diyebiliriz.

Delos şiketinin WestWorld‘ü paravan yaparak milyonlarca insanın beyninden data okuduğunu, bu datalar ile hareketlerini bileştirerek, kişinin bilincini yakalamaya çalıştığını görüyoruz.

Ancak işler ilerledikçe bilinç/özgür irade kavramlarının dışarıdan buz gibi görünse de inceledikçe incelip sıvılaştığını görüyoruz. Hatta buharlaşıp kaybolduğu için, Delos şirketinin hedefini güncellediğine tanık oluyoruz.

 

Hayli süredir iddia ettiğim şekilde, tüm karmaşıklığına rağmen ENNEAGRAM bazlı (temel 9 çekirdek motivasyonu ve yan kanatların kombinasyonu şeklinde) bir algoritmayla insan kodlarının yazılabileceğine kapı aralaması bakımından WestWorld II, fikri tartışmalar çantamdaki destek setlerimden biri oldu 🙂

Şimdi ukalaca, Kişiliğin DNA’sını oku, WestWorld izle, ondan sonra devam edelim” diyebilirim 🙂

Yazı uzadıkça uzuyor farkındayım, burada bölüp yeni bir yazıyla devam etsem sanırım daha iyi olacak..
//unutmadan son şunu yazayım ki ben unutursam siz hatırlatın: WestWorld & Matrix 😉 

 


Görseller: WestWorld

“Bir Yıl Önce Bugün”e göre Coinlerin Durumu

Geçen yıl bu vakitler ile şimdiki fiyatlarını kıyasladığımızda Coinler ne durumda bi göz atalım:

Bitcoin: 365 gün öncesine göre +%57 artıda

Ethereum: 365 gün öncesine göre +%3 artıda

BitcoinCash: 365 gün öncesine göre -%16 ekside

EOS: 365 gün öncesine göre +%279 artıda

Dash: 365 gün öncesine göre -%30 ekside

EthereumClassic: 365 gün öncesine göre %0 aynı yerinde

LiteCoin: 365 gün öncesine göre +%25 artıda

Neo: 365 gün öncesine göre -%50 ekside

Cordano: Piyasalarda henüz 365 gününü doldurmamış (180 gün: -%72 eksi)

Stellar: 365 gün öncesine göre +%1211 +artıda

Monero: 365 gün öncesine göre +%110 artıda

IOTA: 365 gün öncesine göre -%37 ekside

TRON: Piyasalarda henüz 365 gününü doldurmamış (180 gün: -%56 eksi)

NEM: 365 gün öncesine göre -%54 ekside

BinanceCoin: Piyasalarda henüz 365 gününü doldurmamış (180 gün: -%7 eksi)

Tezos: Piyasalarda henüz 365 gününü doldurmamış (180 gün: -%58 eksi)

Zcash: 365 gün öncesine göre -%28 ekside

OmiseGO: 365 gün öncesine göre -%41 ekside

DogeCoin: 365 gün öncesine göre +%46 artıda

 


Her biri özelinde farklı hikayeler ve gelişmelere bağlı durumlar incelenebilir ancak kapsayıcı bir söylem nasıl oluşturulur pek emin olamadım.

Belki şöyle denebilir:
Eski ve çok bilindik coinler bi şekilde yerini korumuş ya da yükselmiş.
Yenilerin hepsi iyi ya da hepsi kötü demek zor. Ancak onlar içinde sanırım şu söylenebilir:
Yeni Coinlerde, Ayağı yere sağlam basan coinler, çok güzel bir çıkış yakalamış.

 

Tabi burada, Tr-on örneğinde olduğu gibi;
-ecek, -acak diye konuşmalar bir yere kadar taşısa da Somut İcraatlar olmadığında piyasanın doğal olarak aksi yönde davranması  gayet normal.

Ek olarak, yeni coinler için, ne kadar yatırım aldıkları da bir indikatör olabilir. Tamam ben değil ama birileri N Milyar$, X milyon$ yatırım yaptı ise bu; birileri bu kadar parayı yatıracak kadar projeye güveniyor demek.
Diğer açıdan;  yazılım ve geliştirme ekibinin elini inanılmaz rahatlatacak, gerekli personel sayısını kolayca arttırabilecek, tanıtım toplantıları ve etkinliklere katılacaklarında “10 kişilik uçak bileti şu kadar yapacak, bir de dönüşü var” gibi düşüncelere kapılmayacaklar demek.

Altcoinler için seçim yaparken bu tür nüanslar faydalı olabilir 😉

Benim dışımda farklı görüşler de alalım:


Görsel: celebritiesnosejob

Yasal Uyarı:
Yatırım Tavsiyesi Değildir

Yapacak Olduğunuz İşlemlerin Tüm Sorumluluğu Kendinize Aittir

Borsa’da At Yarışı :)

Biraz önce, dün yazmış olduğum Bitcoin yazısındaki grafiğe baktım. Rakamsal değişiklikler var elbet ama ilk bakışta göze çarpan grafiksel bir hareket yoktu. Küçük, “burun farkıyla” denilebilecek oynamalar vardı. Bu, yaşadığım /ve tahmin ediyorum ki hala yaşanan/ bir olayı hatırlattı.

Çok önceden, bir sebeple borsa salonlarından birisine gitmem gerekmişti; 20+ kadar kişi şimdilerin ultraHD ekranlarından biraz daha büyük bir perde önünde oturuyordu. Ekrana aynı anda yüzlerce hisse senedinin anlık fiyatları yansıtılıyordu. A kişisi, Banu’ya “1000 Lot THY 8.80’den Alış” diye sesleniyor. Bir başkası “Banu Konya 100 lot 14.40 satış” diyordu. Banu ortamdaki kişileri tanıdığı için onlar adına AL-SAT düğmelerine basıyordu. Cep telefonları yoktu ama internet vardı, “Herkes kendi işini kendi yapabilir aslında” diye düşünmüştüm.

Aradan bir kaç / üç beş yıl geçti, Altın Oran‘ı araştırırken, yanda “borsa altın oran” videosu dikkatimi çekti ve “Ne alaka?” diyerek tıkladım. Ve bir tık bir sürü şeyi değiştirdi 🙂 Bilim kurgu filmlerindeki elektrikle beslenen yaratıklar gibi yoğun bir şekilde haftalarca PC başında araştırmaya devam ettim.

O tıktan aylar sonra, şu “internet varken bi salona ne hacet” dediğim şeyi uygulamaya başlamıştım. Matriks kullanıyordum. İtiraf etmek gerekirse Türkiye’de yazılan bir programdan beklediğimden çok daha fazlası Matriks’te vardı. (estetik hariç). Ki Gebze Teknokent’te bulunan yazılım ekibi halen yeni özellikler eklemeye devam ediyor.

Aradan yine bir kaç yıl daha geçti. Yine o borsa salonuna uğramıştım. Ekrana yansıtılan görüntünün Matriks olduğunu saniyesinde anladığım gibi, yansıtan kişinin neler yapsa daha iyi olabileceğine dair en az beş altı tane önerim olabilirdi.

Yalnız bu kez uğradığım vakit akşam saatleriydi. Borsa’nın kapanışına denk gelmişti.
Gözlerimin önünde, Şaşırtıcı – Komik – Üzücü – Aydınlatıcı bir 59 saniye yaşandı:

Hadi oğlum, Hadi be koçum, 5 puan daha.. az daha..

WtFisTis?

Ganyan bayisi mi Borsa salonu mu? Kapanışın son dakikasında ikisi bir birine karıştı..

Şaşırtıcıydı: Çünkü şaşırtıcıydı.

Komikti: Çünkü komikti.

Üzücüydü: Yıllardır baktıkları ekranı araştırma gereği duymamışlardı, araştırsalar en azından alt ve üst kademeye yazılmış emirleri görebilirlerdi. Dizginleri kendi ellerine alabileceklerinden habersiz, at yarışı izler gibi izliyorlardı.

Aydınlatıcıydı: İnsan canlısı, matematiğe rağmen duygularıyla hareket eden bir canlı. Bu yüzden yeterince soğuk kanlı birisi ya da bir yazılım karşısında şansı çok çok az. Kazanmak istiyorsan, herkesin duygusal davrandığı zamanlarda sen matematiksel davran.. 😉


Görseller: matriks, haberturk

 

Bitcoin 6500 Barajını Geçebilecek mi?

Bitcoin Haziran’ın ortası ve sonunda 2 defa 5750 desteğine gelmiş ve ikisinde de buradan destek alarak yükselmişti. (evet çift dip / W” formasyonu )
İkili dip görünce beklenti; W yüksekliği kadar yeni bir yükseliş olmasıdır. Nitekim öyle de oldu.

“Nitekim” yazdım, Cem Karaca’nın Raptiye Rap Rap şarkısı geldi aklıma. Dolar gündemine “de” taş attığı için 😉 hem yazıya garnitür olması hem de ortama sanat bulaştırmak için parantez içinde bi göz atıversek mi 🙂

(

 

Hanimini hüppen dezigi banna rap rap, Kefeştetayyuş illede kıtmir rap rap
Köşeleri möşeleri dön baba dönelim rap rap, Raptiye rap rap zaptiye zap zap rap rap
N’aber nitekim gene geldi şapka rap rap, Ben sana hayran, Sen cama tırman
Yok içmeye bir şişe bile ayran, Nene gerek senin taht-ı revan
Maaşta gırtlak gırtlak gırtlağa rap rap, Bir de kitap okuyor bakın şu çatlağa rap rap
Liberal, miberal malı kap, götür al rap rap, Eriyor liralar, mark kap, dolar al rap rap
Bul bir kaşalot toriğini işlet rap rap , Bir koy üç al üçünüde beşlet rap rap
Raptiye rap rap zaptiye zap zap rap rap, N’aber nitekim gene geldi şapka rap rap
Üf baba bu ne be fotoğraf makinesi, U, a, u, a, u, a, Lambada markası
Şarkıyı burda yasaklasak da mı saklasak [2018!], Oh George
Şarkıyı yoksa yasaklamasak da mı saklasak, Oh George

) Nerede kalmıştık.. parantezi kapatıp devam edelim..

W’nin boyuna bakalım:

6300 seviyesinden, 5850 seviyesine kadar baktığımızda W’nin yaklaşık 550 puanlık bir yüksekliği var. Demek W’nin üst sınırından itibaren 550 puan daha yükselecek. Yani 6300 + 550 = 6850 seviyesine beklemek ve oraya yaklaşırken eller satışta beklemek lazım deMiyorum elbetteki 🙂 Bu seviyelere yaklaştıkça, KOŞULLU EMİRLER ile Stop Loss seviyesini yükseltmek lazım.
// Trade.io platformunda Takip Eden Stop Loss olacağına dair söylentiler var. Öyle olursa, Yüzde cinsinden, satış seviyelerini otomatik yükseltmek çok tatlı olur 😉

Aa aa? 6850 Fibo seviyeymiş 🙂

Ne tesadüf di mi 😉

E şimdi Fibo’yu öyle pat diye geçmek zor.. biraz geriye çıkıp şu W çetesinden biraz  güç toplayıp öyle mi gelsek.. 🙂

Böylece Bitcoin uzun zamandır hasret kaldığı bir yükseliş için koşuya başladı.. Bu kadar hasrete dirençleri kırarak ilerleyen Bitcoin, Korkaklık çitasına takıldı. Hani aslında bir çetenin içinde olmaması gereken tipler olur. Karşı tarafı güçlü sandığında hemen yan çizmeye başlar.

Bitcoin hakkında resmi kurumların (SEC) vereceği kararın ertelenmesi işte bu iktidar/güç uşaklarını korkuttu ve 8500’e kadar çıkmış olan bitcoin, geri 5800‘lere kadar geldi. (Ripple’cılar gibi bunlar da Coin’lerin felsefesinden zerre anlamayan, soyu tükenmesi gereken kişiler. Yanlış anlaşılmasın Bitcoin düştüğü için kızmıyorum, coin bu; iner de çıkar da. Bu arkadaşlara, oksijeni israf ettikleri için kızıyorum)

 

Yeniden 6500 Barajı

Bitcoin daha önce iki defa olduğu gibi yine 5800 seviyelerinden toparlandı ve şimdilerde ~6500 Fibo seviyesi ile güreş halinde. Bu güreşi kaybederse pek hoş olmayacağı için hangi seviyelere inebileceğini başka yazıda inceleMeyiz umarım..

4 Saatlik Grafikte, kalın ve mor olan Ağırlıklı Ortalamayı geçmiş olduğunu görüyoruz. Bir de çok güçlü olmasa da açık mavi bir destek çizgimiz var. Bu ikisi Fibo ile olan mücadelesinde Bitcoin’e destek olabilirse bu sefer 10000‘e sıçramak isteyebilir.
// Ne güzel konuştum, ağzım bal yesin :))


Yasal Uyarı:
Yatırım Tavsiyesi Değildir

Yapacak Olduğunuz İşlemlerin Tüm Sorumluluğu Kendinize Aittir

BtcTürk’ün USDT Bacaklı İşlemlere Başlaması

Borsalara STEEM çağrısı yaptığımızda, en bürokratik duruşu BtcTürk sergilediği için işlem ağırlığımı Koineks‘e kaydırmıştım.

Bununla birlikte ilk göz ağrımız olduğu için, BtcTürk’ün gönderdikleri bültenlere zaman zaman şöyle bir göz atıyorum. Son gönderdiklerinden birisinde USDT bacaklı işlemlere başladıklarından bahsetmişlerdi. Bu çok güzel imkanlar sunabilir 😉 //Koineks de USDT’ye başlarsa, aşağıda anlatacağım türde işlemlerde, çağrımıza daha sıcak yanıtlar verdiği için Koineks’i önceleyeceğim kesin.

Neden USDT Seçeyim ki?

USDT (Tether) hakkında bolca söylenti varken USDT riskli değil mi? Bitcoin için de bolca + bolca söylenti var. Devlet garantisi gibi şeyler istiyorsan seni şöyle alalım..

Coinler ve Tether özelindeki durumların farkındaysan devam edelim..

Önceki akşam bir arkadaşa neredeyse AYET keskinliğinde kurallardan bahsetmiştim. O yorumdan burada alıntı yapmak isterim:

Dün 7’yi geçecek diyen arkadaşa GRAFİKLERE göre konuşmuyorsun demiştim, Sabah Borsa yazısı yazıp öyle evdn çıktım. Öğlen arayan arkadaş 6,50’den çıkayım mı diye sorduğunda Hayır çıkma deMedim.

Ama bunların hiç biri önemli değil. Önemli olan; her daim Finans Ayetleri’ne 🙂 uyuyor olmak:

1) HİÇBİR ZAMAN: Paranın tamamıyla tek seferde işlem yapma. (iki seferde de yapma.. üç? hayır!)

2) DAİMAdaha Alırken Koşullu Emirlerini gir (örn: Düşüş için StopLoss. Yükseliş olursa, StopLoss çizgini yükselt, her yükselişte daha yukarı taşı)

3) DAİMA: Kum Saati kullan.

Bu yazıda vurgulamak istediğim kısım KOŞULLU EMİR.

 

Diyelim BtcTürk üzerinde, 1700 eth/tl fiyatından 1000 TL’lik (0,588 adet) Ethereum aldınız.
Daha sonra grafikleri incelediniz, destek çizdiniz, direnç çizdiniz, türlü indikatörlere ve elbetteki Fiyat’ın kendisine baktınız. Sonra şu çıkarımda bulundunuz:

“1700 TL’de direnç var. Bunu aşağı kırarsa işler daha da kötüleşebilir.”
ve bu yüzden
“1700’ün altını görürse 1695’ten SAT” şeklinde KOŞULLU EMİR girdiniz.

Gerçekten de dediğiniz gibi oldu, 1700 altına doğru sert düşüşler yaşandı. 1650 1600 1550 1500’ü gördü.

Yalnız, siz satış yapıp beklerken, TL’de bekliyordunuz.
// Aslında bu da başka bir Ayetimsi olabilir: ASLA TL’de BEKLEME.
(bunu son günlerin gazı ile söylemiyorum, bkz: 9 ay önceki yazımdan: Dolar kelimesini öğrendiğim günden bu yana Dolar artmakta)

Bir sonraki işleme girilecek noktayı beklerken, TL’de beklediğimiz için;  elimizdeki/BtcTürk cüzdanımızdaki paraya hiç dokunmadığımız halde  Doların ateşiyle dondurma ya da çikolata gibi eriyecek.

Yani Etherum’un Dolar cinsinden düşüşünden kaçmak için saklanılan yer bir liman değil yanlış yöne doğru hareket başka bir gemi olduğu için, verilen koşullu emir, reel manada bir tedbir sayılmayacak.

 

Tersinden düşünelim

Ehtereum düşecek diye ETH satmak istiyoruz ama bunu TL değil de USDT pazarında satmış olursak, Beklerken de kazanıyor olabiliriz 

Cümlenin soruna göz kırpan emoji gayet güzel yakışmışken, birisi şunu sorabilir:

–Sen göz kırpıyorsun ama burası borsa, 3’ten alıp 4’ten satıyorsun ama karşındaki başka bir insan, bu adil mi?
–Her gün 3’ten alıp 5’ten satarak seni kazıklayan marketten/bakkaldan/mağazadan alış veriş yapıyorsun. Bunu onlara da söyle 😉

// zincirleme devam ettirebilirim aslında ve sonraki 5,5 milyar yıl için teorik bir çözümüm de var aslında ama bu yazının konusu değil 😉


Görsel: BtcTürk

 

Yanlış Yere Bakıyorsun: Borsa’ya Bakmalısın

Resimdeki Kızı ve Kuşu gördün ve çoğu kimsenin görmediği şeyleri görebildiğini düşünüyorsun değil mi?
Peki, Ayı ve Kaplan? Geyik nerede görüyor musun?

Pek çok kişi DOLAR’la meşgul.

Şu kadar çıktı, bu kadardan alıp bu kadardan sattım/satacağım, aldım/alacağım.. Dediğim seviyeye gelirse biraz daha satacağım/alacağım.

Kahir ekseriyetin yapmadığını yapan, alkışlarla takdir ettiğim azınlık bir gurup daha var:
Asıl Tarihçiler.
?
Hani tarihin meşhur ama goy goy sloganı var ya:

Geçmişini bilmeyen geleceğe bakamaz. Tarih geçmişten ders alıp geleceğe bakma sanatıdır. vik vik..

 

Hodri Medyan! Bana deyin ki “bizim ortaokul/lise/üniversitede öyle bir tarihçimiz vardı ki, 300 yıl önceden alır ve buna göre GELECEK’ten bahsederdi”.

Geçmişe bakıp geleceği tahmin etme işini gerçek manada yapanlar: Teknik Analizciler.

Ayakta Alkışladıklarım

Bir de Teknik Analizcilerin Kahir ekseriyetin yapmadığını yapan, Ayakta alkışlarla takdir ettiğim azınlık bir gurup daha var: Kimsenin bakmadığı yere bakanlar.

Bunlar aylar öncesinden DOLAR’ın sıçrama yapacağını zaten tahmin etmişler ve olası seviyelere (seviye değil seviyeLERE) Satışlarını çoktan yazmışlardır.

Ama daha güzeli, Kar CEPTE güzeldir diyerek, kar ederek çıkacakları bu satışın bir kısmını ayırıp, yatırım kısmıyla BORSADA olası seviyeler için Emir vermişlerdir.

Hatırlayalım:

Borsa ve Dolar ters hareket ediyordu 😉